Wordset: Play
    
iniş, alçalma; baskın
nazik, terbiyeli, iyi, uygun
menekşe, mor
sert, şiddetli, azılı
yumruk sesi; güm diye ses çıkarmak
tokuşturmak, tıkırdamak
yapışmak, tutunmak
tıngırdamak, çınlamak
dolandırıcılık
sürüklenmek; sapma
örgü; kıvrım; örmek
ekoseli, kareli; ekoseli kumaş
işaret etmek, belirtisi olmak
beklemek
diş taşı; vücut lekesi; plaka, levha
veba, belâ, felâket
domuz; pis herif
sicim; sarma; dolamak
dumanlı sis, kirli hava
kendini beğenmiş
istila, baskın, hücum
gezi, gezinti
bataklık; batırmak; suyla doldurmak
yamamak, yenilemek
daldırmak, batırmak, gömmek
engin, kocaman, muazzam, harika
zıt, karşıt, aykırı
karşı olan, muhalif; isteksiz, gönülsüz
poz, duruş, tavır; poz vermek, taslamak
otlak, çayır; gütmek
nikahsız eş, sevgili, cariye, metres
kirpi; iğneli vals
soygun, hırsızlık
yukarı çekmek, kaldırmak; yük asansörü
geğirmek, gazını çıkarmak; geğirti
ağzından kaçırmak, aniden söylemek
karalamak, rastgele şekiller çizmek
azalmak, küçülmek
dalavere; dolandırmak, hile yapmak
sundurma, veranda
kese, torba, torbacık
kaçak avlanmak; çılbır yapmak
yiv, oyuk; adet, gelenek; harika şey
ağaçlık, koru
iptal etmek, feshetmek
itmek; kovmak; iğrendirmek
sözleşme, senet, kontrat
takma diş
yaymak, serpmek, saçmak
güveç, yahni; telaş; yavaşça pişirmek
adele; kas gücü
gürültülü kavga
tasarlamak, planlamak; vasiyet
gözden geçirmek
alay etmek, dalga geçmek
sapmak, dönmek, yön değiştirmek
ertelemek, tecil etmek; uymak, boyun eğmek
yıldırmak, caydırmak
bulunması zor; anlaşılmaz
kaçamaklı, baştansavma
kavrama ile ilgili, idrak ile ilgili
soydaş, akraba, aynı kökten
erdem örneği
örnek, numune; çekim örneği; dizi
yırtık; fıtık; kopmak
aşırı sevinç, mest olma
kusurlu, kabahatli
dokunulabilir, elle tutulur, somut, aşikar
geç kahvaltı, erken öğle yemeği
dal; şube, kol; dallanmak
sarmak, paketlemek, örtmek, bürümek
yamultmak, saptırmak; eğiklik
ranza
sığınak
yakışmak, yaraşmak; gerekmek
davranmak, hareket etmek
karışıklık, dağınıklık; altüst etmek, yığmak
tıngırtı; tangırdamak
yana kaçmak; atlatmak
riskli, tehlikeli; kurnaz
tuzak, hile
bozulmak, çürümek
havacılık
hobi, merak, uğraş
manastır
başrahibe
sağlamlaştırmak, pekiştirmek
teselli, avuntu
aşçıbaşı, şef
baş, ana, en üst rütbeli
küçük şişe
alçak, değersiz, adi, rezil, pis
özlemek, hasret olmak, çok arzu etmek
yün ipliği; masal, hikâye
sabit, hareketsiz, değişmeyen, yerleşik
kırtasiye, mektup kâğıdı ve zarf
kaçamaklı cevap vermek; laf oyunu
çekişmek, didişmek; ağız kavgası
gürültücü kalabalık; ayaktakımı
moloz, taş yığını, döküntü
iz, ipucu, sezme, kuşku
atış, vuruş sırası; şans
hödük, kıro
boyunduruk, esaret
tiksinmek, iğrenmek, nefret etmek
isteksiz, gönülsüz
bebek, çocuk
piyade
büyük ırmağa dökülen daha küçük bir nehir
takdir, övgü; haraç, vergi
yırtmaç, kesik; yırtmak, kırbaçlamak
sulu çamur, eriyen kar; sıçratmak
dökmek, yığmak; çöplük
nemli, ıslak; rutubet, keder; ıslatmak
dilsiz, sessiz; aptal, budala
tıkmak, sıkıştırmak; tıkınmak
çek git, defol; tüymek
başarısız olmak, sınıfta bırakmak
yandan kuşatmak; yan, kanat
çelenk, halka
öfke, gazap, hiddet
günlük, ajanda; hatıra defteri
mandıra, süthane
incelik, zerafet, anlayış
yakalamak
ufak çivi, raptiye; raptiyelemek, tutturmak
kaba, görgüsüz; bön, ahmak
okşamak, öpme, kucaklama
yan yana, ikincil, ek
sıralamak, karşılaştırmak
yan yana koymak, düzenlemek
üstün, yüce, en önemli
sevgili, aşık, metres
gulyabani, cin
kadeh, kupa
hindi sesi; hızlıca yemek
şaka, eğlenme, takılma, gırgır; tarlakuşu
pusuya yatmak, gizlenmek
yem, tuzak; cezbetmek, ayartmak
budamak; kuru erik
eğimli, yatkın; yüzükoyun yatmış
çok sulu; verimli
kamçı; kırbaçlamak; azarlamak; kirpik
yatkınlık, eğilim
isteksizlik, gönülsüzlük, keyifsizlik
yapı, mizaç, tavır; kural
sarılmış, dürülmüş; sarmal
çırpınma, kasılma, sarsıntı
pis, kirli, dağınık
ense
itiş kakış, kavga; boğuşmak
sürtmek, ayaklarını sürümek
geniş, bol, kâfi
rahatça yürümek; salınarak yürüme
buruşturmak, kırışmak; çökmek
ufalamak, parçalamak; harap olmak
156 items.
Contact - About - Help - Switch Theme