Wordset: Play
    
dalgın, düşünceli
kuru vadi
majestic; royal
aval aval bakmak; sakar kimse
küstah, haddini bilmez, cüretli
gal
kız, kadın
bukalemun
meteliksiz, zügürt
çakıl; taş
müşteriler; müvekkiller
kemirmek
felç, inme
elektrikli süpürge
tefeci dükkânı
kaçamak, bahane, hile
provocation of dissent, act of promoting rebellion
öcü, umacı
amonyak
bamya
disease, plague, scourge; destroy, ruin
untidy, poorly dressed
korkudan sinmek; yaltaklanmak
tutumluluk, sadelik, kanaatkârlık
veba, salgın ve öldürücü hastalık
eski erkek öğrenci, mezun erkek
hastalıklı, marazi, marazi şeylere ilgi duyan
unutma; dikkatsizlik
gözüpek
nedime, geline eşlik eden kız
eğilmek
anlaşmazlık; tutuklamak
cob
mısır koçanı
aynen; denden (işareti)
ayırıcı, belirgin, özel
dolambaçlı; hileli; sinsi, hilekâr
döküntü, taş döküntüsü
onaylamak, tasdik etmek
korkunç, tüyler ürpertici
ön sezi
pislik, çamur, gübre
saptırmak, dönmek
sargı bezi, kumaş tiftiği, pamuk tiftiği
yakını ölmüş; matemli
kalple ilgili
lezzetli yiyecek içecek
tutku, eğilim, meyil
harika, dahi
farkinda olmadan, bilmeden
kol düğmesi
hile, kurnazlık; ayartmak
geçit, boğaz; tıkınmak
su yosunu, deniz yosunu
tux
smokin
geçirimsiz, etkilenmez, vurdumduymaz
kızdırmak, düşman etmek
yoldan çıkmak, sapmak
kılık, dış görünüş
sabırsız, yerinde duramayan
hayalet; görünme
otonom, özerk
yardim, destek, himaye
yarasız, incinmemiş
soy; soyağacı, şecere
günah keçisi, şamar oğlanı
tenezzül etmek, lütfetmek
fıçı, varil
saldırgan
toplanmak; içtima
küçük bakkal; şarküteri; şarap mahzeni
casusluk
pike, başaşağı dalış
gafil avlamak, hazırlıksız yakalamak
haçlı seferi; savaşmak
çağrı cihazı
bozuk; karmakarışık; yanlış
oyalanmak, vakit kaybetmek
ateşkes, mütareke
kiler, ambar
cezalandırmak, kırbaçlamak
donanma
müzakere, toplantı
kirletmek, lekelemek
basmakalıp söz, beylik lâf
korkunç, ürkünç, dehşet verici
yabancılaşmış, uzaklaşmış, ayrılmış
işaret etmek, belirtisi olmak
kökünden sökmek
balya; balyalamak
dürüst, doğru; dik
gıcırtı; gıcırdamak
dolandırmak, kandırmak
yanma, tükenme
beklemek
saldımak, atılmak; hamle
avukat, dava vekili
bilemek
azılı, asi, ele avuca sığmaz
espri, şaka; ukalalık
sendelemek, devirmek
dingil, eksen, mil, aks
alçalmak, yaltaklanmak
tarçın
küçümsemek, alayla gülmek
kefaret, tazminat
tığ işi, kroşe; tığ ile işlemek
kasa, sandık
ganyan bayi
midye; buruşmak
şövalyelik; mertlik, kibarlık
ekşi; aksi; sokak kızı
titiz, zor beğenen
tasfiye etmek; baştan savmak
koyun eti
kral katili, kralı öldürme
tüy; makara; bobin
azarlamak, haşlamak; derisini yüzmek
pantolon
isyancı, asi
pul, tanecik, ince parça; topaklanmak
yolsuzluk; yanlış tedavi
uşak; dalkavuk
tapınak; türbe
somurtmak, surat asmak, küsmek
sendelemek, bocalamak
berbat etmek, becerememek
engellemek; karşı gelmek
sakatlamak
mızrak, zıpkın; mızraklı süvari
haykırmak, bağırmak
keklik
cesur, yiğit
bayrak; pankart; manşet
oaf
sakar; hödük; budala
çakıl; kararlılık, metanet, cesaret
büyücü, sihirbaz, falcı
hadım, haremağası
cog
çark dişi, dişli çark; hile yapmak
hastalık mikrobu, patojen
gizlice anlaşmak, dolap çevirmek
erkek geyik
özel; sırrı paylaşan
eve dönüş, yuvaya dönme
taverna, meyhane, bar
ilgi, alaka, ilişki
dernek; birlik; küme, lig
