Wordset: Play
    
elverişsiz şekilde
sorgu; soruşturma
töhmet altında bırakmak
kanıt, delil
kınamak, ayıplamak, suçlamak
bürokratik, bürokrasiyle ilgili
aslını öğrenmek, tespit etmek
tutuklamak, anlamak
şahit olmak, tanık olmak, şahitlik etmek
karar, hüküm
kuşkulanmak; şüpheli, sanık
emsal, akran; dikkatle bakmak
suç, kanunu ihlal.
suçlu, kabahatli, günahkâr
mahkum, suçlu; mahkum etmek
sivil, mülki.
sözde, iddiaya göre
suçlamak
oy vermek, kamuoyu yoklaması yapmak
politika, siyaset
resmen başlamak
seçim, tercih.
itiraz etmek; rekabet etmek; yarışma
koalisyon, birleşme
aday
acı olarak, için için, keskin
otorite, yetki.
avukat, yandaş; savunmak
mekik, gidip gelmek
ödül, mükâfat
model, ilk örnek.
oranlı olarak, belirli oranda
tacir, tüccar
cesur, pervasız
pazarlık etmek
özünü çıkarmak, çıkarmak, çekmek
girişimci; girişimle ilgili
ayrıştırmak, damıtmak, saflaştırmak
istifa etmek, istifasını vermek, çekilmek
yükseltmek, terfi ettirmek
layık olmak, hak etmek; erdem, meziyet
pek az; kenarda olan, sıra dışı
çalışkan
teşvik; dürtü, güdü
istifade etmek, istismar etmek, sömürmek
girişimci, müteşebbis
faal, canlı, hareketli
karşılamak, eşitlemek, telafi etmek
tek, yegane
korumak, himaye etmek
mal sahibi, mülk sahibi
sorumluluk, mesuliyet, borç, eğilim
kiralamak; kira kontratı, kira bedeli
ortaklaşa, birlikte
tehlikeli, riskli, şüpheli
kıymetli vasıf; mal, kıymetli şey
değer biçmek, belirlemek, vergi koymak
kazanmak, elde etmek
işçi sınıfı, çalışan kesim, proleterya
başarmak, muvaffak olmak
ayrıcalıklı, seçkin
prestij, saygınlık, itibar
yücelik, asillik, soyluluk
lüks
yoksullaştırmak, zayıflatmak
elit, seçkin; seçkin sınıf
bolluk, çokluk, zenginlik
toplamak, biriktirmek
somut, maddi, elle tutulur
devlet desteği, para yardımı
düzenlemek, düzenleme yapmak
kişi başına, adam başına
net
katıksız, net olarak
enflasyon, şişkinlik, şişirme
Dürüstlük; eşitlik, hak
iniş, düşüş; kabul etmemek
eşya, mal, ürün
ayırmak, bölüştürmek
barış, barışma, uzlaşma
çevre, ortami muhit
boylam
azaltmak, eksilmek, küçültmek
inkar etmek
iç, öz, çekirdek
netice, sonuç, semere; önem
rastlamak, denk gelmek, uymak
tarih sırasıyla, kronolojik
bozma, ihlâl etme, riayet etmeme
sertçe, şiddetli bir şekilde
direnmek, göğüs germek
üstün gelen, hakim olan
saldıran, bozan
tasarlamak, planlamak; vasiyet
fetih, yenme
çökmek, düşmek, yıkılmak
tepe, doruk
eklemek, katmak; ek bina
önemli, stratejik
oran, nispet
sıra, rütbe, kademe
silah altına almak; hareket etmek
siper, siperde savaşmak
sıra düzen, hiyerarşi
dinmek; durmak, son vermek, vazgeçmek
savaşmak, mücâdele etmek
ağır silahlar; topçu sınıfı
sadakat, bağlılık
asmak, askıya almak, ertelemek
dünyevi, lâik
liste; nöbet cetveli
cefa; sertlik, katılık; özen
dar görüşlü, dar
dolaylı olarak, zımnen
takviye etmek, güçlendirmek
çok bilgili, bilge
farklı olarak, farklı biçimde
müfredat, öğretim programı
önyargılı, taraflı
örnek, numune; çekim örneği; dizi
ezmek, sıkmak, bunaltmak, baskı yapmak
fikir, görüş, kavram
ayrım yapmak, fark gözetmek
gerçekten yapılan, fiili, bilfiil
yük, yüklemek
önyargılı, yanlı, etkilenmiş
düzeltmek, iyileşmek
kalıntı, iz, işaret
destan, menkıbe, efsane
ayinsel olarak
ayin, dini tören
