Wordset: Play
    
so─čuk
zerafet, lütuf
atmak, f─▒rlatmak
bir yerde, bir yere, herhangi bir yerde
a─čr─▒, azap, elem, dert; ac─▒ çekmek
┼ča┼čk─▒nl─▒k; merak; mucize
turna; vinç
dokunmak, de─čmek; temas
gelecek, istikbal
saç
ili┼čki, ilgi, ba─č
i┼čaret, simge; i┼čaret etmek; imzalamak
kesinlikle, elbette
aç─▒klamak, izah etmek, anlatmak
tamamen
resim; betimlemek, hayal etmek
al─▒nm─▒┼č, tutulmu┼č
ba┼čkan, cumhurba┼čkan─▒
farketmek, anlamak; gerçekle┼čtirmek
kontrol etmek, idare etmek
bütün bütün, bütün olarak
ele almak, idare etmek, k─▒v─▒rmak
yanl─▒┼č, hata; yan─▒lmak
┼čirket; e┼člik
olas─▒, mümkün, olanakl─▒
asmak, takmak, sark─▒tmak
d─▒┼č, d─▒┼čar─▒da, d─▒┼č─▒nda
sipari┼č; düzen, nizam
kurulu┼č
saat (60 dakikal─▒k süre)
buy
sat─▒n almak
tuvalet
su
hata, yanl─▒┼č, kabahat
ses; sa─člam; gibi görünmek
kahve
lie
yalan; yatmak, uzanmak
kan
özel
his, duyu; hissetmek, alg─▒lamak
canl─▒, sa─č, hayatta
tamam─▒yla, elbette
içmek; içecek
keçe, keçeli; hissedilen
hot
s─▒cak; k─▒zg─▒n; ac─▒
┼čekil, vücut yap─▒s─▒, ┼čah─▒s, figür
aç─▒k, berrak; temizlemek
a┼č─▒, i─čne; at─▒┼č; vurmak
güvenli
tür, çe┼čit, s─▒n─▒f; s─▒ralamak
kitap; rezerve etmek
üzmek, ne┼česini kaç─▒rmak
kurtarmak, kayda geçirmek
eat
yemek yemek
hasta, rahats─▒z
numara
oldukça, epey, tamamen
hafta
içeride
arkada, gerisinde
ciddi
ate┼č, yang─▒n; i┼čten atmak
kaybetmek, yitirmek
tarih; flört etmek, bulu┼čmak
bed
yatak
bazen, aras─▒ra
seçmek; toplamak, koparmak, yolmak
genç
an
yan, kenar, taraf
cocuk
haber
serin; so─čutmak; çok iyi
cevap, yan─▒t, çözüm; cevap vermek
neredeyse
koca / e┼č (erkek)
kar┼č─▒, ayk─▒r─▒, aleyhte
kat
hit
vurmak; isabet, vuru┼č
kalkmak, dikilmek, ayakta durmak
die
ölmek
güçlü, yetenekli, muktedir
dü─čün
hastane
farkl─▒
maden; maden ç─▒karmak
rahats─▒z etmek, zahmet vermek
yürümek
far
uzak, uzakta; öte; bir hayli
doktor
el
kap─▒
söz vermek, vâât etmek
alt─▒nda
k─▒z evlat
k─▒z karde┼č
memnun, ho┼čnut
izlemek, gözlemek; kol saati
kid
çocuk; o─člak; ┼čaka yapmak
istirahat; dinlenmek; art─▒k, kalan
önemli
aras─▒nda
korkan, korkmu┼č
sit
oturmak
güzel, çok iyi, harika
ago
önce
nefret, kin, i─črenme; nefret etmek
oyun; oynamak
erkek karde┼č
araç, vesile; para, servet, varl─▒k
y─▒l
kent, ┼čehir, ilçe, kasaba
en az derece, en az
art─▒k, bundan sonra; daha fazla
geç, gecikmi┼č
end
son, uç, taraf; bitmek; sonuca ula┼čmak
de─či┼čtirmek; de─či┼čiklik; bozuk para
güvenmek, inanc─▒ olmak, itimat etmek
dilek, istek, arzu; istemek, dilemek
durum, husus; dava; k─▒l─▒f, kutu
getirmek
sebep; dü┼čünmek, muhakeme etmek
birçok
her neyse; yine de; zaten
nokta; uç; ana fikir; i┼čaret etmek
evli
özlemek; ─▒skalamak; bayan
kalp, yürek; cesaret