iki hafta, onbeş gün
keşif kolu, öncü kuvvet, elebaşı
tıknaz, yiğit, kahraman
irinlenmek, iltihaplanmak
incik boncuk, değersiz süs
sadakat, bağlılık
kral naibi, saltanat vekili
küstah, saygısız, arsız
hanedan, sülale
aygır, damızlık at
akşam yemeği yemek
koruma, himaye; müşterisi olma
şövalye, silahşör
korkak, namert
serap, ılgım
yenmek, mağlup etmek
sıska, çok zayıf
hisar, kale
kalabalık, sürü; göçebe aşiret
hizmetçi kız; haspa
acayip, garip, gülünç, anlamsız
aylak, tembel; sarkmak
zampara
mahzen; yeraltı türbesi
parlak, bakımlı, temiz, şık
ale
bir tür bira
kaptan
dişi tilki; huysuz kadın, cadaloz
ıskartaya çıkarmak; seçmek
becerikli
sopa, çubuk, cop
kovulma, çıkarma, ihraç etme
kalıtsal, ırsi
satıcı, satış makinesi
yardakçılık; suç ortaklığı
merhem, krem, belesan yağı
fırtına, bora
meclis; özel toplantı
aşırmak; otlakçılık etmek
seğirtmek; kapıp çekmek
keklikotu, güveyotu
kıkırdak
dolaşmak, gezinmek, ayrılmak
kontrolsüz; histerik
yaltaklanmak; yavrulamak; açık kahverengi
goo
yapışkan madde
çiçekçi
vazgeçirmek, caydırmak
gereken para, araç gereçler
çıkmaz, kördüğüm
ağaçlıklı, ormansı, koruluk
çıtırtı; çatırdamak
saçma, saçmalık; saçmalamak
esnek, elastik
tavanarası, çatı katı
afyon
orb
küre; gözbebeği
coy
utangaç, çekingen; nazlı
rip
yırtık, sökük; yırtmak, koparmak
ışınlamak; aydınlatmak
takviye etmek, güçlendirmek
ilik; öz; sakızkabağı
gözlük
kendine gelmek, ayılmak, iyileşmek
göç, toplu göç
sızmak, süzülmek
sorgu, soruşturma, inceleme
tezat, karşı sav, zıtlık
çekinmek, kaçınmak
pancar
ilmik, bağ; ilmiklemek
orakçı, biçerdöver
isyan, ayaklanma, başkaldırma
daha az, daha küçük; ikinci derecedeki
ado
gürültü, patırtı, tantana
geçit töreni, gösteri
evlilik dışı
açılıp kapanan köprü, asma köprü
iyi huylu, sevecen; tehlikesiz
mutfakla ilgili
cehennem
meclis üyesi, kurul üyesi
aptallık, akılsızlık, delilik
ibik, taç; tepe, doruk
kontrplak
ayrıcalık, imtiyaz; kabiliyet
bulunması zor; anlaşılmaz
kahraman, şovalye
serpmek; suyla oynamak; uğraşmak
başvuru; yardım kaynağı
muhalif kişi, rakip, düşman
pasaklı, dağınık, pis, kirli
sövmek; lanet; herif, adam
imzalayarak çıkmak; yayını bitirmek
ferasetli; akıllıca, zekice
geçici; ara, fasıla
yamamak, yenilemek
hoş, keyifli, şirin, latif
bataklık kumu, kayan kum
lax
gevşek, yumuşak; savsak, ilgisiz
yazmak, tescil etmek
uyum, ahenk, birlik
ikili
avuç içi, aya; palmiye
hafif renk, ton; hafifçe boyamak
arıza süresi, aksaklık süresi
woo
kur yapmak
ummak, beklemek, tahmin etmek
bürokrasi; kirtasiyecilik
ambargo; yasaklamak
sabit eşya, demirbaş; tesisat
ticari marka, belirgin özellik
ihlal, tecâvüz
kaçık, deli, çılgın
yan; yan dal; yan ünsüz
pislik; sefalet, bakımsızlık
cüzzam
çıkmaz; kilitlenme; çıkmaza girmek
taşra, şehir dışı; merkezden uzak
korkunç
moda; rağbet
sapınç, delalet, aykırı düşünce
bay, beyefendi
özenmek, imrenmek
oyuk; oymak; heykeltıraş kalemi
avantacı, beleşçi
madalyon; taksi ehliyeti
yalan yere yemin, yalancı şahitlik
doğrulamak, tasdik etmek
akne, sivilce
haksız, uygunsuz, gereksiz, yersiz
kaş çatmak; somurtmak
bank, sıra, kürsü
suçu kabullenmek, suçunu itiraf etmek
münzevi, yalnız yaşayan
iyileşme, iyileşme dönemi
sıkı fıkı, samimi
