Wordset: Play
    
kiriş, direk, ışın, huzme, parlamak, ışımak
kuyrukluyıldız
tıkamak, doldurmak; malzeme, nesne
ısmarlama, özel yapılan, terzi yapımı
özelleştirilmiş (müşteri isteğine göre)
oyuk, çukur, boşluk, oymak
geçersiz, boş, hükümsüz
yüce, en üstün
üst, üstün kimse, asil
tam, kesin, belirli, belli
alt, aşağı, kalitesiz, aşağı derecede olan
zehirli, haince, kin dolu
sonsuz, ebedi, ölümsüz
sonsuz, sınırsız, sayısız
gelişigüzel, rastgele, şans eseri
eksantrik, alışılmadık, garip, acayip, tuhaf
alışılmadık
erimek, buzları çözülmek
buzlu, donmuş
çözülmüş
erimiş, dökme
gömülü
daimi, sürekli, değişmez
dengesiz, pürüzlü, düz olmayan, eğri büğrü
tutarlı, istikrarlı, sürekli
dövülebilir, yumuşak, işlenebilir, uysal
esnek, elastik
döndürmek, çevirmek
zehirli, toksik
belkemiği, bel kemiğine ait
onarmak, tamir etmek
düzeltmek, doğrultmak
dikkat, ikaz, uyarı
çevirmek, döndürmek, dönüş, devir
dönmek, döndürmek
çınlamak, tınlamak, yankılanmak
beslemek, büyütmek , bakmak
yaymak, propaganda yaymak, üretmek
saçmak, serpmek, dağıtmak, yayılmak
dağınık, yaygın, yaymak, dağıtmak
sıkmak, sıkıştırmak, sıkışmak
eritmek, döküm yapmak
eritmek, dağılmak, çözünmek
sepet, piknik sepeti, engel olmak
yavaşlamak, yavaşlatmak
geri çekilmek, geri tutmak, zaptetmek
yakıt, benzin, yakıt almak
kıvılcım çıkarmak
başlatmak, fırlatmak
kemirmek; aşınmak; sarsmak; tüketmek
uygulamak, kullanmak
genişlemek, genleşmek
harcamak, tüketmek
devam ettirmek, sürdürmek
grev, vurmak, çarpmak, vuruş
algılamak, kavramak
aşındırmak, paslanmak
tutuşturmak, ateşlemek, yakmak
ilerlemek, devam etmek
bildirmek, tebliğ etmek, haber vermek
tasarlamak, planlamak; vasiyet
görmezlikten gelmek, gözden kaçırmak
yakalamak
kürtaj, düşük, bebek aldırma
çarpma, darbe; toslamak; tümsek
ayak uydurmak, uyum sağlamak, yetişmek
iptal etmek, düşük yapmak, durdurmak
yormak, tüketmek, bitirmek
tüketmek, boşaltmak
çarpışmak, çarpmak, zıt düşmek
bozulma, çürüme, yozlaşma
başucu, zirve, doruk
bozulma, kötüye gitme, çürüme
çürüme, bozulma
yıpratmak, eskitmek, aşınmak, tüketmek
aşınma, yıpranma, paslanma
erozyon, aşınma
bozulmak, çürümek
zirve, doruk, uç; zirve toplantısı
bakım, tamir, elden geçirme
bakım, onarım; koruma; nafaka
paslanma, köreltmek, hamlatmak
zirve, doruk, tepe nokta
alt, dip; temel
ham, kaba, çiğ
çöp, zırva, boş laf, değersiz data
hurda, ıvır zıvır, değersiz şey; çöpe atmak
bitki, tesis, fabrika, işletme
çekim, yerçekimi
çöp, döküntü, sedye; karıştırmak
montaj, uydurma, tesisat, uygun, layık
yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
büyüklük; kadir; önem
dövmek, yenmek, vuruş, ritim
tesis, kolaylık, olanak, imkan
montaj, meclis, kurul, toplantı
engel, mani, özür
sökme, parçalarına ayırma
aksilik, gerileme, başarısızlık
engel, mani, ayakbağı
nabız, nabız atışı
girişim, risk, cüret, tehlikeli girişim
yerçekimi, çekim, ağırlık, ciddilik, önem
yörünge, yörüngede dönmek
çatlak, çatlamak, kırmak, çatırtı
engel,sorun, engeli aşmak, halletmek
engel, özür
güvenilirlik
nefes almak, solumak
nefes vermek
porsiyon, pay, hisse, parça
küre
yarıküre
kırık, çatlak
döngü, dönme, takla, ilmek, düğümlemek
solumak, nefes almak, içine çekmek
engel, engelleme, arıza
kusur, eksiklik, noksan
