Wordset: Play
    
iş, iş yeri
doğru, gerçek
yüz, çehre, surat; yüzleşmek
okul
gerçek, hakikat, doğruluk
canlı
ayırmak, kopmak
saniye; ikinci
endişe, kaygı; üzülmek; merak etmek
en
tıkamak, doldurmak; malzeme, nesne
baş
varsayılan, zannedilen, sözde
sabah
Bir kere
anlaşma; pazarlık; iş; llgilenmek
vasiyet
as
olarak, gibi, -diği için, iken
yet
hala, henüz, daha; hatta, yine de
tutmak; ambar
her ne-herhangi
-e kadar, -e dek
hazır
car
araba, otomobil
bugün
zor, sert, çetin
öldürmek
başlamak
affetmek; özür, mazeret
-den beri; -dığı için, çünkü
kimsesiz, yalnız
Süre, zaman, -iken
ikisi de, her ikisi de
acıtmak
olmak, meydana gelmek
muhtemelen, olasılıkla, galiba
tam olarak, tamamen, aynen
önemi olmak; madde; konu, mesele
dünya, yeryüzü
kurmak, temelini atmak
dakika
may
mayıs
zaten, şimdiden
arkadaş
sir
beyefendi, bayım, efendim
saw
atasözü, testere
güzel, hoş, sevimli; epeyce, hayli
mutlu
isim, ad; adlandırmak
umut, ümit; ummak
son
evlat, oğul
sol; kalan, artık
para
oda, yer, meydan
merhaba
en iyi; yenmek, alt etmek
ask
sormak, istemek
fikir, düşünce
yükseltmek; kaldıraç
ev
bir başka, diğer bir, bir tane daha
bütün, tüm
own
öz, kendi, sahip
try
denemek; çalışmak, uğraşmak
yeterli
önemsemek; akıl, zihin
güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
başka
baba
hoş, güzel, sevimli, kibar
bebek
duymak
gerçekten, aslında
yer, mekan; yerleştirmek
anne
müsaade, izin, ayrılmak, bırakmak
fly
uçmak
beraber, birlikte
hatırlamak
bad
kötü
ilgi, itina, bakım
tahmin etmek, zannetmek
yapılmış, üretilmiş
direkt, içinden, sayesinde
yanlış
iyi, yardımsever, nazik
big
büyük
her zaman
uzun; çok istemek
durmak; durak
etrafında, civarında
put
koymak, yerleştirmek
tutmak; saklamak, korumak
day
gün
son; sürmek, devam etmek; dayanmak
ev, yuva, aile ocağı, yurt, vatan
güzel, hoş, ince; para cezası
çalışmak
hissetmek
diğer, başka; öteki
inanmak
ilk, birinci; önce
gece
hiç, her
önce
büyük, önemli, harika
tekrar
bulmak
beklemek
hâlâ; hareketsiz, sessiz; sakinleşmek
insanlar; halk; kişi
düşünce, fikir, sanı, görüş, kanı
Sadece, yalnız, bir tek
vermek
lütfen
hatta, bile; düz, düzenli; çift
hayat
by
yanında, ile, tarafından
belki, olabilir
nerede, nereye
üzerinde
daha fazla
emin; elbette, şüphesiz
asla
ihtiyaç duymak
küçük, ufak, az
way
yol; yön; yöntem
almak; götürmek; tutmak
say
söylemek
sonra, o zaman
çünkü
who
kim
yes
evet
söylemek, anlatmak
kaba, kötü; kastetmek, anlamına gelmek
geri, arka; sırt
istek, arzu; vasiyetname; -ecek
ne zaman
bakmak
iyi
gelmek
şurada, orada
how
nasıl
go
gitmek
düşünmek, sanmak
if
eğer
get
almak
sağ; doğru
hakkında, etrafında, yaklaşık
on
üzerinde
sadece, henüz, şimdi; adil
no
hayır
for
için
bilmek
in
içinde
ne
157 items.
Contact - About - Help - ⚾ Switch Theme