Wordset: Play
    
sihir, büyü; sihirbazlık, büyücülük
askerlik hizmeti
hizmet, servis; hizmet vermek
ruh, can, gönül
zor, güç
suçlu, kabahatli, günahkâr
dönmek, geri dönmek
pencere
vitrin
suç
key
anahtar, tuş; kilit; girmek
katılmak; birleşmek; ek yeri
rekor
kayıt, rekor; kaydetmek
tehlikeli
tehlikeli
derin, koyu, dalgın
büyük, önemli, başlıca; branş; binbaşı
şüphe, kuşku, tereddüd
bekar
top; bilye
stok; dükkân; depo; depolamak
rid
kurtarmak, temizlemek
fark
rapor etmek, anlatmak, söylemek
rapor; rapor vermek, bildirmek
güvenlik, emniyet
çabuk, hızla, hızlı, şipşak
hızlı
dün
uçak
konuşma, görüşme, söyleşi
ivy
sarmaşık
acaip, garip, yabancı
uçurmak, üflemek; darbe
kabul etmek
atamak, tayin etmek, görevlendirmek
Belki
hatır
üst kat
yargılamak, karara varmak
örtmek
kapak, örtü, kılıf
box
kutu
özel, has, kişisel, şahsi
özel, kişisel
dünya; yeryüzü, toprak
sunmak, sahneye koymak
hediye; mevcut, bu; sunmak
(bağlaç) olup olmadığını...
kat
kesin
hala, teyze, yenge
hediye, armağan, doğuştan yetenek
yakın; neredeyse
yakında
dikkat, ilgi, bakım, özen
hapishane, cezaevi, kodes
saygı göstermek, saymak
fix
tamir etmek, yerleştirmek
hiçbiri, ne de
söz etmek, bahsetmek, dile getirmek
dövmek, yenmek, vuruş, ritim
eve
akşam, arife, arife gecesi
yol
sessiz, gürültüsüz, sakin
hoşlanmak, tadını çıkarmak
ilginç
elbise, giysi; giyinmek
kanıt, delil
hak etmek, lâyık olmak
karışıklık, dağınıklık
ses, seda; dillendirmek
bina, yapı; inşaat
karar, hüküm
basit
teklif etmek, sunmak
arz etmek
paylaşmak, bölüşmek, katılmak
paylaşmak
aynı fikirde olmak, kabul etmek
gururlu, kibirli; onurlu
üniversite, yüksekokul, fakülte
saymak, hesaba katmak
belirtmek, ifade etmek, söylemek
kaydetmek, kasede almak, bantlamak
sert, sağlam, zorlu, çetin
tepe, kabartı
affetmek
daimi, surekli, ayakta durma
dolandırmak, çalmak; enselemek, tutuklamak
erken
yerine
ray
ışın
çubuk, sopa; sokmak; saplanmak
sürgün, çekim, filiz; vurmak
binmek; gezinti
takım, ekip
dikkatli
gebe, hamile; verimli; anlamlı
ağız
olmak
masa
ilgili, meraklı
küçük
kayıp, eksik
kanıtlamak, ispat etmek
kaza
hayırseverlik, hayır işi
milyon
gevşemek, dinlenmek, yumuşatmak
gül
öğrenmek
korkunç, berbat, kötü
mahkeme, oturum; avlu, iç bahçe; kur yapmak
iyilik,yardım
cadde, sokak
suçlamak, sorumlu tutmak
uygun, adil; fuar
hayal etmek; düşünmek, sanmak
farzetmek, varsaymak, sanmak
sopa, cop
tökezlemek; çelme; gezi, seyahat
tam, bütün
akşam
züğürt, meteliksiz
eye
göz
dürüst, namuslu
bilgi, enformasyon
kesinlikle
kötü, fena; kötülük, şer
güçlü, sağlam, sert
cinayet, adam öldürme
kabul etmek, itiraf etmek
kadar, dek; kasa; toprağı sürmek
etkili, dokunaklı; hareketli
şahsi
win
kazanmak; galibiyet
dog
köpek
düşmek; sonbahar
üvey
belki, bir ihtimal
yakalamak, tutmak; avlamak
law
hukuk, yasa, kanun
parça, eser
yemin etmek, ant içmek; küfretmek, sövmek
ilişkili, bulaşmış
daha doğrusu, oldukça
ummak, ümit etmek
şaşırtıcı, ilginç, hayret verici
değer
act
davranmak, hareket etmek, oynamak
çekim, çekme, çekiş
-den başka, başkaca, dışında
durum
özellikle