güvenilirlik, emniyet
güvenilebilirlik
teneffüs, nefes alma
engel, mani
sakınca, dezavantaj, engel
tavır, tarz, tutum, davranış
aralık, ara, mesafe,süre
yara izi; kusur
güvenilirlik
yetersiz beslenme, beslenme bozukluğu
kabuk, kuru ekmek; tortu
kaplama, tabaka
beslenme, besin, gıda
parça, eleman, bileşen
açlık
fikir, görüş, kavram
buharlaşmak, buharlaştırmak
temelinde, dayanarak
buharlaşmak
kit
malzeme, alet takımı, alet çantası
olasılık, ihtimal, umut
görünüm, bakış açısı, görünüş
yarıçap
kap, alet
küçük alet, aygıt
alet, aygıt
biliş, kavrama, idrak
ölçü, ayar, ölçme aleti
terfi, yükselme
çap; kalibre, yetenek
ölçüm, ölçme, ölçü
harici, dış
hız, adım, yürüyüş, adımlamak
aşırı, olağanüstü, ölçüsüz, son derece
fazla, fazlalık, aşırılık, ilave
yoksunluk
kabuk
belirsizlik
kıtlık, genel açlık
beslenme, besin, gıda
kesim, dilim, bölüm,parça
açısından
altyapı, savunma sistemi
sert, katı, sabit, kesin
sıvı, akıcı
sert, sağlam, zorlu, çetin
yükselme, kızışma, gerginlik
olasılık, ihtimal
yükseklik, rakım
çap
miktar, büyüklük, boyut, derece
aşırı, fazla
fazla, fazlalık, artan
yokluk, bulunmama
iç, dahili
hakiki, gerçek
üstü kapalı söz, ipucu
hoe
çapa
lid
kapak
uzun bacaklı ve zayıf
ganimet, yağma
serin, soğuk
alay etmek
tükenmiş, yorgun, bitkin
birine elle işaret etmek
gelir
titrek yanmak, yanıp sönmek
şal
çalmak, aşırmak
köye ait, köylü gibi
yatıştırmak, dindirmek, teskin etmek
işkence, eziyet
bir yandan öbür yana geçmek
koyulaştırmak
yumuşak, balmumu gibi
yemiş bahçesi, meyva ağaçları
yumruk yada sert bir cismin darbe sesi
düşmanlık beslemek, kavga etmek
iki veya daha fazla şirketin birleşmesi
düşünüp taşınmak
atlamak, ihmal etmek; yapmamak
en aşağı nokta veya safha
topallamak, aksamak
sayfa kenarı
sanmak, zannetmek, tahmin etmek
saygı, hürmet
çetin bir tecrübe; çile
tug
kuvvetle çekmek
derin yarık, kanyon
kışkırtmak, teşvik etmek, ikna etmek
mutaassıp, bağnaz; aşırı gayretkeş kimse
geleneksel; alışılmış, bayağı
aşmak
tehlike
iki olay arası
pis, nahoş, hoşa gitmeyen alçak
katliam, büyük insan kaybına uğrayan yangın
ezberden okumak
araştırma
lezzetli, makbul
yüksek sesle konuşmak, bağırmak, kükremek
bastırmk; yatıştırmak
yolunu şaşırmış, doğru yoldan çıkmış
merhamet, acıma
şaşırtmak, bocalatmak
devirmek, devrilmek
süresi sona ermek
parlak, şaşalı
övmek
ariflik, akıllılık, zekâ
denetlemek, muayene etmek
ile ilgilenmek; üstesinden gelmek
dye
boya, boyama; boyamak
wig
peruk
maydanoz
zorunlu, mecburi
buzul
dantel, bağ; bağlanmak
giderme, uzaklaştırma, nakil, taşıma
köpüren, köpüklü
boş, münhal (kadro vs.)
kandırıcı
çok yönlü, becerikli, her işe uygun
acımasız
sarmak, etkisi altına almak
ifade; tanıklık; kanıt; ispat
üstesinden gelmek
yok etme
-den meydana gelmek
-e cevap vermek; kabul etmek
çözmek
(düğme vs.) düğmeleme, bağlamak
havalanmak
yüksek sesle çağırmak (birşey söylemek)
ziyadesiyle
tesis, mülk
ayaklarının ucunda yürümek
başlayacağı kesin olmak
lağv etmek, ortadan kaldırmak
hırsızlık
alayvari bir şekilde
uğramak, ziyaret etmek; çağırmak
kontrol, denetleme
yaramazlık, şaka, şeytanlık
yumuşatmak, hafifletmek
öfke, huy, ruh hâli
çalışır
sakinleşmek; hoşça vakit geçirmek
kasten
267 items.
Contact - About - Help - Switch Theme