Wordset: Play
    
sonuç çıkarmak
şahane, harika
garip
araba kullanmak, kullanmak, sürmek
as
olarak, gibi, -diği için, iken
sap
vasiyet
paylaşmak
arz etmek
-den başka, başkaca, dışında
kaydetmek, kasede almak, bantlamak
mahkeme, oturum; avlu, iç bahçe; kur yapmak
yerine
seçim, seçenek, tercih
olmadıkça, olmazsa, -mazsa
çift, iki, eş
daha doğrusu, oldukça
gerçek, durum olgu
sir
beyefendi, bayım, efendim
gül
önde, ileride
rağmen, yine de, gerçi
his, duygu
iş, iş yeri
belki, olabilir
bilgi, enformasyon
kayıp, kaybolmuş, kaybedilmiş
law
hukuk, yasa, kanun
şans, fırsat
uyumak
parça, eser
hiç, her
fikir, düşünce
Sıra, hat, satır, çizgi
en
canlı
bilmek
bakmak
if
eğer
doğru, gerçek
üniversite, yüksekokul, fakülte
-den beri; -dığı için, çünkü
değer
binmek; gezinti
Ayrıca, hem de , de, da
zaten, şimdiden
Bir kere
Lanet, hay aksi
Sadece, yalnız, bir tek
tutmak; ambar
Süre, zaman, -iken
Ölüm
hazır
şahsi
mükemmel
şanslı
dolu, tam
dikkatli
büyük, önemli, harika
kaba, kötü; kastetmek, anlamına gelmek
öğrenmek
beklemek
her ne-herhangi
kapamak
boyunca, süresince; yanısıra
iyilik,yardım
çalışmak
masa
dövmek, yenmek, vuruş, ritim
oda, yer, meydan
ev, yuva, aile ocağı, yurt, vatan
güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
kahve
şaşırtıcı, ilginç, hayret verici
hücre
yakında
by
yanında, ile, tarafından
üzerinde
dakika
saat (60 dakikalık süre)
gece
akşam
öğleden sonra
sabah
day
gün
hafta
yıl
yaz
may
mayıs
evli
bekar
koca / eş (erkek)
eş (kadın)
üvey
yeterli
kaza
güçlü, yetenekli, muktedir
kayıp, eksik
gülünç, komik, anlamsız
bir türlü, her nasılsa, her nedense
gebe, hamile; verimli; anlamlı
özür dilemek, af dilemek
masum, suçsuz, günahsız
sıkıntı, zahmet; rahatsız etmek
suçlu, kabahatli, günahkâr
konuşma, görüşme, söyleşi
korkunç, berbat, çok kötü
çubuk, sopa; sokmak; saplanmak
cinayet, adam öldürme
hatır
bütün bütün, bütün olarak
ruh, can, gönül
ele almak, idare etmek, kıvırmak
affetmek; özür, mazeret
söz etmek, bahsetmek, dile getirmek
bir yerde, bir yere, herhangi bir yerde
tahmin etmek, zannetmek
güzel, hoş, sevimli; epeyce, hayli
sessiz, gürültüsüz, sakin
tamamıyla, elbette
seçmek; toplamak, koparmak, yolmak
rid
kurtarmak, temizlemek
asmak, takmak, sarkıtmak
hapishane, cezaevi, kodes
itmek, itelemek, kakmak
yanlış, hata; yanılmak
dürüst, namuslu
fix
tamir etmek, yerleştirmek
hediye, armağan, doğuştan yetenek
kurtarmak, kayda geçirmek
hata, yanlış, kabahat
kaybetmek, yitirmek
güvenmek, inancı olmak, itimat etmek
özel, has, kişisel, şahsi
tahrip etmek, yıkmak
yargılamak, karara varmak
tam, bütün
