Wordset: Play
    
arkada, gerisinde
ciddi
ate┼č, yang─▒n; i┼čten atmak
kaybetmek, yitirmek
S─▒ra, hat, sat─▒r, çizgi
tarih; flört etmek, bulu┼čmak
Ayr─▒ca, hem de , de, da
bed
yatak
bazen, aras─▒ra
seçmek; toplamak, koparmak, yolmak
┼čansl─▒
genç
uyumak
an
yan, kenar, taraf
cocuk
haber
serin; so─čutmak; çok iyi
cevap, yan─▒t, çözüm; cevap vermek
neredeyse
koca / e┼č (erkek)
kar┼č─▒, ayk─▒r─▒, aleyhte
kat
hit
vurmak; isabet, vuru┼č
kalkmak, dikilmek, ayakta durmak
mükemmel
die
ölmek
güçlü, yetenekli, muktedir
kapamak, kapatmak
dü─čün
hastane
farkl─▒
ra─čmen, yine de, gerçi
maden; maden ç─▒karmak
rahats─▒z etmek, zahmet vermek
yürümek
far
uzak, uzakta; öte; bir hayli
doktor
el
kapamak
kap─▒
söz vermek, vâât etmek
mola; k─▒rmak, kesmek, bozmak
alt─▒nda
k─▒z evlat
his, duygu
çift, iki, e┼č
k─▒z karde┼č
memnun, ho┼čnut
izlemek, gözlemek; kol saati
kid
çocuk; o─člak; ┼čaka yapmak
istirahat; dinlenmek; art─▒k, kalan
önemli
aras─▒nda
korkan, korkmu┼č
sit
oturmak
gerçek, durum olgu
güzel, çok iyi, harika
ago
önce
nefret, kin, i─črenme; nefret etmek
oyun; oynamak
erkek karde┼č
araç, vesile; para, servet, varl─▒k
y─▒l
kent, ┼čehir, ilçe, kasaba
en az derece, en az
art─▒k, bundan sonra; daha fazla
geç, gecikmi┼č
end
son, uç, taraf; bitmek; sonuca ula┼čmak
de─či┼čtirmek; de─či┼čiklik; bozuk para
güvenmek, inanc─▒ olmak, itimat etmek
dilek, istek, arzu; istemek, dilemek
durum, husus; dava; k─▒l─▒f, kutu
getirmek
kay─▒p, kaybolmu┼č, kaybedilmi┼č
Lanet, hay aksi
sebep; dü┼čünmek, muhakeme etmek
birçok
her neyse; yine de; zaten
nokta; uç; ana fikir; i┼čaret etmek
evli
özlemek; ─▒skalamak; bayan
kalp, yürek; cesaret
adam, ┼čah─▒s, ki┼či, karakter
hareket; ta┼č─▒nma; ta┼č─▒mak; k─▒m─▒ldamak
run
ko┼čmak
┼čans, f─▒rsat
use
kullan─▒m; kullanmak; fayda
e┼č (kad─▒n)
çok geçmeden, yak─▒nda
neden olmak; sebep
her, her bir, tanesi
i┼č, i┼č yeri
do─čru, gerçek
yüz, çehre, surat; yüzle┼čmek
okul
gerçek, hakikat, do─čruluk
canl─▒
ay─▒rmak, kopmak
saniye; ikinci
endi┼če, kayg─▒; üzülmek; merak etmek
en
t─▒kamak, doldurmak; malzeme, nesne
ba┼č
varsay─▒lan, zannedilen, sözde
sabah
Bir kere
anla┼čma; pazarl─▒k; i┼č; llgilenmek
yet
hala, henüz, daha; hatta, yine de
tutmak; ambar
her ne-herhangi
-e kadar, -e dek
haz─▒r
car
araba, otomobil
bugün
zor, sert, çetin
öldürmek
ba┼člamak
affetmek; özür, mazeret
-den beri; -d─▒─č─▒ için, çünkü
kimsesiz, yaln─▒z
Süre, zaman, -iken
ikisi de, her ikisi de
ac─▒tmak
olmak, meydana gelmek
muhtemelen, olas─▒l─▒kla, galiba
tam olarak, tamamen, aynen
önemi olmak; madde; konu, mesele
dünya, yeryüzü
kurmak, temelini atmak
dakika
may
may─▒s
zaten, ┼čimdiden
arkada┼č
sir
beyefendi, bay─▒m, efendim
saw
atasözü, testere
güzel, ho┼č, sevimli; epeyce, hayli
mutlu
isim, ad; adland─▒rmak
umut, ümit; ummak
son
evlat, o─čul
sol; kalan, art─▒k
para
oda, yer, meydan
merhaba
en iyi; yenmek, alt etmek
ask
sormak, istemek
fikir, dü┼čünce
yükseltmek; kald─▒raç
ev
bir ba┼čka, di─čer bir, bir tane daha
bütün, tüm
own
öz, kendi, sahip
try
denemek; çal─▒┼čmak, u─čra┼čmak
yeterli
önemsemek; ak─▒l, zihin
güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
yön, rota; gidi┼čat; pist; kurs; tabak
ba┼čka
baba
ho┼č, güzel, sevimli, kibar
bebek
duymak
gerçekten, asl─▒nda
yer, mekan; yerle┼čtirmek
anne
müsaade, izin, ayr─▒lmak, b─▒rakmak
beraber, birlikte
hat─▒rlamak
bad
kötü
ilgi, itina, bak─▒m
tahmin etmek, zannetmek
yap─▒lm─▒┼č, üretilmi┼č
direkt, içinden, sayesinde
yanl─▒┼č
iyi, yard─▒msever, nazik
big
büyük
her zaman
uzun; çok istemek
durmak; durak
etraf─▒nda, civar─▒nda
put
koymak, yerle┼čtirmek
tutmak; saklamak, korumak
day
gün
son; sürmek, devam etmek; dayanmak
ev, yuva, aile oca─č─▒, yurt, vatan
güzel, ho┼č, ince; para cezas─▒
çal─▒┼čmak
hissetmek
di─čer, ba┼čka; öteki
inanmak
ilk, birinci; önce
gece
hiç, her
önce
büyük, önemli, harika
tekrar
bulmak
beklemek
hâlâ; hareketsiz, sessiz; sakinle┼čmek
insanlar; halk; ki┼či
dü┼čünce, fikir, san─▒, görü┼č, kan─▒
Sadece, yaln─▒z, bir tek
vermek
lütfen
hatta, bile; düz, düzenli; çift
hayat
by
yan─▒nda, ile, taraf─▒ndan
belki, olabilir
nerede, nereye
üzerinde
daha fazla
emin; elbette, ┼čüphesiz
asla
ihtiyaç duymak
küçük, ufak, az
way
yol; yön; yöntem
almak; götürmek; tutmak
say
söylemek
sonra, o zaman
çünkü
who
kim
yes
evet
söylemek, anlatmak
kaba, kötü; kastetmek, anlam─▒na gelmek
geri, arka; s─▒rt
istek, arzu; vasiyetname; -ecek
vasiyet
ne zaman
bakmak
as
olarak, gibi, -di─či için, iken
iyi
gelmek
┼čurada, orada
how
nas─▒l
go
gitmek
dü┼čünmek, sanmak
if
e─čer
get
almak
sa─č; do─čru
hakk─▒nda, etraf─▒nda, yakla┼č─▒k
on
üzerinde
sadece, henüz, ┼čimdi; adil
no
hay─▒r
for
için
bilmek
in
içinde
ne
248 items.
Contact - About - Help - ÔÜż Switch Theme