takdir etmek, değerini bilmek
dans; dans etmek
gun
silah, tabanca; tam gaz sürmek
zavallı, fakir
şaşırtmak; sürpriz
korumak, gözetmek
rüya, düş; rüya görmek; hayal kurmak
damla; düşmek; alçalmak; bırakmak
hafif; ışık; yakmak
araba kullanmak, kullanmak, sürmek
yiyecek, gıda
hızlı, çabuk; oruç
soğuk
zerafet, lütuf
atmak, fırlatmak
bir yerde, bir yere, herhangi bir yerde
ağrı, azap, elem, dert; acı çekmek
şaşkınlık; merak; mucize
turna; vinç
dokunmak, değmek; temas
gelecek, istikbal
seçim, seçenek, tercih
saç
ilişki, ilgi, bağ
işaret, simge; işaret etmek; imzalamak
kesinlikle, elbette
açıklamak, izah etmek, anlatmak
tamamen
resim; betimlemek, hayal etmek
alınmış, tutulmuş
olmadıkça, olmazsa, -mazsa
başkan, cumhurbaşkanı
farketmek, anlamak; gerçekleştirmek
kontrol etmek, idare etmek
bütün bütün, bütün olarak
ele almak, idare etmek, kıvırmak
sap
yanlış, hata; yanılmak
şirket; eşlik
olası, mümkün, olanaklı
asmak, takmak, sarkıtmak
dış, dışarıda, dışında
sipariş; düzen, nizam
kuruluş
saat (60 dakikalık süre)
buy
satın almak
tuvalet
su
hata, yanlış, kabahat
ses; sağlam; gibi görünmek
kahve
dolu, tam
lie
yalan; yatmak, uzanmak
kan
özel
his, duyu; hissetmek, algılamak
canlı, sağ, hayatta
tamamıyla, elbette
içmek; içecek
keçe, keçeli; hissedilen
hot
sıcak; kızgın; acı
şekil, vücut yapısı, şahıs, figür
açık, berrak; temizlemek
aşı, iğne; atış; vurmak
güvenli
tür, çeşit, sınıf; sıralamak
kitap; rezerve etmek
üzmek, neşesini kaçırmak
kurtarmak, kayda geçirmek
boyunca, süresince; yanısıra
Ölüm
eat
yemek yemek
hasta, rahatsız
numara
oldukça, epey, tamamen
hafta
önde, ileride
içeride
arkada, gerisinde
ciddi
ateş, yangın; işten atmak
kaybetmek, yitirmek
Sıra, hat, satır, çizgi
tarih; flört etmek, buluşmak
Ayrıca, hem de , de, da
bed
yatak
bazen, arasıra
seçmek; toplamak, koparmak, yolmak
şanslı
genç
uyumak
an
yan, kenar, taraf
cocuk
haber
serin; soğutmak; çok iyi
cevap, yanıt, çözüm; cevap vermek
neredeyse
koca / eş (erkek)
karşı, aykırı, aleyhte
kat
hit
vurmak; isabet, vuruş
kalkmak, dikilmek, ayakta durmak
mükemmel
die
ölmek
güçlü, yetenekli, muktedir
kapamak, kapatmak
düğün
hastane
farklı
rağmen, yine de, gerçi
maden; maden çıkarmak
rahatsız etmek, zahmet vermek
yürümek
far
uzak, uzakta; öte; bir hayli
doktor
el
kapamak
kapı
söz vermek, vâât etmek
mola; kırmak, kesmek, bozmak
altında
kız evlat
his, duygu
çift, iki, eş
kız kardeş
memnun, hoşnut
izlemek, gözlemek; kol saati
kid
çocuk; oğlak; şaka yapmak
istirahat; dinlenmek; artık, kalan
önemli
arasında
korkan, korkmuş
sit
oturmak
gerçek, durum olgu
güzel, çok iyi, harika
ago
önce
nefret, kin, iğrenme; nefret etmek
oyun; oynamak
erkek kardeş
araç, vesile; para, servet, varlık
yıl
kent, şehir, ilçe, kasaba
en az derece, en az
artık, bundan sonra; daha fazla
geç, gecikmiş
end
son, uç, taraf; bitmek; sonuca ulaşmak
değiştirmek; değişiklik; bozuk para
güvenmek, inancı olmak, itimat etmek
dilek, istek, arzu; istemek, dilemek
durum, husus; dava; kılıf, kutu
getirmek
kayıp, kaybolmuş, kaybedilmiş
Lanet, hay aksi
sebep; düşünmek, muhakeme etmek
