Wordset: Play
    
prove kanıtlamak, ispat etmek
sauce sos, tat, lezzet
hard drug Sert uyuşturucu
drug ilaç
improve geliştirmek, iyileştirmek, ilerletmek
fiction düş, uydurma, kurgu
show off hava atmak, gösteriş yapmak
call for gerektirmek, istemek, çağırmak
aim hedeflemek, hedef
dictate dikte etmek, söyleyerek yazdırmak
land kara, toprak, memleket
deputy vekil, temsilci, yardımcı
disaster felâket, facia, yıkım
order sipariş; düzen, nizam
truce ateşkes; fasıla
inspire ilham vermek, esinlemek
legend efsane, söylence, yazıt, kitabe
conflict anlaşmazlık, çekişme, çarpışma,
lecture konferans, ders; konferans vermek
erupt püskürmek, fışkırmak, patlamak
eruption patlama, püskürme
starve açlıktan kıvranmak, açlıktan ölmek
prolong uzatmak, sürdürmek
schedule tarife, şift, program
summit zirve, doruk, uç; zirve toplantısı
tariff tarife, gümrük vergisi
26 items.
Contact - About - Help