korkan, korkmuş
gerçek, hakikat, doğruluk
suçlamak, sorumlu tutmak
çabuk, hızla, hızlı, şipşak
hak etmek, lâyık olmak
sorumlu, mesul, sorumluluk sahibi
üzmek, neşesini kaçırmak
his, duyu; hissetmek, algılamak
şüphe, kuşku, tereddüd
ücret; görev; şarj; yüklemek; suçlamak
ilişki, ilgi, bağ
tehlikeye atmak, göze almak
ses; sağlam; gibi görünmek
endişe, kaygı; üzülmek; merak etmek
farketmek, anlamak; gerçekleştirmek
söz vermek, vâât etmek
rekor
şaşırtmak; sürpriz
tür, çeşit, sınıf; sıralamak
farkına varmak, farketmek
şekil, vücut yapısı, şahıs, figür
tarih; flört etmek, buluşmak
ateş, yangın; işten atmak
saygı göstermek, saymak
muhtemelen, olasılıkla, galiba
suç
başkan, cumhurbaşkanı
dönmek, geri dönmek
farzetmek, varsaymak, sanmak
karar, hüküm
damla; düşmek; alçalmak; bırakmak
güvenlik, emniyet
korumak, gözetmek
öğüt, tavsiye, danışma
kabul etmek, itiraf etmek
dikkat, ilgi, bakım, özen
iyi, yardımsever, nazik
teklif etmek, sunmak
olası, mümkün, olanaklı
kanıtlamak, ispat etmek
en az derece, en az
kesinlikle, elbette
baskı yapmak, sıkıştırmak, sıkmak
paylaşmak, bölüşmek, katılmak
kuvvet, güç; zorlamak, baskı yapmak
tartışmak, görüşmek
önemi olmak; madde; konu, mesele
sebep; düşünmek, muhakeme etmek
rapor etmek, anlatmak, söylemek
işaret, simge; işaret etmek; imzalamak
sunmak, sahneye koymak
anlaşma; pazarlık; iş; llgilenmek
kontrol etmek, idare etmek
ilgi, itina, bakım
act
davranmak, hareket etmek, oynamak
uzun; çok istemek
son; sürmek, devam etmek; dayanmak
belirtmek, ifade etmek, söylemek
ummak, ümit etmek
end
son, uç, taraf; bitmek; sonuca ulaşmak
saymak, hesaba katmak
durum, husus; dava; kılıf, kutu
aynı fikirde olmak, kabul etmek
kabul etmek
affetmek
korkunç, berbat, kötü
use
kullanım; kullanmak; fayda
iman
dokunmak, değmek; temas
şirket; eşlik
neredeyse
üçüncü
saniye; ikinci
ilk, birinci; önce
özlemek; ıskalamak; bayan
kesinlikle
serin; soğutmak; çok iyi
öldürmek
gizlemek
kapmak
yakalamak, tutmak; avlamak
şaşkınlık; merak; mucize
güvenli
nokta; uç; ana fikir; işaret etmek
dev
duymak
genç
win
kazanmak; galibiyet
milyon
hızlı, çabuk; oruç
die
ölmek
tamamen
açık, berrak; temizlemek
ada
hayal etmek; düşünmek, sanmak
olmak, meydana gelmek
tehlikeli
hatırlamak
dün
aniden,birdenbire
yan, kenar, taraf
run
koşmak
yüz, çehre, surat; yüzleşmek
açıklamak, izah etmek, anlatmak
ago
önce
güçlü, sağlam, sert
kalkmak, dikilmek, ayakta durmak
sit
oturmak
mektup
ilgili, meraklı
önce
hasta, rahatsız
geri, arka; sırt
el
gevşemek, dinlenmek, yumuşatmak
acıtmak
vermek
hissetmek
ciddi
(bağlaç) olup olmadığını...
