Wordset: Play
    
merhamet, acıma
solgunluk, soluk benizlilik
yabani, evcilleşmemiş
okunaksız, okunması zor
özellikle, bilhassa, ayrıntılı olarak
sırasıyla
uzun ömürlü
yaramaz, haylaz, edepsiz
dayanışma, birlik, beraberlik
çeşitli, farklı
çok derin, engin
çok yakından, derinlemesine
işlemek, teslim etmek, önermek
ima etmek
kâr, kazanç, getiri
hesap açığı, eksiklik; dezavantaj
bariz, aşikar
sıkı, dar, gergin
keskin, sivri; şiddetli, aşırı
ciddi, kararlı
müteakıb
sert, hoşgörüsüz
çıkarılmış, dahil edilmemiş
maruz kalmak, uğramak, tutulmak
ardışık, art arda, birbirini izleyen
tutarsız, manasız
kaçınılmaz
uygun, münasip
gözünü korkutmak, korkutmak
hırçınlaştırmak, gücendirmek, acılaştırmak
ileri sürmek, ısrar etmek, iddia etmek
ayartmak, baştan çıkarmak
sitem; azarlamak, kınamak
baskıcı, sert
tutarlı, ahenkli
kandırıcı
etkilemek, tesir etmek
dalgalanma, değişim
kocaman, koskocaman, çok büyük
tartışılabilir, soruşturulabilir, kuşkulu
moral bozucu, engelleyici, beyhude
sinsice, kurnazca
denk gelme, tesadüf, rastlantı
dağıtım, dağılım, yayılma,
güvenilmez, belirsiz, tutarsız
kasten
kayıtsız, ilgisiz, aldırışsız
şiddetli/hararetli/coşkulu şekilde
istek, özlem, arzu, soluma
kusur, arıza; sığınmak; terketmek
gereksiz çokluk, ihtiyaç fazlası
kurallara uygun davranış
sınırlamak, hapsetmek; sınır
gücenmek; kızmak
kurmak, teşkil etmek, oluşturmak
dalgın, düşünceli
keyfi, gelişigüzel
uygun, uyumlu, bağdaşan
tartışmalı, tartışmaya yol açan
acımak, üzülmek, teessüf etmek
tamamen, adamakıllı, iyice
yüzeysel olarak
sırf, yalnızca, sadece
fırsat, ortam, durum, olay
hapsetme
maruz kalma; teşhir; poz; cephe
kibirli, burnu havada
yeterli, kâfi, yeter
zedelenebilir, savunmasız
reklamı yapılmış, reklamı yapılan
kısmak, kısaltmak
bağımlı, tiryaki
kayıtsız, pervasız, düşüncesiz
vicdanlı, insaflı; itinalı; dürüst
uygun; ayırmak, el koymak
hatalı, yanlış
açıkça
fevkalade
kesinlikle, vurgulayarak
son derece, aşırı derecede
belirsiz, kesin olmayan, süresiz
ayrılış, kalkış, gidiş, yola çıkma
gösteriş, yüksekten atma, iddia
oran, orantı; pay, bölüm, kısım
kaçak, dönek, asker kaçağı
çelişki, uyuşmazlık, aykırılık, zıtlık
yumuşamak, acımak
karşılamak, eşitlemek, telafi etmek
koku, esans; sezmek, kokusunu almak
incitmek, kırmak, rencide etmek
sözcük uydurmak, deyim bulmak
kucaklamak, kucaklaşmak, sarılmak, kapsamak
mümkün, uygulanabilir, olası
uygulamak, gerçekleştirmek
sabit bir şekilde, sürekli
ayırıcı, belirgin, özel
neden olmak, meydana çıkarmak
kullanım
saygılı, düşünceli, nazik
kırılgan, narin, ince
zıt, karşıt, aykırı
-den önce, evvel
alışılmış şey, olağan şey
gösterişli, azametli, havalı
devamlı, sürekli, dayanıklı
ima etme, bulaştırma, içerme
bölme, ayırma
engel, sakınca; vergi iadesi
sorgu; soruşturma
anlaşmazlık, çekişme, çarpışma,
kolaylık, elverişlilik
miras
fikir birliği, ortak görüş, oybirliği
gereksiz, fazla, bol; işten çıkarılmış
bahane, kulp
yüzmek, su üzerinde durmak, batmamak
beslemek, bakmak, büyütmek; süt
güçlü, kuvvetli, dinç, zinde
nazik, narin, hassas, düşünceli