uydurmak, abartmak
kale, hisar; istihkâm
flama, ince uzun bayrak
çimdik; çimdiklemek, bükmek
dana eti
bol olmak; boşaltmak
hayvan, canavar; kaba
üstüne titremek, şımartmak; kaynatmak
delik, ağız
açık yüreklilikle, samimiyetle, içtenlikle
hurda, ıvır zıvır, değersiz şey; çöpe atmak
toplamak, biriktirmek; tahıl ambarı
ayırma, sınırını belirleme
küçültmek, azaltmak
iptal etmek, feshetmek, bozmak
hünerli işçi
lâf arasında söylemek, arada söylemek
sonsuz öncelikli
itiş kakış, kavga; boğuşmak
kişileştirme, şahıslandırma, canlı örnek
incelik, hile, kurnazlık
tad
azıcık bir miktar
el işareti; uyarı niteliğinde bakış
turunçgillerle ilgili
boğmak, bastırmak, zaptetmek, tutmak
satır, balta
keman; oyalanmak
abartmak, aşırıya kaçmak
boncuk; damla; arpacık
soyut; soyutlamak, özet çıkarmak
yolda, gitmekte, seyir halinde
hub
göbek, merkez
soytarı, şaklaban, maskara
hırıltı; hırlamak, homurdanmak; karışıklık
hata, gaf
aşırı heyecanlı; sinirleri bozuk
bonservis, başarı belgesi; tanıklık
defteri kebir, ana hesap defteri
damperli kamyon; bahşiş veren kimse
geçmişe bakış, geçmişi düşünme
sağlamlaştırmak, pekiştirmek
ısrarla isteme, rica; taciz etme
yorumlamak; çeviri yapmak; analiz etmek
çörek, sac pidesi
kalabalık, izdiham; tıkanıklık, kan birikmesi
geriye dönük, geçmişi etkileyen
şans, şans eseri
delmek; delgi; konuyu açmak
hile, numara yapma; bahane
tramvay
şişmiş, şişkin, kabarık
sokağa çıkma yasağı
eklem iltihabı, kireçlenme
en acayip, son derece
sıkıyönetim
damar, damar ile ilgili
gasp, zorla alma
uygulama; infaz; zorlama
rafa koymak
kütük, kök kalıntısı; şaşırtmak
ceza, sıkıntı, eziyet
ihmalkâr, savsak, lakayt
rafineri; dökümhane
engellemek, geciktirmek
gizli, belirti göstermeyen
çam; özlemek
ihanet, hainlik, kalleşlik, döneklik
foe
düşman, hasım
kendini beğenmiş, kibirli, ukala
arm
kol; dal, bölüm; silahlanmak
tel, kablo; telgraf; tel bağlamak
eşmerkezli, ortak merkezli
uygun, münasip; ilgili
gönüllü asker olmak; destek sağlamak
konsolos
konsolosluk
mühimmat deposu, cephanelik
gab
çene çalmak, zırvalamak; gevezelik
sözünü geri almak, vazgeçmek, caymak
ön sınav, ön muayene
feragat, vazgeçme; vazgeçen
zenci
saldırgan, saldıran
sünnet etmek
hanım evlâdı, korkak
pervane
imalı; tam, kesin
birleşmek; yakınsamak; yaklaşmak
yükselme
havada uçan, havadan gelen
bağbozumu; kaliteli şarap; seçkin; klasik
hamamböceği, karaböcek
vet
veteriner, baytar; incelemek
silmek; çıkarmak
yabanmersini, keçiyemişi
çekişmek, didişmek; ağız kavgası
mahkeme çağrısı, celp kâğıdı
ustabaşı; jüri sözcüsü
küçük sandal; lastik bot
hafif yemek, aperatif, meze
çedar peyniri
tılsım
nişanlı; tutulmuş, meşgul; rezerve
ply
kullanmak, iş yapmak; kat, tabaka
yardımcı, yaver; emir subayı
çevirmek; oyalamak; dikkati dağıtmak
alıntı; celp, çağrı; takdirnâme
peri, su perisi, orman perisi
sabit, hareketsiz, değişmeyen, yerleşik
rehin; rehine koymak
arayıp bulmak
sis düdüğü
heykeltıraş, oymacı
öngörü, basiret, sağduyu; tedbir; arpacık
yenibahar, bir tür tatlı kırmızıbiber
tüfek; soymak, yağmalamak
ödeme, harcama, masraf
sorun, pürüz; dağınıklık, karışıklık
daha sonra kullanma hakkı
çırpınma, kasılma, sarsıntı
şeytan, iblis; cin
tehdit, tehlike; tehdit etmek
