Wordset: Play
    
dev, dev gibi, kocaman
yöresel, bir yere özgü
dikdörtgen şeklinde
kazıp çıkarmak; ortaya çıkarmak
cila, vernik; verniklemek
birden artmak, fırlamak; havai fişek
genel, evrensel
baştan başa, boyunca, süresince
doğum izni
annelik; gebelik
demografi, nüfusbilim
yüzünden, -den dolayı
dikkatli, özenli, itina
yenilikçi
aynı, tekdüze; düzenli; üniforma
yön, taraf, yüzey
safrakesesi taşı, safra taşı
devretmek, miras bırakmak
kutsal kabul etmek; mabede koymak
aşırı, ölçüsüz, dengesiz
uğursuz, meşum, talihsiz
teşhis, tanı, belirtme, gösterme
zahmete değer, uğraşmaya değer
cahil, okur yazar değil
ilerleyen, gelişen; aşamalı, kademeli
koy, körfez; giriş, ağız
bulaşık yıkama; el yüz yıkama
olmasa, olmasaydı
doğu; yöneltmek, yönlendirmek
bilimsel inceleme, tez, deneme
kaçınma, atlatma, kurtulma
açısından
çeşme suyu
kapsamak, kuşatmak
ertelemek, oyalanmak, ağırdan almak
nedeniyle, -den dolayı
gemici
tepe, doruk
önyargılı, yanlı, etkilenmiş
şişman, obez
yanma, tutuşma
benzetim, taklit
bölen; payda
toplam, bütün; birleştirmek, toplamak
edebi kültür, okuryazarlık
insan eliyle yapılan şey
yığın; kümelenmek
başucu, zirve, doruk
kısaltmak, özetlemek; azaltmak
kabullenmek, razı olmak, katlanmak
öfkeli, kızgın, sinirli
özellikle; sadece, yalnızca, sırf
işitsel, işitme
huzurunu kaçırmak, rahatsızlık vermek
açık, aşikâr, meydanda
-e gelince
destansı, destan
dikkatsizce, yanlışlıkla, kazara
kültürel yapı, ahlâki değer
simsar, komisyoncu, tefeci
güç, yaşama gücü, kuvvet
çarpmak, fırlamak, ses yapmak
davacı, şikâyetçi
almak, kaldırmak; girişmek, başlamak
suç işlemek
kanun, statü, yasa
acı, dert, keder, üzüntü
telefonu bağlamak, bağlamak
ağır basmak, daha ağır gelmek
anket, soru kâğıdı, soruşturma
başlatmak, neden olmak
genel af, af
yukarıda, tepede, havada
şamata, curcuna, gürültü
ertelemek
oyuk, çukur, boşluk
gökyüze ait, göksel, cennetsel
yöntem değiştirme, geçiş
hoşgörülü, merhametli, şefkâtli
ruh, akıl
korkutmak, ürkütmek
aşağılayıcı, küçümseyen
borç, zimmet
kenara koymak, biriktirmek, kaldırmak
özümlemek, sindirmek, özümsemek
hafife almak, küçümsemek
yaymak, dağıtmak; dağınık
acımasız, merhametsiz, insafsız
devlet desteği, para yardımı
kabul etmemek, çıkarmak, hariç bırakmak
ertelemek, sonraya bırakmak
kastetmek, üstü kapalı söylemek
dayanışma, birlik, beraberlik
deniz kazası, gemi enkazı
cisimleştirmek, somutlaştırmak
bol olmak, çok olmak, dolu olmak
antika, eski sanat eseri
geri çekilme, dönüş, gerileme
batıl inanç, hurafe
pata (satranç), çıkmaz
çılgınca, delice
ıtici, antipatik, iğrenç
başkaldırmak, isyan etmek
maya, köpük, coşku
burun, genizden gelen
tamamlamak
acımak, üzülmek, teessüf etmek
ertelemek, tecil etmek; uymak, boyun eğmek
yağmalamak, talan etmek
yaygın, çok bulunan, salgın
kota, kontenjan, pay
