Wordset: Play
    
ev
bir başka, diğer bir, bir tane daha
bütün, tüm
own
öz, kendi, sahip
try
denemek; çalışmak, uğraşmak
yeterli
önemsemek; akıl, zihin
güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
başka
baba
hoş, güzel, sevimli, kibar
bebek
duymak
gerçekten, aslında
yer, mekan; yerleştirmek
anne
müsaade, izin, ayrılmak, bırakmak
beraber, birlikte
hatırlamak
bad
kötü
ilgi, itina, bakım
tahmin etmek, zannetmek
yapılmış, üretilmiş
direkt, içinden, sayesinde
yanlış
iyi, yardımsever, nazik
big
büyük
her zaman
uzun; çok istemek
durmak; durak
etrafında, civarında
put
koymak, yerleştirmek
tutmak; saklamak, korumak
day
gün
son; sürmek, devam etmek; dayanmak
ev, yuva, aile ocağı, yurt, vatan
güzel, hoş, ince; para cezası
çalışmak
hissetmek
diğer, başka; öteki
inanmak
ilk, birinci; önce
gece
hiç, her
önce
büyük(bir olayın büyüklüğü)
tekrar
bulmak
beklemek
hâlâ; hareketsiz, sessiz; sakinleşmek
insanlar; halk; kişi
düşünce, fikir, sanı, görüş, kanı
Sadece, yalnız, bir tek
vermek
lütfen
hatta, bile; düz, düzenli; çift
hayat
by
yanında, ile, tarafından
belki, olabilir
nerede, nereye
üzerinde
daha fazla
emin; elbette, şüphesiz
asla
ihtiyaç duymak
küçük, ufak, az
way
yol; yön; yöntem
almak; götürmek; tutmak
say
söylemek
sonra, o zaman
çünkü
who
kim
yes
evet
söylemek, anlatmak
kaba, kötü; kastetmek, anlamına gelmek
geri, arka; sırt
istek, arzu; vasiyetname; -ecek
vasiyet
ne zaman
bakmak
as
olarak, gibi, -diği için, iken
iyi
gelmek
şurada, orada
how
nasıl
go
gitmek
düşünmek, sanmak
if
eğer
get
almak
sağ; doğru
hakkında, etrafında, yaklaşık
on
üzerinde
sadece, henüz, şimdi; adil
no
hayır
for
için
bilmek
in
içinde
ne
99 items.
Contact - About - Help