satmak
araç, vesile; para, servet, varlık
varsayılan, zannedilen, sözde
deneyim
değiştirmek; değişiklik; bozuk para
inanmak
bir başka, diğer bir, bir tane daha
try
denemek; çalışmak, uğraşmak
tutmak; saklamak, korumak
önemli
kalp, yürek; cesaret
her, her bir, tanesi
su
içmek; içecek
söylemek, anlatmak
mutfak
içeride
mutlu
bina, yapı; inşaat
ask
sormak, istemek
cevap, yanıt, çözüm; cevap vermek
hot
sıcak; kızgın; acı
soğuk
bugün
dış, dışarıda, dışında
ilginç
tam olarak, tamamen, aynen
çünkü
dünya, yeryüzü
ziyaret; ziyaret etmek
kent, şehir, ilçe, kasaba
birçok
özellikle
örtmek
etrafında, civarında
artık, bundan sonra; daha fazla
altında
on
üzerinde
in
içinde
arkada, gerisinde
bed
yatak
özel
put
koymak, yerleştirmek
hareket; taşınma; taşımak; kımıldamak
karar vermek
tebrikler
kız evlat
düğün
haber
ay
elbise, giysi; giyinmek
getirmek
küçük, ufak, az
zor, sert, çetin
gelecek, istikbal
yiyecek, gıda
eat
yemek yemek
olmak
her neyse; yine de; zaten
asla
bazen, arasıra
genellikle
oyun; oynamak
daha fazla
hayat
get
almak
emin; elbette, şüphesiz
dans; dans etmek
şarkı
for
için
hoşlanmak, tadını çıkarmak
gelmek
buy
satın almak
tekrar
doktor
üst kat
hastane
kat
bulmak
farklı
patron,yönetici
yürümek
-e kadar, -e dek
sonra, o zaman
say
söylemek
diğer, başka; öteki
ihtiyaç duymak
önemsemek; akıl, zihin
zengin
başka
gururlu, kibirli; onurlu
almak; götürmek; tutmak
desteklemek
go
gitmek
far
uzak, uzakta; öte; bir hayli
yanlış
ray
ışın
düşmek; sonbahar
lie
yalan; yatmak, uzanmak
an
ikisi de, her ikisi de
beraber, birlikte
ses, seda; dillendirmek
sol; kalan, artık
hoş, güzel, sevimli, kibar
durum
hit
vurmak; isabet, vuruş
kanıt, delil
hakkında, etrafında, yaklaşık
yapılmış, üretilmiş
takım, ekip
numara
isim, ad; adlandırmak
resim; betimlemek, hayal etmek
ev
para
ağız
eye
göz
saç
insanlar; halk; kişi
box
kutu
bebek
hala, teyze, yenge
kız kardeş
erkek kardeş
baba
anne
cocuk
uçak
durmak; durak
başlamak
dog
köpek
cat
kedi
kapı
okul
kitap; rezerve etmek
pencere
merhaba
cadde, sokak
yol
bad
kötü
iyi
erken
yakın; neredeyse
sağ; doğru
küçük
big
büyük
arkadaş
ne zaman
who
kim
how
nasıl
ne
lütfen
no
hayır
yes
evet
müsaade, izin, ayrılmak, bırakmak
atmak, fırlatmak
kötü, fena; kötülük, şer
adam, şahıs, kişi, karakter
çok geçmeden, yakında
istirahat; dinlenmek; artık, kalan
belki, bir ihtimal
çekim, çekme, çekiş
yet
hala, henüz, daha; hatta, yine de
daimi, surekli, ayakta durma
katılmak; birleşmek; ek yeri
alınmış, tutulmuş
kurmak, temelini atmak
memnun, hoşnut
own
öz, kendi, sahip
gibi görünmek, benzemek
her zaman
şurada, orada
iken, esnasında, boyunca
bütün, tüm
hatta, bile; düz, düzenli; çift
canlı, sağ, hayatta
saw
atasözü, testere
acaip, garip, yabancı
rüya, düş; rüya görmek; hayal kurmak
baş
hiçbiri, ne de
derin, koyu, dalgın
son
evlat, oğul
geç, gecikmiş
kimsesiz, yalnız
sad
üzgün, hüzünlü
zavallı, fakir
uyarmak, ihtar etmek
züğürt, meteliksiz
uygun bulmamak, protesto etmek
eğrilik, kavislenme
helezon; burgu; salyangoz