keşif, arama
hatırlayan, anan, hatırlatan
dinç, dirençli, kuvvetli
heykel, heykelcik, heykeltraşlık
gezi, gezip görme
kulak misafiri olmak, kulak kabartmak
yan anlam, çağrışım
fincan tabağı, çay bardağı tabağı
klişe, basmakalıp söz
kanuni, yasal, meşru, resmi
nişastalı, karbonhidratlı
çeşit, tür
şan, şeref, ün, ihtişam
dedikodu yapmak, çene çalmak
yaramaz, haylaz, edepsiz
itiraf etmek, kabullenmek
sağlamlaştırmak, pekiştirmek
kirletmek, bozmak, bulaştırmak
yanlış yönlendirmek, şaşırtmak
kavrama ile ilgili, idrak ile ilgili
cereyan, hava akımı
dengelemek, denkleştirmek
özür, mazeret, savunma
esas, asıl, gerçek
karanlık, loş, belirsiz, karışık, anlaşılmaz
yıkıcı, huzur bozucu, tahrip edici
açmak, toplamak, temizlemek
soğutmak, yabancılaştırmak
alkışlamak, el çırpmak
arıza, bozulma
düzenlemek, kullanmak, ikna etmek
sürekli, aralıksız, daimi
yer ayırtma; şart, koşul; şüphe
meydana gelmek, doğmak, çıkmak
açık, belirgin, aşikâr
bereketli, verimli, zengin
anayol, ekspres yol, otoban
yürürlükten kaldırmak, iptal etmek
gün batımı, güneşin batışı
sıkıcı, can sıkıcı, bıktırıcı
gerilim, gerginlik
güçlü, kuvvetli, dinç, zinde
alkışlamak, övmek; beğeni
tarafsız, yansız, adil
göstermek, işaret etmek; atamak
rahatsız etmek, sıkmak, bezdirmek
kabul etmek, razı olmak
ışın; demet, hüzme; parlamak; direk, kiriş
kâtip; tezgâhtar
taslak; para çekme; askere alma
boş, nafile, beyhude
uzmanlık, ihtisas
kesilme, bozulma, parçalanma
sonuç, akıbet
zorlama, baskı, zor
suçlu, zanlı, sanık
iyi anlaşmak, iyi geçinmek, anlaşmak
önce gelmek, önce olmak
dikkatli inceleme
kabuk
tekrar etmek, tazelemek
kasvetli, loş ve sıkıntı verici, kederli
ergenlik
sefalet, yoksulluk, acı
sert, sağlam, zorlu, çetin
böcek zehiri, zararlı bitki zehiri
güven, inanç, itimat
öncü; öncü olmak, çığır açmak
duyu, his, algı; heyecan; sansasyon
teşvik etmek, özendirmek
dolayı, yüzünden
uymak, uyumlu olmak
çevrelemek, kapatmak, kuşatmak
saygılı, düşünceli, nazik
dosya; eğe; sıralamak; kayda geçirmek
çarpmak, kırılmak, parçalanmak
yalvarmak, yakarmak, dua etmek
doğurgan, çabuk üreyen
gıpta etmek, imrenmek, gözü kalmak
toplantı, kongre; montaj, kurgu
tam, tüm, etraflı, kapsamlı; önlük, tulum
maruz kalma; teşhir; poz; cephe
türetmek, kaynaklanmak
şipşak, şipşak fotoğraf
kaynaklanmak, meydana gelmek
sezgi, sezi, önsezi
çaresiz, umutsuz, her şeyi göze almış
etkileşim, birbirini etkileme
salgın, yaygın
engel, sakınca; vergi iadesi
yıldırmak, hevesini kırmak, cesaretini kırmak
zorunlu, mecburi, kaçınılmaz
pakt, anlaşma, sözleşme
zirve, doruk, tepe
mıknatıs
portre, vesikalık fotoğraf
komplo, entrika, fesat
boy, cüsse, hacim, yığın; çoğunluk
şımarık, arsız
safha, evre, faz, aşama
ima etme, bulaştırma, içerme
kavramak, anlamak; emmek, yutmak
gözünde canlandırmak
uzatmak, germek, yaymak