cesur, enerjik; agresif, asabi; alıngan
tombala; bingo; tam isabet
nabız kaydedici cihaz; yalan makinesi
dalgacık; hafifçe dalgalanmak
siğil, yumru, şiş
vat
fıçı, tekne, küp
felaket nedeni; yıkım, bozulma
emir, buyruk; ısrar, istek
0.473 litre, sıvı ölçüsü
tereyağı
taklit etmek, benzetmek, yalandan yapmak
yosun, bir tür suyosunu
yenilebilir, yemeklik
sulu çamur, tortu, pis artık yağ
dönme momenti, burkulma, tork
devreye sokmak, hisse vermek
enginar
adrenalin
davacı, davalı
inanç, doktrin, ilke, prensip
gergin, sinirli, telaşlı, tutucu
cinsiyet ayrımı yapan kimse
tokmak, çekiç
alt çizgi; vurgulamak
ölçme çubuğu; ayar
incelik, nezaket; leziz yiyecek
hile, kurnazlık; saçmalık, maskaralık
kabul etmek, itiraf etmek
ayakkabı çekeceği, kerata
eskiden, önceden, bir zamanlar
madalyon
beklenmedik bir anda, pat diye
lösemi, kan kanseri
çok sinirli; gergin, korku içinde
mani, kısa ve basit şarkı
reverans; reverans yapmak
ilkel; başlıca
yaymak; yerleştirmek, mevzilenmek
bir tür pizza
kızarmış ekmek parçaları
pırasa
tanesi, parça başına
komada olma; baygın, bilinçsiz
kabuk, kılıf; kabuğunu soymak
girinti, çukur; barınak; koy, körfez; kemer
ustalık; kavrayış; bilmek, anlamak
kandırmak, aldatmak, şaşırtmak
zayiat, fire, hizmet dışı kalma
endişe; belirsizlik, kararsızlık; askıya alma
susamuru
kolay, hafif, rahat
korumak; lütuf göstermek; müşterisi olmak
iadesini istemek, düzeltmek
sekmek, zıplamak
imparatoriçe
saklanma yeri, gizlenilen yer
koşmak, tırmanmak; incik, bacak
mezhep, tarikat, inanç; tutku, heves
gümrüksüz
mağaza, dükkan, ticarethane
göz bağı; gözlerini bağlamak
sulh hakimi, adliye yüksek memuru
itici güç, uzay gemişi yakıtı
zaptedilemez, dayanıklı
hakikat, gerçek; ilke; İncil
dünyevi; olağan, sıradan
yan yola geçirmek, sapmak; yan yol
mermi ile ilgili
eğmek, bükmek, kıvırmak, buruşturmak
sezon; tatlandırmak; kurumak; olgunlaşmak
şife; şifrelemek; sıfır, hiç
bulaştırmak, lekelemek; leke, kir
nişancı, atıcı
taksi şoförü
kemer, yay, kavis; önde gelen
aralıklı, kesik kesik
buharlaşmak
oymacılık, gravür, hakkâklık
morg; ölümle ilgili
kırmızı, al; sağlıklı; lanet olası
çekicilik, cazibe; baştan çıkarmak
makara, bobin; sarmak, dolamak
gelişmemiş, olgunlaşmamış, ham
erkeklik, mertlik
yatkınlık, eğilim
bol şans, iyi şanslar
sarılmış, dürülmüş; sarmal
hazımsızlık, sindirim güçlüğü
hile, üçkâğıt, entrika
hobi, merak, uğraş
yetki vermek, itibar etmek; güvenmek
kuluçkaya yatma, kuluçka dönemi
onay, tasdik; izin; yaptırım; onaylamak
yengeç
hatalı, yanlış; maceracı; serseri
rica etmek, yalvarmak, dilemek
sayfaları numaralamak
geri tepme, yansıma, yankı, tepki
yuhalama; baykuş sesi; siren sesi
hüner, marifet; gösteri uçuşu; bodur
rektör; bakan
ağzından kaçırmak, aniden söylemek
kronometre
kuyrukluyıldız
misyoner
etkisiz hale getirmek
geğirmek; püskürtmek
göçebe
dekan, amir
idrar kesesi, mesane
inceltme işareti; uzatma işareti
akciğere ait; akciğeri etkileyen
şehvet, cinsel dürtü
kargaşa,gürültü, hengâme, telaş
şal deseni
kumaş pantolon; fitilli kadife
katsayı
bol pantolon
yap
havlamak; saçmalamak; gevezelik
karıştırmak; düzensizlik, karmaşıklık
sözünü geri almak; geri çekilmek
parti toplantısı, parti yönetim kurulu
feshetmek, iptal etmek, geçersiz kılmak