çömlekçi; oyalanmak, vakit geçirmek
ud; ud çalmak
kabuk, deri, dış yüzey
solmak, güçten düşmek
araf, belirsizlik; zindan, çıkmaz
eğri, yamuk; çarpık
yetersiz, az, kıt, zayıf, yavan
söyleyebilmek, söylemeye cesaret etmek
fakir, muhtaç, yoksun
çirkin, iğrenç, korkunç
belli bir gruba hitap eden; özel, gizli
tuzak kurmak; kapan; trampet kirişi
söndürmek, dindirmek, bastırmak
yeşilaycı, içki içmeyen, içki karşıtı kimse
huysuz, ters, somurtkan
buz pateni alanı, paten sahası
loş, koyu, kasvetli; ağırbaşlı, ciddi
muaf; muaf tutmak
erimek, buzları çözülmek
yüklemek, kaplamak; örtü, katman
indirim, ıskonto; iade
yapışmak, bağlı kalmak
yük, vergi; hile; zorla kabul ettirme
öncül, terim; yer, mekan
girdap, anafor, merkez çevresinde dönme
dayanak, destek noktası
tekerlekli kriko; kamera aracı
cilasını tazelemek, yenilemek
kanlı, korkunç, ürpertici
mutfak; yemek pişirme sanatı, aşçılık
bundan dolayı, dolayısıyla
dikiş, dikiş yeri, bağlantı yeri
ruhsat, izin; taviz; imtiyaz; kabul, teslim
minyon, ufak, minik; narin, ince
sırıtmak; yapmacık gülümseme
bog
bataklık; batağa sokmak, çıkmaza girmek
içten içe kaynamak; pişirmek; galeyan
akış, akıntı, değişim
yarık, çatlak; ayrılık, uçurum
şapka siperi, güneşlik
arıza, kusur, bozukluk
yolda; hareket halinde; sefer halinde
kıvrılmak, kıvranmak, kıpırdanmak
çilingir, kilit ustası
kımıldamak, hareket ettirmek
tire; hücum, hamle, atılma; vurmak
bağnaz, fanatik, yobaz
sebat, azim, direnme
uysal, yumuşak başlı, uslu
tanımlama, tasvir, betimleme
dininden dönmüş, din değiştiren kimse
rahatsız, hasta, keyifsiz, steksiz
çarpıntı, sarsıntı, titreme, ürperme
meydana çıkarmak, yol açmak
hazırlıksız, anında yapılan, irticalen
ders programı, müfredat, özet, liste
gaf, aptalca hata
davranış, tavır, hal, tutum
aşırı milliyetçi
sıkıntı, zorluk, güçlük; zıtlık
telaş, yaygara, velvele
nip
çimdik; ayaz; budamak, kesmek, ısırmak
dağ; binek hayvanı; binmek, monte etmek
it, köpek; ahmak, mankafa
kasık, kemer pervazı
kölelik, esaret
şaşırtmak, afallatmak, şoke etmek
şaşırtmak, meraklandırmak
kaldırmak, atmak, kabarmak, şişirmek
açlıktan ölmek, sıkıntıda olmak
peltek konuşmak, telaffuz edememek
korkak; korkmak, tırsmak
zıplama sesi
müşterek bahis, piyango, çekiliş, ikramiye
sarı papatya
kabuğunu soymak, koçandan ayırmak
mideye ait, mide ile ilgili
zor durum, çıkmaz; kategori
kızak, takoz; kaymak, patinaj yapmak
topak, küme, yığın, parça; şişlik
kehribar, kehribar rengi, koyu sarı
ürkütücü, göz korkutucu
aylak, serseri; amele
dab
dokunmak; hafif vuruş
çan sesi; melodi, uyum; ahenkle çalmak
başı önde olarak; acele ile, düşüncesizce
yükselme, kabarma; ayaklanma, isyan
endişe, kaygı; zihin meşguliyeti
gizli, el altından yapılan, gizli kapaklı
pis koku
at, savaş atı, küheylan
adi, bayağı, alçak; korkak
mısır ve çavdar viskisi, viski
ozan, saz şairi
değiştirilemez, geri alınamaz, kesin
satıcı, tüccar
tütsü, buhur; kızdırmak
serseri, avare
gövde
yapışkan tip; kabuklu deniz hayvanı
yakmak, tutuşmak; uyandırmak