adam, ┼čah─▒s, ki┼či, karakter
hareket; ta┼č─▒nma; ta┼č─▒mak; k─▒m─▒ldamak
run
ko┼čmak
use
kullan─▒m; kullanmak; fayda
e┼č (kad─▒n)
çok geçmeden, yak─▒nda
neden olmak; sebep
her, her bir, tanesi
yüz, çehre, surat; yüzle┼čmek
okul
gerçek, hakikat, do─čruluk
ay─▒rmak, kopmak
saniye; ikinci
endi┼če, kayg─▒; üzülmek; merak etmek
t─▒kamak, doldurmak; malzeme, nesne
ba┼č
varsay─▒lan, zannedilen, sözde
sabah
anla┼čma; pazarl─▒k; i┼č; llgilenmek
yet
hala, henüz, daha; hatta, yine de
-e kadar, -e dek
car
araba, otomobil
bugün
zor, sert, çetin
öldürmek
ba┼člamak
affetmek; özür, mazeret
kimsesiz, yaln─▒z
ikisi de, her ikisi de
ac─▒tmak
olmak, meydana gelmek
muhtemelen, olas─▒l─▒kla, galiba
tam olarak, tamamen, aynen
önemi olmak; madde; konu, mesele
dünya, yeryüzü
kurmak, temelini atmak
dakika
may
may─▒s
arkada┼č
saw
atasözü, testere
güzel, ho┼č, sevimli; epeyce, hayli
mutlu
isim, ad; adland─▒rmak
umut, ümit; ummak
son
evlat, o─čul
sol; kalan, art─▒k
para
oda, yer, meydan
merhaba
en iyi; yenmek, alt etmek
ask
sormak, istemek
yükseltmek; kald─▒raç
ev
bir ba┼čka, di─čer bir, bir tane daha
bütün, tüm
own
öz, kendi, sahip
try
denemek; çal─▒┼čmak, u─čra┼čmak
yeterli
önemsemek; ak─▒l, zihin
güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
yön, rota; gidi┼čat; pist; kurs; tabak
ba┼čka
baba
ho┼č, güzel, sevimli, kibar
bebek
duymak
gerçekten, asl─▒nda
yer, mekan; yerle┼čtirmek
anne
müsaade, izin, ayr─▒lmak, b─▒rakmak
beraber, birlikte
hat─▒rlamak
bad
kötü
ilgi, itina, bak─▒m
tahmin etmek, zannetmek
yap─▒lm─▒┼č, üretilmi┼č
direkt, içinden, sayesinde
yanl─▒┼č
iyi, yard─▒msever, nazik
big
büyük
her zaman
uzun; çok istemek
durmak; durak
etraf─▒nda, civar─▒nda
put
koymak, yerle┼čtirmek
tutmak; saklamak, korumak
day
gün
son; sürmek, devam etmek; dayanmak
ev, yuva, aile oca─č─▒, yurt, vatan
güzel, ho┼č, ince; para cezas─▒
çal─▒┼čmak
hissetmek
di─čer, ba┼čka; öteki
inanmak
ilk, birinci; önce
gece
önce
tekrar
bulmak
hâlâ; hareketsiz, sessiz; sakinle┼čmek
insanlar; halk; ki┼či
nerede, nereye
dü┼čünce, fikir, san─▒, görü┼č, kan─▒
vermek
lütfen
hatta, bile; düz, düzenli; çift
hayat
by
yan─▒nda, ile, taraf─▒ndan
üzerinde
daha fazla
emin; elbette, ┼čüphesiz
asla
ihtiyaç duymak
küçük, ufak, az
way
yol; yön; yöntem
almak; götürmek; tutmak
say
söylemek
sonra, o zaman
çünkü
who
kim
yes
evet
söylemek, anlatmak
geri, arka; s─▒rt
istek, arzu; vasiyetname; -ecek
ne zaman
iyi
gelmek
┼čurada, orada
how
nas─▒l
go
gitmek
dü┼čünmek, sanmak
get
almak
sa─č; do─čru
hakk─▒nda, etraf─▒nda, yakla┼č─▒k
on
üzerinde
sadece, henüz, ┼čimdi; adil
no
hay─▒r
for
için
in
içinde
ne
268 items.
Contact - About - Help - ÔÜż Switch Theme