Wordset: Play
    
uzak durmak
giymek, takmak
çöp kutusu
acımasız, gaddar
bug
böcek; dinleme cihazı yerleştirmek
atlatmak, üstesinden gelmek
mahkeme, oturum; avlu, iç bahçe; kur yapmak
öcünü almak, hıncını almak
bulunmaz, nadir, ender
önemsememek, görmezlikten gelmek
utanç verici, ayıp
hatırlama, çağrışım; geri çağırmak
hiç garip değil, şaşmamalı!
zehir; zehirlemek
biraz zaman oldu
tanıklık etmek, ifade etmek
suçlamak, sorumlu tutmak
kesinlikle
serbest bırakmak, salıvermek
tutuklamak, durdurmak
karşılaştırmak, mukayese etmek
ceza, cezalandırma, sert davranma
mezat, açık artırma
bid
teklif, fiyat teklifi, ihale
malikâne, köşk; tımar
nişanlı
bölmek, yarıda kesmek; kesinti
ihanet etmek, hıyanet etmek
suçlu, kabahatli, günahkâr
(bağlaç) olup olmadığını...
kalmak, durmak, geriye kalmak
övgü; övmek
adalet sağlamak
vali, yönetici, müdür, patron
yeni, son günlerde, yakınlarda
önde gelen, önemli
cezalandırmak, ceza vermek
uygun görmek, onaylamak
onay, onaylama, kabul
asil, soylu, yüce
sızmak, kaçak yapmak, akmak
incelemek, araştırmak
ele geçirmek, esir almak
beg
dilenmek, yalvarmak
spy
casus
bağışla beni
cüret etmek
tanrısal
on yıl
üzülmek, pişman olmak
söz, nişanlanma, sözleşme; randevu
acımasız, merhametsiz, insafsız
mülk, emlâk, malikâne
kaçakçılık yapmak
kaçakçılık
metro; alt geçit, tünel
ayartmak; bozmak; sapık
masum, suçsuz, günahsız
mahkeme, deneme, duruşma
ekip, tayfa
ısıtmak; ısı, sıcaklık
fee
ücret
uçurtma, çaylak
yerine
yerine
lap
tur, etap, kucak
kilit; kilitlemek
içine dökmek
başa çıkmak, üstesinden gelmek
durum, tavır, vaziyet
aldatmak, kandırmak; hile, dolandırıcı
hip
kalça
duruş
karşı çıkmak, muhalefet etmek
karşı taraf, muhalif, rakip
kapatmak, söndürmek(ışık)
karşısında, karşı, ters, zıt
ortalama, orta
farzetmek, varsaymak, sanmak
kas, adele, kas gücü
neden olmak; sebep
kavramak, sindirmek, hazmetmek
emekli olmak, çekilmek
hazırlık, hazırlanma, hazırlama
yük, sorumluluk; yüklemek
yük, şarj; yüklemek
Varmak (İstasyon, okul vs bina)
vazgeçmek
baskı, basınç; zorlamak
kalkmak
önemli
önem, etki, itibar
eğlenceli, zevkli
açıkça, anlaşılır
nüfus
çift, iki, eş
genelli
ui
etraf, ortam, çevre
açıklama, hesap
sezon; tatlandırmak; kurumak; olgunlaşmak
sendika, birlik
temel, basit, esas
daha iyi, daha fazla
yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
tabi ki, emin
sebep; düşünmek, muhakeme etmek
tür, cins
bekar
basit
basitçe
doğa, tabiat
yöresel, yerel
gerçek, durum olgu
hazırlamak, hazırlık yapmak
his, duyu; hissetmek, algılamak
duyarlı, hassas, alıngan
hoşlanmak, tadını çıkarmak
uçurmak, üflemek; darbe
kutup, direk, sırık
tam, bütün
ekin; mısır; tahıl; buğday
koku; koklamak
sir
beyefendi, bayım, efendim
pamuk, pamuklu
çelik, çelik gibi; sertleştirmek; katı, duygusuz
toplam, tüm
korku, endişe; korkmak
sıfat, tabi, biçimsel, önad
yanlış
yanlış
kamyon
kalabalık
act
davranmak, hareket etmek, oynamak
Başkent, sermaye
seçenek, opsiyon
tercih etmek, yeğlemek, öncelik tanımak
opt
seçmek, yeğlemek
şiir
bunlara ek olarak, ayrıca
görünmek, gözükmek, ortaya çıkmak
görünüm
tökezlemek; çelme; gezi, seyahat
add
eklemek
ilave, katkı, ekleme
ekleme, ilave, fazladan (sıfat)
hap, ilaç
kapsamak, içermek
olası olmayan
Gözden kaybolmak, kaybolmak, yok olmak
direkt, doğru; yönlendirmek, yönetmek
deneyim
yükseltmek, yetiştirmek; zam
Uykuya dalmak, uyuyakalmak
Konu, tabi (tutma), özne
Uyumlu, uygun
akıntı, akım; güncel, şimdiki
gerekli, lazım, zorunlu, gereken
uygun, uyumlu, bağdaşan
gözden kaybolmak, yok olmak
160 items.
Contact - About - Help - Switch Theme