hafifletmek, mazur göstermek
acil, ivedi
bayrak yarışı; naklen yayın; röle
kızamık
siyah; abanoz ağacı
nilüfer çiçeği
dostça davranmak, yardım etmek
açık oynama, güç gösterisi
cırcırböceği; kriket
çok ufak
duyarga, anten, dokunaç
hale, ayla, ışık halkası, ülkü
akılsız, mantıksız, saçma; oransız
portresini yapmak, tasvir etmek
giriş, antre; başlangıç yemeği; giriş müziği
karalahana, karnabahar
meyveli börek; etli hamur
kenetlemek, bağlamak, kilitlemek
yağmalamak, çapulculuk etmek
bilmece, gizem, muamma
karışık, karmakarışık, dallı budaklı
büyük sayıda, sayısız, çok
acı, üzüntü, dert
hamsi
şişkin, kabarık
başlangıçta var olan, ilk, en eski
geçici, kısa süreli, süreksiz
omuz silkmek
peri
aptal kimse, salak, denyo
bahane, kulp
yarıküre
aksilik, kaza
hata, sapma, sapıtma
çekinmek, kaçınmak; korku
artırmak, çoğaltmak, büyütmek
düşüncesiz, saygısız; ihtiyatsız
parçalara ayırmak; parçalayıp incelemek
kılıfına koymak, kınına sokmak, gizlemek
donmak, buzlanmak; ayaz
merkezcil, merkeze doğru olan
merkezkaç
ovuşturmak, sürtmek, ovarak aşındırmak
geri tepme, yansıma; sekmek
dağıtmak, yaymak; boşa harcamak
hilâl, ayça, yeni ay
keski; kalem; yontmak; kalemle oymak.
altküme
devre, çember
kaçamaklı cevap vermek; laf oyunu
parça, eleman, bileşen
yüklemek, kaplamak; örtü, katman
tuzak çukuru, görünmez tehlike
salyangoz
vızıldamak, vınlamak
hareket memuru; sevk eden
cümbüş, alem, eğlence; çılgınlık
oyuncak bebek
gevezelik; çene çalmak
örnek, numune; çekim örneği; dizi
yük, vergi; hile; zorla kabul ettirme
öncül, terim; yer, mekan
girdap, anafor, merkez çevresinde dönme
dayanak, destek noktası
tekerlekli kriko; kamera aracı
dokundurma, iğneleme, istihza
cilasını tazelemek, yenilemek
kanlı, korkunç, ürpertici
cezalandırmak; penaltı vermek
gerçek, hakiki
mutfak; yemek pişirme sanatı, aşçılık
bundan dolayı, dolayısıyla
merkezden uzak
adı geçen, daha önce belirtilen
süt şekeri, laktoz
terleme, ter
karalamak, rastgele şekiller çizmek
müshil
köprücük kemiği
önermek; teklif
yeni yürümeye başlayan çocuk
dikiş, dikiş yeri, bağlantı yeri
paça, kol ağzı; kelepçe; şamar atmak
dokunulabilir, elle tutulur, somut, aşikar
simit
çatal; kasık; pantolon ağı
minik, küçük; sıkıntılı
minyon, ufak, minik; narin, ince
bog
bataklık; batağa sokmak, çıkmaza girmek
ahududu, ağaççileği, frambuaz
fiyasko, bozgun
vals; sekerek hareket etmek
akış, akıntı, değişim
yarık, çatlak; ayrılık, uçurum
berbat, iğrenç; vıcık; aşırı duygusal
şapka siperi, güneşlik
arıza, kusur, bozukluk
yolda; hareket halinde; sefer halinde
kesin, belirleyici, kararlı
sahtekârlık, sahtecilik, kalpazanlık
kıvrılmak, kıvranmak, kıpırdanmak
çilingir, kilit ustası
huysuz, mızmız, suratsız, dırdırcı
kımıldamak, hareket ettirmek
yanlış yorumlamak, yanlış anlamak
durum, tavır, vaziyet
sebat, azim, direnme
geriye, geri, geçmişe, tersine
uysal, yumuşak başlı, uslu
taş duvar; sıkı savunma yapmak
yüzey, dış görünüş
yaya, yayalara ait
istek, talep; istemek; el koymak
kaba, görgüsüz; bön, ahmak
tanımlama, tasvir, betimleme
dininden dönmüş, din değiştiren kimse
tombul, dolgun, hantal
köşe bucak aramak, ovmak
gösterişli, ihtişamlı, lüks, şatafatlı
rahatsız, hasta, keyifsiz, steksiz