manzara
ruh, can, maneviyat; ispirto; saf alkol
kazma, hafriyat, kazı
son, kesin, kati, inandırıcı
yokuş, bayır, eğimli yer
izin vermek; ruhsat, izin belgesi
üst, üstün, yüksek
para, para ile ilgili, parasal
besin, gıda, beslenme
yedek, fazla, boş, az
yerleşim; anlaşma, uzlaşma
poz vermek, tavır takınmak
ileri, ileriye, beri
birlikte gelmek, eşlik etmek
kenar, uç, ağız
zenginlik, refah, bolluk
depozito, teminât, emanet; tortu, çökelti
sınır, hudut
kültürlü, içerikli, bilge; komplike
gelişmek, büyümek
tahmin etmek, değer biçmek
bir sonuca varmak
boğmak, boğulmak
uğraş, iş, meşguliyet
oluşturmak, bestelemek
kusur, arıza; sığınmak; terketmek
karışıklık, dağınıklık
izlemek, izinden gitmek; iz, ipucu; zerre
yenmek, aşmak, devirmek
ateşlemek, patlatmak; salmak
oturmak, ikamet etmek
cerrahlık, ameliyathane
banliyö, varoş, kenar mahalle
yetersiz, eksik
tanıdık, aşina, yaygın
ayırmak, bölüştürmek
ilerlemek, devam etmek; olmak
aya ait
ındirim, düşürme, azalma
esas, temel, ana
geciktirmek, durdurmak
rahatsız etmek, sinirlendirmek
davranmak, hareket etmek
zihinsel, akılsal; kaçık, deli
meclis, kurul, konsey, yönetim kurulu
ekin, ürün, mahsul; kırpmak
yeterli, kâfi, yeter
yaygın, genel
devam ettirmek, sürdürmek
tutulmak, moda olmak; anlamak
rahatsız etmek, zahmet vermek
ağır, acı, şiddetli, keskin
koşul, durum, olay
kazanmak, elde etmek
sözleşme; büzülme; hastalık kapmak
sermaye, varlık, hisse senedi, tahvil
eve ait, ailevi, iç, yerli
takdir etmek, değerini bilmek
baş, ana, en üst rütbeli
karşılaştırmak, mukayese etmek
kurmak, teşkil etmek, oluşturmak
hizmet etmek, servis yapmak
zıt, karşıt, aykırı
konferans, ders; konferans vermek
hayati, çok önemli
iklim, hava, bölge
fırsat, ortam, durum, olay
kıta, anakara
personel, kadro, kurmay
karşın, rağmen
lay
yerleştirmek, sermek
eksiklik, noksan, yokluk
eski, çok eski
iş, uzmanlık alanı, meslek
tasarlamak, düzenlemek
meslektaş, iş arkadaşı
istemek, talep etmek; iddia etmek
bakan, vekil
yıldırmak, caydırmak
özne; konu; mecbur etmek
çalıştırmak, iş vermek
motor, makine, lokomotif
bölge, yöre
kurmak, yerleştirmek; saptamak
açıklama, hesap
büyük, önemli, başlıca; branş; binbaşı
benzememek, farklı olmak
tarife, gümrük vergisi
biçimsiz, şekilsiz, çirkin
sulamak
(bir taşıtın) içinde, içine
gerçekleştirmek, başarmak
hasta; sabırlı
görüşme, mülakat; röportaj yapmak
küre
işçi, çalışan, personel
gergin; germek; kip, zaman
zarf, belirteç
köpüren, köpüklü
isim fiil, ulaç
giderme, uzaklaştırma, nakil, taşıma
kızartmak, kavurmak; et kızartması, rosto
marangoz; doğramacılık yapmak
posta ücreti
aklamak, beraat ettirmek, muaf tutmak
köylü
bakış; bakmak; ilgilendirmek; saygı
tesis; bitki; dikmek
dantel, bağ; bağlanmak
civa
sanki, güya, sözde
kurşun, önderlik, rehberlik
buzul
zorunlu, mecburi
maydanoz