kadife
mükemmel, harika, nefis
yetenek, kabiliyet; sezgi, içgüdü
büyülemek, şaşırtmak; ipnotizmayla uyutmak
çetele, hesap; sayım yapmak
dere, çay, ırmak; katlanmak, dayanmak
gülme, gülüş, kahkaha
zimmetine geçirmek, kendine mâletmek
tatlı sözlerle kandırmak; ikna etmek
sansür; sansürlemek; sansürcü
yayılmak, serilmek, genişlemek
kısa hikâye
tepeden bakmak, küçümsemek; lütfetmek
daire çevresi, çember
pelerin, manto, örtü; gizlemek, örtmek
pun
kelime oyunu, cinas; cinas yapmak
köri, acılı hint baharatı, acılı hint yemeği
alçaltmak, küçük düşürmek
kaba, adi, bayağı, kalitesiz
ilgili, konu ile ilgili
boşa harcamak, heba etmek; israf
uşak, hizmetçi, avans; alıkoyan
solungaç; çene altı
ezmek, bozmak, sıkmak; pres makinası
gizlilik, gizli hareket, gizli iş
özetlemek, tekrarlamak; kaplamak
neşeli, gürültülü, taşkın, delişmen
yangın çıkaran, kundakçı, kışkırtıcı
değersiz, saçma, beş para etmez
kırışık; katlamak, buruşmak
iksir; zehirli içki; ilaç dozu
sunak, kurban kesme yeri; mihrap
atmosfer, hava; koku, buhar
vejetaryen; vejetaryenlikle ilgili
savunulamaz; çürük
nesilden nesile geçmek
kullanmak
civar, çevre, etraf, dolay
sarhoş etmek; mest etmek; zehirlemek
seyreltmek, sulandırmak
köşe bucak aramak, ovmak
çağrışım yapmak, anımsatmak, hatırlatmak
hakaret etmek, kırmak, kötü davranmak
önde gelen, en önemli, baş
kabuk, kuru ekmek; tortu
bölge, havali, ilçe, semt
desteklemek, onaylamak, uygun bulmak
çok istemek
dayanıksız, kolay etkilenen; hassas
kubbe, örtü, paraşüt, saçak, gölgelik
donuk, sönük; sıkıcı; tekdüze, monoton
vurmak, ezmek; vuruş; sineklik
güvence vermek, rahatlatmak
nefes borusu; yaprak damarı
sezgisel his, basiret, önsezi, uyarı; titreme
tuzlu, tuzla ilgili
uğraşmak, çabalamak, gayret etmek
uçakla taşımak; hava köprüsü
belli, açık, ortada, bariz, görünen
mızrak dövüşü; mızrak dövüşü yapmak
aksesuar; yardımcı, suç ortağı
koyun postu; soymak, yolmak, kazıklamak
özel hoca; özel ders vermek
okul parası, ders ücreti; öğretim
pet
evcil hayvan; okşamak; gözde
çıkık, belirgin; seçkin, ünlü, önemli
yeniden yapılmış
yine de, -e karşın, -e rağmen
durmak, geçmişte kalmak, oyalanmak
yasaklama, bağlantısını kesme
yemlik
titreme; titreşmek; ok kılıfı
tin
kalay; teneke, konserve kutusu
dikensiz kaktüs
özlü; güçlü; saçma; romantik
değiş tokuş; takas etmek
ahlaksız, kötü, fena, berbat, haince
aptal, ahmak, kıl tip
örtüşme, üst üste gelme; kaplamak
kurnaz, açıkgöz; kurnazlık; şirin, sevimli
geç kalmış, rötarlı, vadesi geçmiş
uygun, yerinde; -e göre
hamle yapmak, saldırmak
maruz kalmak, uğramak, tutulmak
pırıltı, titrek ışık; parlamak
az miktar, biraz
vesveseli, tedirgin; istekli, özenli
seyrek, aralıklı
çekmek, geçirmek, uğramak
başvurmak; rica; çekicilik, cazibe
aracılık etmek, rica etmek
başlangıç, başlama
böcek; tokmak
titrek; heyecanlı, enerjik
öteberi, araç gereç; kişisel eşyalar
fışkırmak; ibrik ucu
vazgeçmek, feragat etmek, ertelemek
oburca yemek, yalayıp yutmak
geçmek, akıp gitmek; sapma, hata