başına buyruk; damgalanmamış dana
şaka, eğlenme, takılma, gırgır; tarlakuşu
kilometre sayacı
girişimci; müteahhit
silmek, kurulamak, temizlemek
telaş, yaygara, velvele
melez, kırma, melez hayvan
örtmece, edebi kelam
it, köpek; ahmak, mankafa
nüans, ince fark, ayırtı
benzin
kasık, kemer pervazı
ağızlık, hortum başı, ibrik ağzı
pompa; pompalamak, şişirmek
kölelik, esaret
denge, dengelemek, asılı durmak
şaşırtmak, afallatmak, şoke etmek
soygun, hırsızlık
dublör
frenlemek, zaptetmek; kaldırım kenarı
şaşırtmak, meraklandırmak
üstlenmek, yüklenmek
vakit öldüren, aylaklık eden
takılmak, takmak; engel, pürüz
eklem, parmağın oynak yeri
nabız atışı, küt küt atmak, zonklamak
kaldırmak, atmak, kabarmak, şişirmek
bademcik
açlıktan ölmek, sıkıntıda olmak
kendi başına, aslında, haddi zatında
toplamak, biriktirmek
vuruş, çarpma, darbe; inme, felç, kriz
maymun, maymun gibi
korkak; korkmak, tırsmak
sömürge, koloni; topluluk
ifşa, ortaya çıkarma; patent hakkı bildirimi
hakkıyla, gereken şekilde; zamanında
uskumru
müşterek bahis, piyango, çekiliş, ikramiye
sarı papatya
kabuğunu soymak, koçandan ayırmak
mideye ait, mide ile ilgili
buz hokeyi diski ; cin, yaramaz çocuk
zor durum, çıkmaz; kategori
cımbız
kamburüzüm, yabanmersini
ürkütücü, göz korkutucu
aylak, serseri; amele
mahfaza, zarf, örtü; kaplama, çerçeve
dab
dokunmak; hafif vuruş
çan sesi; melodi, uyum; ahenkle çalmak
havacılık
nakit akımı, nakit girişi
başı önde olarak; acele ile, düşüncesizce
yirmibir oyunu; cop
endişe, kaygı; zihin meşguliyeti
mağara, in; oymak; çökmek
gizli, el altından yapılan, gizli kapaklı
pis koku
küçük topak; saçma tanesi; hap
kardeşler, din kardeşleri
mısır ve çavdar viskisi, viski
değiştirilemez, geri alınamaz, kesin
serseri, avare
çabuk; harekete geçirmek
gülme, gülüş, kahkaha
zimmetine geçirmek, kendine mâletmek
yer; topraklamak
zayıf, bitkin, süzülmüş
habersiz sınav
yakışmak, yaraşmak; gerekmek
desteklemek, onaylamak, uygun bulmak
kısa hikâye
emir, ferman; yetki, salahiyet
tepeden bakmak, küçümsemek; lütfetmek
sözleşme, senet, kontrat
inci, sedef
çinko
yıkayıcı, çamaşır makinesi; pul; conta
fayton; çocuk arabası; böcekli
avukat, dava vekili, vekil
ilgili, konu ile ilgili
doğumla kazanılan hak, vatandaşlık hakkı
badem
kabuk; kabuk bağlamak
ılık; hareketsiz
çim biçme makinesi
boşa harcamak, heba etmek; israf
mali, devlet hazinesine ait
bölge, havali, ilçe, semt
keten
sert, katı, koyu, yoğun
atalet, eylemsizlik, hareketsizlik
uğraşmak, savaşmak, çekişmek
büyük miktar; sel, sağanak
cila, jöle; cam takmak; donuklaşmak
ağrı; kasılma, çırpınma
şık, iyi giyimli, zarif, gösterişli
uşak, hizmetçi, avans; alıkoyan
tavuskuşu
ezmek, bozmak, sıkmak; pres makinası
vazife yapmak; tören yönetmek
avlu
antre, hol, geçit, giriş
wax
balmumu, mum; mumlamak, cilalamak
anlam çıkarmak, tahmin etmek
çok istemek
gizlilik, gizli hareket, gizli iş
depo, ambar; istasyon; durak
olması yakın, eli kulağında
kayıtsız, pervasız, düşüncesiz
yaymak, serpmek, saçmak
bardak altlığı; kızak
bıçaklamak, hançerlemek, saplamak
divan, sedir; osmanlı
metro; alt geçit, tünel
bozmak, ırzına geçmek, ihlal etmek
haberci, müjdeci; öncü
alaşım, karışım
neşeli, gürültülü, taşkın, delişmen