birçok
her neyse; yine de; zaten
nokta; uç; ana fikir; işaret etmek
evli
özlemek; ıskalamak; bayan
kalp, yürek; cesaret
adam, şahıs, kişi, karakter
hareket; taşınma; taşımak; kımıldamak
run
koşmak
şans, fırsat
use
kullanım; kullanmak; fayda
eş (kadın)
çok geçmeden, yakında
neden olmak; sebep
her, her bir, tanesi
iş, iş yeri
doğru, gerçek
yüz, çehre, surat; yüzleşmek
okul
gerçek, hakikat, doğruluk
canlı
ayırmak, kopmak
saniye; ikinci
endişe, kaygı; üzülmek; merak etmek
en
tıkamak, doldurmak; malzeme, nesne
baş
varsayılan, zannedilen, sözde
sabah
Bir kere
anlaşma; pazarlık; iş; llgilenmek
yet
hala, henüz, daha; hatta, yine de
tutmak; ambar
her ne-herhangi
-e kadar, -e dek
hazır
car
araba, otomobil
bugün
zor, sert, çetin
öldürmek
başlamak
affetmek; özür, mazeret
-den beri; -dığı için, çünkü
kimsesiz, yalnız
Süre, zaman, -iken
ikisi de, her ikisi de
acıtmak
olmak, meydana gelmek
muhtemelen, olasılıkla, galiba
tam olarak, tamamen, aynen
önemi olmak; madde; konu, mesele
dünya, yeryüzü
kurmak, temelini atmak
dakika
may
mayıs
zaten, şimdiden
arkadaş
sir
beyefendi, bayım, efendim
saw
atasözü, testere
güzel, hoş, sevimli; epeyce, hayli
mutlu
isim, ad; adlandırmak
umut, ümit; ummak
son
evlat, oğul
sol; kalan, artık
para
oda, yer, meydan
merhaba
en iyi; yenmek, alt etmek
ask
sormak, istemek
fikir, düşünce
yükseltmek; kaldıraç
ev
bir başka, diğer bir, bir tane daha
bütün, tüm
own
öz, kendi, sahip
try
denemek; çalışmak, uğraşmak
yeterli
önemsemek; akıl, zihin
güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
başka
baba
hoş, güzel, sevimli, kibar
bebek
duymak
gerçekten, aslında
yer, mekan; yerleştirmek
anne
müsaade, izin, ayrılmak, bırakmak
beraber, birlikte
hatırlamak
bad
kötü
ilgi, itina, bakım
tahmin etmek, zannetmek
yapılmış, üretilmiş
direkt, içinden, sayesinde
yanlış
iyi, yardımsever, nazik
big
büyük
her zaman
uzun; çok istemek
durmak; durak
etrafında, civarında
put
koymak, yerleştirmek
tutmak; saklamak, korumak
day
gün
son; sürmek, devam etmek; dayanmak
ev, yuva, aile ocağı, yurt, vatan
güzel, hoş, ince; para cezası
çalışmak
hissetmek
diğer, başka; öteki
inanmak
ilk, birinci; önce
gece
hiç, her
önce
büyük, önemli, harika
tekrar
bulmak
beklemek
hâlâ; hareketsiz, sessiz; sakinleşmek
insanlar; halk; kişi
düşünce, fikir, sanı, görüş, kanı
Sadece, yalnız, bir tek
vermek
lütfen
hatta, bile; düz, düzenli; çift
hayat
by
yanında, ile, tarafından
belki, olabilir
nerede, nereye
üzerinde
daha fazla
emin; elbette, şüphesiz
asla
ihtiyaç duymak
küçük, ufak, az
way
yol; yön; yöntem
almak; götürmek; tutmak
say
söylemek
sonra, o zaman
çünkü
who
kim
yes
evet
söylemek, anlatmak
kaba, kötü; kastetmek, anlamına gelmek
geri, arka; sırt
istek, arzu; vasiyetname; -ecek
vasiyet
ne zaman
bakmak
as
olarak, gibi, -diği için, iken
iyi
gelmek
şurada, orada
how
nasıl
go
gitmek
düşünmek, sanmak
if
eğer
get
almak
sağ; doğru
hakkında, etrafında, yaklaşık
on
üzerinde
sadece, henüz, şimdi; adil
no
hayır
for
için
bilmek
in
içinde
ne
482 items.
Contact - About - Help - Switch Theme