fig
incir
wig
peruk
dye
boya, boyama; boyamak
yemek tarifi, reçete, tarife
nadiren, seyrek
kısmak, kısaltmak
azaltmak, eksilmek, küçültmek
uygulamak, tamamlamak
kaçınmak, sakınmak
hemen hemen, neredeyse; gerçekte
katlanmak, tahammül etmek
ile ilgilenmek; üstesinden gelmek
uygulamak, gerçekleştirmek
kalkışmak, yola çıkmak
usta, mahir, uzman
kaçmak, uzaklaşmak
çatal bıçak takımı
rakip, rekabet etmek
müsriflik, israf; aşırılık, ölçüsüzlük
iki manalı, müphem
denetlemek, muayene etmek
akla yatkın, makul
garnizon
temelinden yıkmak
ariflik, akıllılık, zekâ
idareli, tutumlu
yerine geçmek, yerini almak
soğuk
istila etmek, etrafını sarmak, kaplamak
insafla, adaletle
övmek
mal sahibi, mülk sahibi
tekrarlamak
aynı zamana tesadüf ettirmek
boğuk, kısık, boğuk sesli
ithamname, suçlama
süresi sona ermek
el yordamı ile aramak veya yürümek
devirmek, devrilmek
merhamet, acıma
cesur, pervasız
tehir etmek, ertelemek
saf, halis, bürümcük gibi, bayağı
dünyevi, lâik
bastırmk; yatıştırmak
onarmak, tamir etmek
haberdar olmayarak, unutkan, ilgisiz
aşırı, fahiş, çok fazla
sadakat, hürmet
sevinçli, çok sevinen ve övünen
çok derin, engin
sisli, dumanlı, puslu, belirsiz
üst makama müracaat, savunma, rica, mazeret
detaylı açıklamak, tefsir etmek
önemsiz
lezzetli, makbul
germek, zorlamak; süzmek; gerilim; soy
araştırma
maksatsız dolaşmak, dağınık konuşmak
kulak vermek, dikkat etmek
neşeli ve gürültülü, şen, eğlenceli
iftira etmek
ezberden okumak
katliam, büyük insan kaybına uğrayan yangın
büyük ırmağa dökülen daha küçük bir nehir
devamlı, sürekli, dayanıklı
pis, nahoş, hoşa gitmeyen alçak
haşin, merhametsiz
iki olay arası
büyük konak, malikane
tehlike
vaha, çöl ortasında sulak ve veimli arazi
artırmak, yükseltmek
tadilat yapmak
ağır, yoğun, güç
aşmak
yönelme, meyil
bir yandan bir yana uzanmak
mutaassıp, bağnaz; aşırı gayretkeş kimse
fazla düşünmeden süratli olarak konuşan
zindan, hapishane
erozyon, aşınma
acayip, tuhaf
uzun ve derin yara, bıçak vs. yarası
azimli, dayanıklı, direşken
yalanlamak, delillerle reddetmek
kışkırtmak, teşvik etmek, ikna etmek
telaşlı, yoğun
müteakıb
kaçmak, uçup gitmek
küçük parça, grup, kesir
filizlenmek, çimlendirmek
inanılmaz
çöp, döküntü, sedye; karıştırmak
başlamak, başlatmak
tug
kuvvetle çekmek
sürekli olarak, devamlı olarak
arada sırada başgösteren, vuku bulan
ince, kibar, ince zevk sahibi
çetin bir tecrübe; çile
gözden kaybolmak, yok olmak
saygı, hürmet
aceleci, çabuk, üstünkörü
alelacele, ihtiyatsız; kaşıntı
kökünden sökmek, yoketmek, mahvetmek
sona ermek, son vermek, bitmek
tehlikeli
soğukkanlı, sakin, ağır tabiatlı
sanmak, zannetmek, tahmin etmek
ayırmak, bölmek, koparmak
yaymak, atmak, neşretmek
ahmak kimse, aptal kimse
hafif; ışık; yakmak
kaldırmak, yükseltmek
vukuu yakın ve muhakkak
sayfa kenarı