iptal etmek, feshetmek
gençleştirmek; ihya etmek
içermek, kapsamak; özetlemek
acayip, tuhaf, garip
kıvranma, ızdırap
eğik, eğimli; eğmek
yan bakmak, kötü niyetle bakmak
çökmek, birden düşmek
bastırmak, boyun eğdirmek, yatıştırmak
istekli, hevesli, güçlü
zincirlemek, kelepçelemek
belirgin, dikkat çekici, göze çarpan
meraklı, yersiz sorular soran
virüsle ilgili, virüse ait
eziyet, azap, cefa, işkence
keyfi, gelişigüzel
oyalanmak, sallanmak
oran, orantı; pay, bölüm, kısım
aşırı sevinç, coşku, vect
çılgınca alkış, alkış yağmuru, tezahurat
hafif renk, az miktar, iz, belirti
tek, yegane; ayak tabanı; pençe vurmak
şehirle ilgili, kentsel; yurttaşlıkla ilgili
yayık, süt kabı; çalkalamak
sızı, sızlamak, çınlamak, telaş
katil, haydut, eşkıya
igrenme, tiksinti, nefret, bıktırmak
egemenlik, hâkimiyet
birleşme, toplanma; anma toplantısı
toplamak, birleştirmek, birikmek
ehil, usta, erbap, uzman
yıpratmak, yormak, eskimek
duyurmak, ilan etmek, bildirmek
gerekli, zorunlu; gereç, mazeme
yatıştırmak, bastırmak, azaltmak
berbat, perişan, sefil, bitkin
woe
keder, üzüntü, dert, gam
sihir, cazibe, çekicilik; büyülemek, etkilemek
uzuv, bacak, kol, şube
zorla yürümek; yorucu yürüyüş
kemirgen
acele etmek, telaş
sert, hoşgörüsüz
nükte, vecize
öfke, hiddet, hırs, arzu, tutku; kudurmak
doğal, doğuştan olan
hıçkırık, hıçkırmak
etli kısım, meyve özü, lapa
turna; vinç
yaban öküzü, bizon
ceylan, antilop
müphem, şüpheli
devamlı, sürekli, dayanıklı
gaf, hata, falso
anlaşma
döllemek; hamile bırakmak
devrolmak
kürdan
hayalet, ajan, casus; ürkütmek
mutluluk, keyif
yankesici
çadır bezi; tuval
merhem
önlük, koruyucu kapak
arkadaş, dost, yoldaş
kırık sarma tahtası, cebire
ayak işi, getir götür işleri
çekirge, ağustos böceği
güvercin; saf
kireç; ıhlamur; misket limonu
ölümcül, ölümlü
kavgacı, savaşçı
derece, lisans, diploma, ünvan
cesaretsiz, ürkek, çekingen
azimli, kararlı
önemli, ciddi, şiddetli; mezar, kabir
ağlamak, gözyaşı dökmek
zıplamak, sektirmek; geri dönme
kundağa sarmak
gıdaklamak
yerine getirmek, uygulamak, tamamlamak
koğuş; servis
terlemek; ter; zor iş
damat; seyis; tımar etmek
ortaya çıkma, patlak verme; salgın
düşünmek; kavramak; gebe kalmak
kaşımak; sıyrık; başlangıç çizgisi
ahmak; tembel; dalgıçkuşu
utangaç, sıkılgan
çarpmak; güm!
manga; takım, departman
yanlış yere koymak, kaybetmek
koku, esans; sezmek, kokusunu almak
biriktirmek, yığmak
kusurlu, yetersiz; arızalı; özürlü
ayıltmak; yaşama döndürmek; diriltmek
misilleme
aşağılık kimse; sümük
çelik, çelik gibi; sertleştirmek; katı, duygusuz
çevirmek, yön değiştirmek; önlemek gidermek
sayım, nüfus sayımı
cenaze arabası
enlem; hoşgörü, tolerans, serbestlik
perçin; bağlamak, perçinlemek
kaynak; lehimlemek; kaynak yeri
yem; yemlemek, kandırmak; rahatsız etmek
stok, istif; stoklamak
imdat işareti, yardım sinyali
devasa, kocaman
parlaklık, görkem, ihtişam
-den başka, hariç
bakmaksızın, hesaba katmadan
ışık tutmak, aydınlatmak
-e karşın, aksine
-nın aksine, -e karşın
eşiğinde, üzere
