Wordset: Play
    
people insanlar; halk; kişi
please lütfen
over üzerinde
never asla
need ihtiyaç duymak
then sonra, o zaman
because çünkü
who kim
yes evet
when ne zaman
good iyi
come gelmek
how nasıl
go gitmek
on üzerinde
no hayır
in içinde
what ne
son evlat, oğul
left sol; kalan, artık
best en iyi; yenmek, alt etmek
ask sormak, istemek
jack yükseltmek; kaldıraç
another bir başka, diğer bir, bir tane daha
whole bütün, tüm
own öz, kendi, sahip
mind önemsemek; akıl, zihin
might güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
course yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
else başka
nice hoş, güzel, sevimli, kibar
hear duymak
actually gerçekten, aslında
place yer, mekan; yerleştirmek
leave müsaade, izin, ayrılmak, bırakmak
together beraber, birlikte
remember hatırlamak
bad kötü
care ilgi, itina, bakım
guess tahmin etmek, zannetmek
made yapılmış, üretilmiş
through direkt, içinden, sayesinde
wrong yanlış
kind iyi, yardımsever, nazik
long uzun; çok istemek
around etrafında, civarında
put koymak, yerleştirmek
keep tutmak; saklamak, korumak
last son; sürmek, devam etmek; dayanmak
home ev, yuva, aile ocağı, yurt, vatan
fine güzel, hoş, ince; para cezası
other diğer, başka; öteki
before önce
wait beklemek
still hâlâ; hareketsiz, sessiz; sakinleşmek
thought düşünce, fikir, sanı, görüş, kanı
give vermek
even hatta, bile; düz, düzenli; çift
life hayat
by yanında, ile, tarafından
where nerede, nereye
more daha fazla
sure emin; elbette, şüphesiz
little küçük, ufak, az
way yol; yön; yöntem
take almak; götürmek; tutmak
say söylemek
tell söylemek, anlatmak
mean kaba, kötü; kastetmek, anlamına gelmek
back geri, arka; sırt
will istek, arzu; vasiyetname; -ecek
there şurada, orada
think düşünmek, sanmak
get almak
right sağ; doğru
about hakkında, etrafında, yaklaşık
just sadece, henüz, şimdi; adil
for için
78 items.
Contact - About - Help