yılankavi, dalgalı
geniş saha veya meydan
istifade etmek, istismar etmek, sömürmek
topallamak, aksamak
uzlaştırmak, barıştırmak
en aşağı nokta veya safha
yıkılmak, yuvarlanmak, düşmek
rol
ikna etmek, razı etmek
atlamak, ihmal etmek; yapmamak
düşünüp taşınmak
üzmek, kızmak, sinirlenmek, endişelenmek
inanılmaz derecede, müthiş
şikayet etmek, mırıldanmak
gelişigüzel, rasgele
tekamül etmek, gelişmek
muhafız sıfatı ile refakat etmek; koruma, eşlik
inatçı, dikkafalı
karamsar kimse, kötümser kimse
yaramazlık, şaka, şeytanlık
prestijli, tanınan
öldürmek, katletmek
iki veya daha fazla şirketin birleşmesi
düşmanlık beslemek, kavga etmek
takatten düşürmek, zayıflatmak
öngörmek, kehanette bulunmak
sendelemek, kekelemek, duraklamak
yaş, rutubetli, nemli
yumruk yada sert bir cismin darbe sesi
yemiş bahçesi, meyva ağaçları
nöbetçi, nöbetçi asker
engellemek
yığmak, üstüste koymak
sallamak, titretmek
yumuşak, balmumu gibi
edepsiz, korkunç, rezilane
hasta kimse, yatalak kimse
birinin işine karışmak, kurcalamak
avuçla vurmak
koyulaştırmak
gelecek nesiller, soy
fakir kimse, yoksul kimse
sip
azar azar içmek; yudum
ince, seyrek, sağlam olmayan
bir yandan öbür yana geçmek
obur, açgözlü
işkence, eziyet
lokma
yatıştırmak, dindirmek, teskin etmek
köye ait, köylü gibi
tehlikeli
haşur huşur yemek, sesli çiğnemek
çalmak, aşırmak
şal
titrek yanmak, yanıp sönmek
acemi kimse, çırak, yeni başlayan
başarmak, muvaffak olmak
söylev, hitabe, nutuk
rasgele, gelişi güzel
gelir
titiz, çok.dikkatli
hayret verici iş, hüner gerektiren şey, beceri, ustalık
tükenmiş, yorgun, bitkin
ayartmak, baştan çıkarmak
sinirlendirmek, kızdırmak, tahrik etmek
iyice ıslatmak, sırılsıklam etmek
sığ nehir geçidi
akılsız, aptal, budalaca
ufak köy, birkaç evden oluşan köy
ganimet, yağma
uzun bacaklı ve zayıf
matem tutmak, biri için ağlamak, dövünmek
çok sık ağaçlı ve vahşi orman
velvele, gürültü
lid
kapak
hoe
çapa
muziplik, aldatmaca, şaka; gırgır geçmek
üstü kapalı söz, ipucu
el altında
hedef, amaç
meal, öz, ana fikir, özet
hakiki, gerçek
gem
kıymetli taş, mücevher
büyülemek, cezbetmek
kıtlık, genel açlık
kuş, kümes hayvanı
nehrin öbür sahiline geçirmek
çalışmak, gayret etmek
ninni
karıştırmak, katılmak
zorunlu, gerekli, önemli
yükseklerde uçmak
sır vermek, güvenmek
belirsiz, kararsız, muğlak
loş, alacakaranlık
parıltı; parlamak
nefret etmek, hoşlanmamak
çalışkan, hamarat, gayretli
baş, ilk, en önemli
başarılı; müreffeh; zengin
görme, görüş; gözlemek
dolandırıcılık; hile; sahtekar
gizlemek, örtmek
güverte, üst kısım; deste
sinsi; sessizce sokulmak, gizlice girmek
rüşvet; rüşvet vermek; ayartmak
kin, garez, hınç; isteksiz olmak
sue
dava açmak, mahkemeye vermek; rica etmek
çarpma, darbe; toslamak; tümsek
korkak, ödlek, alçak kimse
556 items.
Contact - About - Help - Switch Theme