İle birlikte, yanısıra
şartıyla, şayet
neden olmak
sayesinde
ayrı olarak, -den başka
amacıyla, -mek için
ilgili, istekli
benzer; özdeş
soyundan gelmek
kasten, bile bile
katılmak
maruz kalmak
neden olmak, yol açmak
-e uygun olmak, erişmek
araları bozuk, kavgalı
önlem almak, tedbir almak
kaçınmak, uzak durmak, sakınmak
delirtmek, çıldırtmak
uzun bir süre
önünü açmak, kolaylaştırmak, imkan vermek
incelik, zerafet, anlayış
aşırı sevinç, mest olma
azalmak, küçülmek
başrahibe
ekoseli, kareli; ekoseli kumaş
sarmak, paketlemek, örtmek, bürümek
günlük, ajanda; hatıra defteri
ufalamak, parçalamak; harap olmak
kendini beğenmiş
kaçamaklı cevap vermek; laf oyunu
örnek, numune; çekim örneği; dizi
karalamak, rastgele şekiller çizmek
dokunulabilir, elle tutulur, somut, aşikar
diş taşı; vücut lekesi; plaka, levha
kaba, görgüsüz; bön, ahmak
şaka, eğlenme, takılma, gırgır; tarlakuşu
soygun, hırsızlık
havacılık
yakışmak, yaraşmak; gerekmek
sözleşme, senet, kontrat
tıkmak, sıkıştırmak; tıkınmak
isteksiz, gönülsüz
güveç, yahni; telaş; yavaşça pişirmek
yaymak, serpmek, saçmak
alay etmek, dalga geçmek
domuz; pis herif
nikahsız eş, sevgili, cariye, metres
ufak çivi, raptiye; raptiyelemek, tutturmak
kese, torba, torbacık
dal; şube, kol; dallanmak
yamultmak, saptırmak; eğiklik
kamçı; kırbaçlamak; azarlamak; kirpik
başarısız olmak, sınıfta bırakmak
bataklık; batırmak; suyla doldurmak
veba, belâ, felâket
kirpi; iğneli vals
gulyabani, cin
yün ipliği; masal, hikâye
daldırmak, batırmak, gömmek
itmek; kovmak; iğrendirmek
özlemek, hasret olmak, çok arzu etmek
eğimli, yatkın; yüzükoyun yatmış
moloz, taş yığını, döküntü
engin, kocaman, muazzam, harika
boyunduruk, esaret
takma diş
karşı olan, muhalif; isteksiz, gönülsüz
gözden geçirmek
iz, ipucu, sezme, kuşku
tiksinmek, iğrenmek, nefret etmek
geğirmek, gazını çıkarmak; geğirti
nemli, ıslak; rutubet, keder; ıslatmak
yem, tuzak; cezbetmek, ayartmak
okşamak, öpme, kucaklama
erdem örneği
öfke, gazap, hiddet
yan yana koymak, düzenlemek
sıralamak, karşılaştırmak
gürültülü kavga
kusurlu, kabahatli
geniş, bol, kâfi
yapışmak, tutunmak
bozulmak, çürümek
tuzak, hile
menekşe, mor
çek git, defol; tüymek
yumruk sesi; güm diye ses çıkarmak
sürüklenmek; sapma
otlak, çayır; gütmek
dumanlı sis, kirli hava
ranza
çelenk, halka
yana kaçmak; atlatmak
sığınak
yırtık; fıtık; kopmak
yakalamak
bebek, çocuk
sicim; sarma; dolamak
dolandırıcılık
hödük, kıro
ağaçlık, koru
yandan kuşatmak; yan, kanat
yapı, mizaç, tavır; kural
poz, duruş, tavır; poz vermek, taslamak
bulmak, keşfetmek, anlamak, öğrenmek
kullanmak; cezbetmek; neden olmak
etkilemek, tesir etmek
sıralamak, düzenlemek; yazmak, durmak
derhal, hemen, aniden
ile ilgilenmek
önde, önünde
hava atmak, gösteriş yapmak
konaklamak, mola vermek
itiraf etmek
tutunarak inmek; inadı bırakmak
not etmek, yazmak
dinmek, sona ermek; hile yapmak
fırsatı kaçırmak
tasarlamak; düşünerek çözümlemek
yaklaştırmamak; ertelemek
tasarlamak; düşünmek, uydurmak
tedbir almak; girişimde bulunmak