inandırıcı, ikna edici
inanılmaz şekilde
geniş, genel, yaygın
kapsamak, kuşatmak
tüketim, bitirme, harcama
ilham vermek, esinlemek
katlanmak
çekmek, geçirmek, uğramak
tabi olmak
maruz kalmak
atlatmak, üstesinden gelmek
üstesinden gelmek
başa çıkmak, üstesinden gelmek
kontrolden çıkmak, çığırından çıkmak
gizli, kesin
yanlamasına
oldukça, epeyce
alıkoyma, tutma, saklama, muhafaza
güven, inanç, itimat
ne pahasına olursa olsun
ezberden
takıntı, saplantı, sabit fikir
endişe, kaygı; zihin meşguliyeti
istekli, eğilimli, niyetli
baş döndüren, büyüleyici
hatırlama, çağrışım; geri çağırmak
çözünmek; aşağılamak
ağır, acı, şiddetli, keskin
yayınlamak, sunmak, önem vermek
çevrelemek, kapatmak, kuşatmak
cesaretlendirmek, desteklemek
iyileştirmek, asker toplamak, kuvvetlendirmek
güçlendirmek, desteklemek, sürdürmek
aksini ispatlama, çürütme
geri çevirme, reddetme
iade etmek; para iadesi, geri ödeme
aralıksız şekilde
beceriksizce
tam, eksiksiz-kusursuz şekilde
aşırı derecede, fazlasıyla
isteksiz, gönülsüz, tereddütlü
gülünç, komik, anlamsız
yaymak, sürmek, sermek
edinme, elde etme, kazanım
gözlem
zorunlu, mecburi, kaçınılmaz
yıkılamaz, yok edilemez, dayanıklı
sonuçsuz, ikna edici olmayan
eşi görülmemis, emsalsiz, eşsiz
nitelikli, uygun, geçerli
sıkıca, kesin olarak, kararlı şekilde
Yeterince
değiştirmek, çevirmek, dönüştürmek
başlamak, başlatmak
engellemek, alıkoymak, aksatmak
askıya alma, askıda, asma
ısrar, sebat, inat, devamlılık
bozulma, kötüye gitme, çürüme
ayrıntılı, incelikli, özenli
teşvik; dürtü, güdü
zorunluluk, yükümlülük; ödev; senet
(konuyla)ilgisiz, bağlantısız
gevşekçe
mükemmel biçimde
değer biçmek, belirlemek, vergi koymak
baltalamak, sarsmak, altını kazmak
çekmek, almak, geri almak
kendini tutmak, sakınmak; nakarat
ortak, müşterek
üst üste olan, peşpeşe, ardışık
tutarlı, istikrarlı, sürekli
yeterli, uygun
düşüncesiz, akılsız
tavsiye niteliğinde, öneri
seçimle ilgili, seçmeli
dahil olma, bulaşma
taahhüt
görüşme
şikâyet, yakınma; rahatsızlık
düşüncesizce
kolayca, çabucak; gönüllü olmak
çekici bir şekilde
itiraz
önlem, tedbir
kendine gelmiş, rahatlamış, yenilenmiş
edepsiz, korkunç, rezilane
takdir etmek, değerini bilmek
kendi halinde, sakin
güven, güven duygusu
takdir yetkisi, ağzı sıkılık, incelik
tutma, kısıtlama
inkar,ret
niyet, maksat, meram, kasıt
yapı, mizaç, tavır; kural
tahmin
izlenim
hırs, istek, açgözlülük
varoluş, mevcudiyet
bitirme
riske atmak; uzlaşma
hor kullanmak, yanlış kullanmak
girişmek, kalkışmak
rahatlamış, ferahlamış
rahatlatmak, dindirmek, hafifletmek; avutmak
geçmek, aşmak, üstün olmak
tartışmak, çekişmek, münakaşa etmek
ikna etmek, razı etmek
yarışmak
üstlenmek, yüklenmek
meydan okumak, karşı gelmek
kabul etmek, itiraf etmek
imalı biçimde
çekingen
dengesiz, rahatsız
itibarını yitirmiş
zorlayıcı, dürtü etkisiyle yapılan
sonuç çıkarma, sonuç, çıkarım
evlat edinme; benimseme
meşruluk, haklılık
tekrarlama, nüksetme
sınırlamak, kısıtlamak
ındirim, düşürme, azalma
karışıklık, huzursuzluk
242 items.
Contact - About - Help - Switch Theme