şişirmek, hava basmak
sabun köpüğü, köpük; bira
vurgulamak; aksan, şive; vurgu, önem
ayrılmak, boşanmak
imtiyaz; tasarruf hakkı; görev süresi
koruyucu, önleyici
zambak
yangın çıkaran, kundakçı, kışkırtıcı
bilemek, keskinleştirmek
streç dansçı giysisi
ayırma, diyaliz, kanı süzerek temizleme
kabuk, kuru ekmek; tortu
değersiz, saçma, beş para etmez
çığlık, feryat; çığlık atmak
kırışık; katlamak, buruşmak
önlük, koruyucu kapak
köpük, sünger; köpürtmek
her şeye gücü yeten, her şeye kadir
zırhlı, demir kaplı; kuvvetli, katı, sert
kabadayı; gözünü korkutmak, yıldırmak
hue
renk, renk tonu, renk ayrıntısı
folyo, kalay yaprağı
mercimek
maya; mayalanmak
arasında, ortasına
artık, kalan, kalıntı
priz, fiş; tıpa, tıkaç; reklam
sunak, kurban kesme yeri; mihrap
karmakarışık, altüst, düzensiz
neşeli, eğlenceli
tat, lezzet, çeşni
dirsek, destek, kenet; parantez, ayraç
atlı kızak; kızakla gitmek
kafeinsiz kahve
atmosfer, hava; koku, buhar
vejetaryen; vejetaryenlikle ilgili
kümes hayvanları
tıkmak, sıkıştırmak; tıkınmak
isteksiz, gönülsüz
ipotek, geçici haciz
çözmek, çözülmek, sökülmek
savunulamaz; çürük
nesilden nesile geçmek
güveç, yahni; telaş; yavaşça pişirmek
kenevir, kendir, haşhaş, esrar
düzeltmek, iyileştirmek, gelişmek
kelime haznesi; eşanlamlılar sözlüğü
gecekondu mahallesi; harabe
önyargı, peşin hüküm
kestirme, kısa yol
burs; bilim, öğrenim
kullanmak
aptal, geri zeklı, ahmak, salak
kiralamak; kira kontratı, kira bedeli
civar, çevre, etraf, dolay
pişmanlık
alan, etki alanı; mülk; ülke
zorunlu, mecburi, gerekli; emir kipi
harika, olağanüstü
hayalet, hortlak; hayal, kuruntu
eklemek, katmak; ek bina
katliam, kıyım, kan dökme
aşırı titiz, kılı kırk yaran, burnu havada
araştırmak; sonda
faydacı; işgüzar; uygulamacı
mahzen, kiler, bodrum
defter tutan kimse; sayman
yatıştırmak, hafifletmek, dindirmek
mükemmel, şık, süper, zarif
yamamak, örmek; örme isi; lanet okumak
geçici, muvakkat; kesin olmayan
toplamak; anlamına gelmek, makul olmak
vurmak, ezmek; vuruş; sineklik
yoğunlaşma; kümeleme, yığma
kemik, kılçık; kemiklerini ayıklamak
sırtlan
gagalamak, azar azar yemek; çeyrek kilelik ölçü
tekrar kötüleşmek, depreşmek, nüksetmek
çamaşır yıkamak; aklamak
hol, salon, antre, koridor; konak, yurt
zeytin, zeytin yeşili
tuzlu kraker, tuzlu simit
hevesli, şevkli, gayretli; lezzetli, baharatlı
önemli, ciddi, şiddetli; mezar, kabir
haberdar etmek, söylemek, bilgi vermek
gümüş çatal bıçak, gümüş eşya, sofra takımı
soysuz; yozlaşmış, bozulmuş, dejenere
iki taraflı, iki kenarlı
tuzlu, tuzla ilgili
umudunu kesmek; umutsuzluk, çaresizlik
kaz, erkek kaz; bakış, göz atma
uğraşmak, çabalamak, gayret etmek
eritici, çözücü
abartmak, büyütmek
kabuklu; gevrek; ters, huysuz, aksi
uçakla taşımak; hava köprüsü
belli, açık, ortada, bariz, görünen
ikametgâh, konut, mesken
inek öğrenci
yabancı madde katmak; bozmak, seyreltmek
sulu, su ile ilgili
ağırbaşlık, ciddiyet, ayıklık, ölçülülük
aksesuar; yardımcı, suç ortağı
boğulmak; boğma
dalavere, hile, taktik, rol
bib
önlük, bebek önlüğü
vurmak, atmak, çarptırmak, yüklemek
maaşlı izin dönemi
buğday
macun; oyuncak, kukla; macunla sıvamak
sıva, alçı, dış kaplama
batağa batmak, çikmaza girmek