tüm hissesini satın almak
ayırdetmek, farkı bilmek
azarlamak, paylamak
ertelemek, uzun sürmek
sataşmak, uğraşmak; kusur bulmak
baştan sona okumak; tekrar okumak
tahsis etmek, ayırmak
sesli okumak
ayrılmak, uzaklaşmak
gerçekleşmek
çıkagelmek, habersiz gelmek
sınır komşusu olmak; eğiliminde olmak
soyulmak, dökülmek
göz atmak; araştırmak
salmak, bırakmak; bollaştırmak
oyalanmak; aylaklık etmek
(formu) doldurmak
budamak; kısmak, azaltmak
son vermek, yok etmek; öldürmek
-e kısa bir ziyaret yapmak
sonuçlanmak, bitmek, olup çıkmak
dayandırmak, -e dayanmak
berbat etmek, karıştırmak, hata yapmak
devam etmek, ilerlemek; önden buyurmak
yeniden yapmak; tekrar düzenlemek
meşgul olmak; bitirmek; bağlantı
teslim etmek; azalmak, düşmek
telefonu kapamak; takıntı
dağıtmak, vermek; bayılmak
destek olmak, yardım etmek
girişmek, başlamak; saldırmak
bitirmek, tükenmek
hizmet etmek, servis yapmak
ezmek; gözden geçirmek; taşmak
aynı seviyeye ulaşmak, yetişmek
tartışmak, görüşmek
açıklamak, çözümlemek; temizlemek
karşılaşmak, rastlamak
üfleyerek söndürmek
bozulmak; ruhen yıkılmak
kısmak, azaltmak; kesip düşürmek
telafi etmek
ortaya çıkmak, baş göstermek
kaçmak, kopmak, ayrılmak
patlak vermek, ortaya çıkmak; kaçmak
gerektirmek, istemek, çağırmak
zorla girmek; birden başlamak
ayak uydurmak, yetişmek, aşık atmak
küçük görmek, aşağılamak
kaçmak, kurtulmak, sıvışmak
katlanmak, dayanmak, tahammül etmek
saygı göstermek; hayranlık duymak
yetiştirmek, büyütmek; bahsetmek
toplamak; anlamına gelmek, makul olmak
reddetmek, geri çevirmek; sesi kısmak
devralmak, üstlenmek, yönetimini almak
ölmek, vefat etmek
not etmek; sökmek, parçalamak, devirmek
uydurmak, oluşturmak; makyaj yapmak
başlamak; ötmek; patlamak
dayanmak, katlanmak
bulmak, meydana çıkmak; çıkagelmek
güvenmek
kabul etmek, desteklemek
söndürmek; kapamak; üretmek
anlamak, çözmek; başarmak
birine asılmak; rastlamak; aklına gelmek
sunmak, bildirmek; konaklamak
vermek, devretmek; teslim
çizmek, silmek, karalamak
kusmak; vazgeçmek
korkudan sinmek; yaltaklanmak
veba, salgın ve öldürücü hastalık
eski erkek öğrenci, mezun erkek
unutma; dikkatsizlik
gözüpek
nedime, geline eşlik eden kız
eğilmek
anlaşmazlık; tutuklamak
cob
mısır koçanı
aynen; denden (işareti)
dolambaçlı; hileli; sinsi, hilekâr
korkunç, tüyler ürpertici
pislik, çamur, gübre
saptırmak, dönmek
sargı bezi, kumaş tiftiği, pamuk tiftiği
yakını ölmüş; matemli
kalple ilgili
lezzetli yiyecek içecek
tutku, eğilim, meyil
harika, dahi
kol düğmesi
hile, kurnazlık; ayartmak
geçit, boğaz; tıkınmak
su yosunu, deniz yosunu
tux
smokin
geçirimsiz, etkilenmez, vurdumduymaz
kızdırmak, düşman etmek
yoldan çıkmak, sapmak
kılık, dış görünüş
sabırsız, yerinde duramayan
hayalet; görünme
otonom, özerk
yardim, destek, himaye
yarasız, incinmemiş
soy; soyağacı, şecere
günah keçisi, şamar oğlanı
fıçı, varil
saldırgan
toplanmak; içtima
küçük bakkal; şarküteri; şarap mahzeni
casusluk
pike, başaşağı dalış
1001 items.
Contact - About - Help - Switch Theme