Wordset: Play
    
heyecanlı
bağlı olmak, güvenmek
veda, son; elveda
ummak, ümit etmek
ganyan bayi
tahmin etmek, zannetmek
kesin, şüphesiz, kuşkusuz
çocuk bezi
sarsıntılı, düzensiz, sarsak, salak
yumruk; vurmak; nüfuz, etki
ikna etmek, inandırmak
anlamak, sonuç çıkarmak
Tutmak, ambar
kaçırmak
bu arada, iken
çatlamak, çatlatmak
davet etmek, çağırmak
özür, mazeret, savunma
karşılaştırmak, mukayese etmek
van
kamyonet, minibüs
ayrıcalık, imtiyaz, dokunulmazlık
kuşkulanmak; şüpheli, sanık
kurşun, önderlik, rehberlik
öfkeli, kızgın, sinirli
mahfaza, zarf, örtü; kaplama, çerçeve
ekip, tayfa
zavallı, mutsuz, perişan
izlemek, takip etmek
şüpheli, kuşkucu, kuşkulu
bilge, bilgili, akıllı, anlayışlı
öz, esans, nitelik
hatır
açıklamak, aydınlığa kavuşturmak
içten, samimi, candan
gözden kaybolmak, yok olmak
yağma etmek; iyice araştırmak
vida; vidalamak; kazıklamak
delmek; talim yapmak; alıştırma; matkap
davalı, sanık
bozulmak, başaramamak; iflas
saldırmak; hücum
anlaşma; pazarlık; iş; llgilenmek
tavır, davranış, hareket
seyirci, huzura kabul
bağırsak
zula, zulada saklanan şey; saklanak
-den başka, başkaca, dışında
vergi mükellefi
dev, dev gibi, kocaman
bataklık; batırmak; suyla doldurmak
ilişkili, bulaşmış
gururlu, kibirli; onurlu
kötü, berbat; bitli
zar zor, güçbela, anca
aldatmak, kandırmak
uzak, çok eski, çok uzak
akıl hastası, deli
etiketlemek, etiket yapıştırmak
hasar yapmak, zarar vermek
kesinlikle, elbette
ağrılı, yara
şaşırmış, afallamış
ürperti; titremek; ufak parça
rahat, konforlu, hoş
hırsızlık yapmak; gizlice hareket etmek
sıçramak, sıçrayıp binicisini düşürmek; karşı gelmek, itaatsizlik etmek, itiraz etmek; erkek geyik
başvuru; yardım kaynağı
olta ile balık tutmak; olta; çarpıtmak
ilgi, alâka
ayrıcalıklı, seçkin
küçük, ufak tefek, önemsiz
temsil etmek, temsilciliğini yapmak
açlıktan kıvranmak, açlıktan ölmek
halk, ahali, insanlar
keskin, açıkgöz, kesici
kovmak, yol vermek
göz atmak; bakış
on sentlik para
mucit, yaratıcı, bulan kimse
farzetmek, saymak
battaniye, örtü
şartlı tahliye, deneme, staj
sert, sağlam, zorlu, çetin
göstermek, işaret etmek; atamak
saygısızlık
dul, dul kadın
eklem iltihabı, kireçlenme
ceza, cezalandırma, sert davranma
vaklamak; kurbağa sesi
pekari, yaban domuzu
fırçalamak; ovalama
burkulma; incitmek
ayak bileği
adalet, hak, yargı, dürüstlük
kamış, sopa; dövmek
hak etmek, lâyık olmak
loş, alacakaranlık
kıyıya vuran büyük dalga
kesici
kutsal kitap, incil
tarife, şift, program
domuz, domuz eti, ödenek
ilginç ihtiyar, moruk
hüner, marifet; gösteri uçuşu; bodur
kurtarmak, muaf tutmak
acele etmek; ivedi; telaş
suçlamak, dava açmak
söz etmek, bahsetmek, dile getirmek
desteklemek, bağ
çürük tahta, toy, serseri, zırva, değersiz
sahtekarca hareket, aldatma, kandırma, dolandırıcılık
teslim etmek
atom, çekirdeksel, nükleer
hastalıklı, marazi, marazi şeylere ilgi duyan
kök, temel, dayanak
aşırı, aşırı boyutta, son derece
alem, cümbüş
tedavi
yönelmek, eğiliminde olmak; hizmet etmek
yemin etmek, ant içmek; küfretmek, sövmek
avukat, dava vekili, vekil
kaykay
sopa, cop
dökmek, düşürmek
miktar, tutar, toplam
anneanne, babaanne, büyükanne, nine
kaydetmek, kasede almak, bantlamak
mal olmak, etmek
tanımlamak, belirtmek, tarif etmek
kırgın, gücenmiş
bal küpü, çekici kimse, cazip şey
suç, cürüm; cinayet
kefalet
küçük sandal; lastik bot
duş; ilaçlı su; şırınga
çim, çayır
pis, nahoş, hoşa gitmeyen alçak
Çaydanlık
tedbirli, ihtiyatlı, sır saklayan
silip süpürmek, süpürmek
eti kesip dağıtmak, parçalara bölmek
aşağılık kimse; sümük
gezinti; dolaşmak
Kârlı
ürkütücü, tüyler ürpertici; esrarengiz
nezaket, incelik
dokundurma, iğneleme, istihza
münzevi, yalnız yaşayan
ısrarla
Yanında
mahkemeye çağırma; suçlama
Owe
Borçlu olmak, borçlanmak
dost, yakın arkadaş, kafadar
müvekkil, müşteri, alıcı
ana, esas, prensip
dövmek, yenmek, vuruş, ritim
zayıf, bitkin, süzülmüş
yasal, hukuk, kanuni
isveç; isveç halkı; isveç dili
yer; topraklamak
telafi etmek, gönül almak
maaşlı izin dönemi
sert, katı, sabit, kesin
iletmek, taşımak, yaymak
dürtmek, kurcalamak
tespih, kolye
kızamıklı, değersiz, adi, cimri
varsayılan, zannedilen, sözde
müşteri
kurban
adam, herif
cop
yakalamak; çalmak; aşırmak; polis
kaza
acayip; kapris; meraklı; çılgına dönmek
maaşlı, ödenmiş, ücretli
mükemmel, şık, süper, zarif
söz, nişanlanma, sözleşme; randevu
dedektif gibi, dedektif, polisiye
tutuklamak, durdurmak
kiralamak
hazine, bilgi hazinesi (kitap)
masum, suçsuz, günahsız
suçlu, kabahatli, günahkâr
titiz, inatçı, tutucu kimse
bulanık, donuk, belirsiz; ince tüylü
hurra, yaşa, yaşasın
ekleme, ilave, fazladan (sıfat)
gaz, duman; dumanlı sis; buhar
mahkeme, oturum; avlu, iç bahçe; kur yapmak
geçmek, akıp gitmek; sapma, hata
anlık, bir an süren, geçici
mahvetmek, bozmak
onurlandırmak, şeref vermek
izinsiz girmek, yasayı çiğnemek, günah işlemek
neden olmak, yol açmak
karar, hüküm
hatırlama, çağrışım; geri çağırmak
kuvvet, güç; zorlamak, baskı yapmak
kabarmak, şişmek; müthiş
199 items.
Contact - About - Help - Switch Theme