özel hoca; özel ders vermek
yol boyunca
okul parası, ders ücreti; öğretim
gizli, örtülü, el altından
yeni eve taşınma partisi
dikkatli, özenli, nazik, kibar
bol, çok; müsrif, savurgan
izin, müsaade; tolerans; iskonto; ödenek
savurgan, müsrif, tutumsuz; bol, çok
çabucak hazırlamak
alet, araç, aygıt, cihaz
yeniden yapılmış
perakende satış, tekrar satış
alıntı yapmak, anmak; celbetmek
yine de, -e karşın, -e rağmen
sürtünme; anlaşmazlik, sürtüşme
ön cam, araba ön camı
tamamen, açıkça, düpedüz, kesin
sürdürmek, sağlamak, geçindirmek, korumak
bomba mermisi; kötü sürpriz
ölü sayısı
dolu; dolu yağmak; selamlama; çağırmak
ciyaklamak, dırdır etmek; şikâyet
durmak, geçmişte kalmak, oyalanmak
aşmak, geçmek; sosyal yardım
yasaklama, bağlantısını kesme
imzalamak, sigorta etmek
yemlik
sosis; havai fişek; hurda araba
tin
kalay; teneke, konserve kutusu
il, vilâyet; uzmanlık alanı, branş
anlaşılmaz, acayip, esrarengiz
ortak, kolektif, toplu; tüzel, şirkete ait
zit
sivilce, siyah nokta
joy
neşe, mutluluk
bohça, demet; kundaklamak
fotokopi; fotokopi çekmek
parçacıklar
ürkek; hoppa, oynak
müstehcen, açık saçık
seyyar satıcılık yapmak
uygulanabilir, yaşayabilir, geçerli
sakar, beceriksiz, hantal, acemi
kese, torba, torbacık
dikensiz kaktüs
özlü; güçlü; saçma; romantik
içki, içecek, meşrubat
yardakçı, yamak, acemi
ateşleme, tutuşma; kontak
kolsuz manto, örtü, kabuk
cam eşya, züccaciye
yan yan, yanlamasına; dolaylı olarak
nutuk; tez, araştırma; konuşmak
dürüst, açık, hilesiz, basit, kolay
iltihap, alevlenme, tutuşturma
incitilmiş, ihlâl edilmiş; sarsılmış
ahlaksız, kötü, fena, berbat, haince
aptal, ahmak, kıl tip
başparmak
suç, cürüm; cinayet
kreş, çocuk yuvası, anaokulu
örtüşme, üst üste gelme; kaplamak
kurnaz, açıkgöz; kurnazlık; şirin, sevimli
yorum, çeviri, tercüme, açıklama
bulanık, donuk, belirsiz; ince tüylü
çok sarhoş; bitkin
zap
öldürmek; vurmak; kanal değiştirmek
saçma, zırva; saçmalamak
hesap açığı, eksiklik; dezavantaj
güçlü, kuvvetli, etkili, potansiyele sahip
rahat, ev gibi
bildirmek; açığa vurmak, ifşa etmek
sınır, kenar; eşikte olmak
bağışık, etkilenmeyen, duyarsız; muaf
sersemletmek, afallatmak, şaşırtmak
kafatasına ait, kafatası
tasarruf bonosu
geç kalmış, rötarlı, vadesi geçmiş
kesmek, kesip koparmak
kırılma, kırma, kırık parça
yolcu gemisi; astar
katılmak, yeralmak, paylaşmak
başarılı, iyi, olur, tamam
kiremit, fayans, karo
ateşi karıştırmak, ateşe kömür atmak
keşifçi, araştırma ile ilgili
duş; ilaçlı su; şırınga
asma kilit
imalatçı, üretici, fabrikatör
böylelikle, bu vesile ile
uygun, yerinde; -e göre
gözleme, tava keki, krep
parola, özlü söz, vecize, slogan
örme kazak, makine örgüsü kumaş
yarık, çatlak; şıngırdamak
kutsal bir şeye saygısızlık
tanışma; tanıdık; bilgi
hamle yapmak, saldırmak
yıkılamaz, yok edilemez, dayanıklı
içine kapanık, çekingen; çekilmiş
ben; köstebek; muhbir, ajan
sonuç, netice
dalkavuk, uşak, yardımcı
teğmen; vekil, yardımcı
idare etmek, yetinmek
paket, tasfiye; paket servisi olan restoran
dil, yabancı dil, lehçe; argo
lug
sürüklemek, çekmek; kulp, sap
tahmin, varsayım; tahmin etmek, sanmak
ıslak, nemli, yaş, rutubetli; küf kokulu
az miktar, biraz
wad
tomar; tıkaç, tıpa; tıkamak
ayar
taç; baş süsü