Wordset: Play
    
vazgeçmek, bırakmak
lekelemek, matlaştırmak; donukluk, karartı
korkak; dehşete düşmüş
parmaksız eldiven, beysbol eldiveni
itişip kakışma, çarpışma; hamle
sendelemek; tökezleme, sersemletme
yaslanmak, uzanmak, yatmak
veba, belâ, felâket
sinirli tip, asabi kimse; aceleci
ünlü; yüksek rütbeli; seçkin
alçalmak, yatışmak, dinmek
encouraging or arousing interest or enthusiasm
yeterli, kâfi, yeter
olasılık, ihtimal, tesadüf
list of terms and definitions
uşak; dalkavuk
ayin, dini tören
merhem, krem, belesan yağı
bitirmek, sona erdirmek
kırtasiye, mektup kâğıdı ve zarf
önemsiz, değersiz, kıymetsiz
ahlaksız, vicdansız
emir, ferman; yetki, salahiyet
sert, sıkı, şiddetli
kriz, önlem almayı gerektiren olay
gereksiz, aşırı
çekinmek, kaçmak, uzak durmak
toplantıya davet etmek, çağrıda bulunmak
elebaşı, tertipçi, idareci
güçlü tepki; geri tepme
fazla resmi, çok ciddi
rimel, sürme, maskara
kabul, rıza, onay
boş yere; aşırı derecede
dürüst, doğru; dik
işaret etmek, belirtisi olmak
kaçamak, bahane, hile
kepek, buğday kepeği
geri çekilmek; uzaklaşmak; sözünden dönmek
bamya
boş, oyuk, delik, çukur
tutuşturmak, ateşlemek, yakmak
truthfulness, honesty; accuracy
suç ortağı olmak
get started; begin, commence
disgust, repugnance; intense aversion
tanınmamış, duyulmamış
sıradan insanlar; tabana ait
kımıldamak, hareket ettirmek
do, work at, complete
decide, choose
somehow, in some way
infrequently, not often
pay the bill
kiralamak, tutmak
telkin etmek, kafasına sokmak
yengeç
mükemmel, harika, nefis
yenilmez, başa çıkılmaz, aşılmaz
yarasız, incinmemiş
atışmak; ağız kavgası, münakaşa
çalı, çalılık
duyu, his, algı; heyecan; sansasyon
köşe bucak aramak, ovmak
telâfi etmek, geri almak
araç gereç, malzeme; donatmak
kiler, ambar
oyalanmak, vakit kaybetmek
bıçaklamak, hançerlemek, saplamak
taşa çarpmak, vurmak; kütük
sezgi, sezi, önsezi
sezgisel
çarpma, darbe; ağırlık
timsah
a large amount; much.
zampara
narin, zarif; titiz; sevimli; leziz
taklitçi; özenti
inceltme işareti; uzatma işareti
aksi, huysuz, haşin, kızgın
yiv, oyuk; adet, gelenek; harika şey
gönüllü olarak vazgeçmek
yürekli, yiğit, cesur
tavanarası, çatı katı
öz, en özlü kısım, özünün özü
takoz; tıkamak
karşılıklı etkileme; karşılıklı etkilemek
üretme çiftliği, balık üretme yeri
batı rüzgârı, esinti; ince kumaş
gölcük, kıyı gölü
kışkırtmak, teşvik etmek, ikna etmek
yemlik
birleşme, bağlantı
çıkıntı, pencere pervazı
esneklik; direnç; zorlukları yenme gücü
esnek, elastik
adlandırmak, isim koymak
acınacak halde, acıklı, içler acısı
sakınmak, kaçınmak; sabretmek
hırlamak, homurdamak, gürlemek
bocalamak, debelenmek; dilbalığı
compose melodies; make something melodic
sarkmak; asılı tutmak
göze çarpmak, farkedilmek
kabul etmemek, reddetmek
tenezzül etmek, lütfetmek
dolaşmak, gezinmek, ayrılmak
sızmak, süzülmek
felç, inme
kabuğunu soymak, koçandan ayırmak
hırçın, aksi, huysuz
111 items.
Contact - About - Help - ⚾ Switch Theme