kalıntı, eski eser, yadigâr, hatıra
fosilleşmek, taşıllaşmak
halk bilgisi, halkbilim
evcilleştirmek, ev işlerine alıştırmak
ölü yakma, ceset yakma
özümlemek, sindirmek, özümsemek
kendi kendini yenileyebilen
medyum; ruhsal, parapsikoloji
hayalet; hayali; görüntü, siluet
düşünmek
yalvarmak, yakarmak, dua etmek
aracı, aracılık eden
korku
aklından çıkmamak; dadanmak
kehanet, sezme
astrolojik, astrolojiyle ilgili
yara izi; kusur
prosedür, işlem, usul, muamele
şişman, obez
zerk etmek, enjekte etmek
nakletmek; ekme
tedavi etmek; ilaç, çare
zorluk, karmaşıklık
onaylanabilir şekilde
artırmak, çoğaltmak, büyütmek
uyuşturma, anestezi
yaralamak, incitmek
damar
son, uç; ölümcül
tahmin, teşhis, öngörü
devam etmek, sürdürmek, ısrar etmek
adli tıp
ölümcül şekilde, ölümle
hastalık, rahatsızlık
zayıf, yıpranmış, eskimiş
ağırlaştırmak, kızdırmak, sinirlendirmek
kurban, fedakarlık; feda etmek
dindar, mütedeyyin
yüceltmek, övmek, heyecanlandırmak
dini, dinsel
yüceltmek, ilahlaştırmak
düşünmek; tasarlamak; niyetlenmek
yatkın olmak, meyli olmak
imansız, ateist
canlıcılık, animizm
bilinemezci, agnostik
geri almak, kavuşmak, telâfi etmek
geri çekilmek; uzaklaşmak; sözünden dönmek
sezgiyle, öngörüyle
arada olmak, araya girmek
tartışmasız, şüphe edilmez
gap
boşluk, aralık, açıklık
çözünmek; aşağılamak
bile bile, bilinçli olarak, kasten
ayrıklık, bozukluk, kuraldışılık
edinme, elde etme, kazanım
başlatmak, neden olmak
kaynak, kaynakça, memba
güneş, solar
dönmek, döndürmek
yayılmak; süzmek
öz, çekirdek, nüve
ayrı olarak, farklı şekilde
iletmek, taşımak, yaymak
parça, eleman, bileşen
yanma, tutuşma
benzetim, taklit
bakım, onarım; koruma; nafaka
kurulum, montaj
yenilikçi, çığır açıcı
uygulamak, tamamlamak
süratle, hızlıca
buluş, tespit
türetmek, kaynaklanmak
aşındırmak, paslanmak
dolaşmak, yayılmak
yapı, bünye, bina
sızmak, süzülmek
elde tutmak, kaybetmemek
örtüşme, üst üste gelme; kaplamak
bütünsel olarak
gut
bağırsak; geçit
gut
temizlemek, boşaltmak; mide
uygun bir şekilde
bastırmak, sıkıştırmak
bitişik, komşu
kesinlik-doğruluk
dizi, seri, sıra, ardışıklık
hak etmek; addetmek; derece; oran; kur
oran, orantı; pay, bölüm, kısım
aynı doğrultuda, paralel
yükseltmek, büyütmek
sonsuz küçük, son derece küçük
üssel, katlanarak
bölen; payda
keyfi, gelişigüzel
ayarlamak, uydurmak, alıştırmak
dengeli, istikrarlı, sarsılmaz
psikiyatrist; küçültmek, büzmek
depo, hazne, birikim; baraj
tükenme; sönme
salım, emisyon
basitçe; yalın olarak
imha etmek; kurtulmak
tüketmek, boşaltmak
bulaşma, kirletme; atık
zorlama, baskı, zor
hayatta kalmak, sağ kalmak
süreç
bedensel, fiziksel
göç, göçme
doğal, doğuştan olan
nesil, kuşak
özellik
tekamül etmek, gelişmek
çeşitli, farklı
uydurmak, uyarlamak
çözmek, salıvermek
dalma; atılmak, saplamak
direnmek, tahammül etmek
etki; çarpışma, darbe, şok
sel
kıtlık, genel açlık
patlama, püskürme
çarpışmak, çatışmak, zıt düşmek
feci, yıkıcı
ummak, beklemek, tahmin etmek
yağış, yağış miktarı
fotosentez
sağlamak, elde etmek, edinmek
sulama
şiddetlendirmek, yoğunlaştırmak
gübrelemek
yetiştirme, tarım, ziraat
toplam, bütün; birleştirmek, toplamak
aleyhte
terk etmek, bırakmak
267 items.
Contact - About - Help - Switch Theme