Wordset: Play
    
duran
gülen, güldürücü, gülme
et
hayvan
tercih etmek, yeğlemek, öncelik tanımak
müsait, var, mevcut
bedensel, fiziksel
öcünü almak, hıncını almak
yağmur
yağmur
ticaret, iş, alım satım
kiralamak, kiraya vermek
emmek
hayatta kalmak, sağ kalmak
süt
very beautiful or pleasant,çok güzel,olğanüstü
uyarmak, ihtar etmek, ikaz etmek
şeker, şekerleme, bonbon
dolap
davranış
resim
meraklı
meraklı, ilginç
kiralamak
fan
fan
çekmek, sürüklemek, sürümek
bıçak
kuzey
amaç, maksat, gaye
amaç
nişanlı/sözlü
beslemek, yiyecek vermek
sıkılmak
sağlıklı
tanımak,farkına varmak
düşman
ünlü,meşhur
Enerji
çok mutsuz
ısıtmak; ısı, sıcaklık
kâlbini kırmak, şok etmek
birkaç, farklı
görmek; görünüm, görünüş, bakış, manzara
dekan
kurban
suçlu, sabıkalı
liman, havalimanı, iskele
davet etmek, çağırmak
yukarıda, üstünde, üzerinde
ceket
yöresel, yerel
utandırmak, mahçup etmek
yalnız
korkutma, tehdit, gözdağı
öğretmen
batı
doğa, tabiat
randevu
hemen, derhal
ipucu, iz, işaret, anahtar
düzeltmek, doğru
dahil
hemen hemen, neredeyse
öğrenmek, hakim olmak
yetenekli
televizyon
bombalamak, bombardıman etmek
bildik,tanıdık,aşina
sahte, taklit, uydurma, uyduruk
olmuş, büyümüş, olgun
kuş
çatı
peynir
beg
dilenmek, yalvarmak
avantaj, üstünlük, yarar
gerçeklik, realite, gerçek
fakat, ama; her nasılsa
öğrenci
boyut, boy
add
eklemek
görkemli, parlak zekalı
parlak,zeki,parlak zekalı
kutlamak, anmak, övmek
açıkça, anlaşılır
palto
çirkin
kraliçe, sultan, sevgili,
kör
kör
mucize, harika, keramet
ordu
parlak
parlak, aydınlık, ışıltılı
cumartesi
uygulmak, pratik yapmak
yüksek sesli
yüksek ses
göre-uygun olarak
vazife,görev,nöbet
gezegen
kutsal
bilet
aşağı kat; alt katta
leg
bacak
inşa etmek
önermek, teklif etmek
şahsen, kişisel olarak
biçimlendirmek, şekillendirmek
doğal, tabii
endişe, ilgi, merak
ilgi, alâka
üzerine,üzerinde
üzerine, göre
üzerine, üzerinde
tie
bağlamak, düğümlemek; oy eşitliği
cuma
yönetmek, hükmetmek
hırs, ihtiras, tutku
oturmak, yerleşmek
oy vermek, oy kullanmak
parası yetmek, gücü yetmek
sahil, kumsal
hasar yapmak, zarar vermek
aramak, araştırma
tasarlamak, planlamak
ısırmak, dişlemek, sokmak
dişler
sonraki, takip eden, müteakip
kamyon
daha iyi, daha fazla
görev, iş, vazife, misyon
müthiş, olağanüstü, korkunç
köşe, köşede olan
sorumluluk, mesuliyet, yükümlülük
cennet
üzülmek, pişman olmak
hitap etmek
yanmak, tutuşmak, alev almak
minnettar, memnun
kaçmak; kaçış, kaçma, firar
araştırmak
kodlamak; kod, şifre
kodlamak, şifrelemek
konu,mevzu
konu, sorun, sayı, basım, çıkarmak
sıklıkla
deri, cilt, ten
basitçe
dry
kuru; kurak; kurutmak
kopya, nüsha, suret; kopyalamak
sağlık
gerekli, lazım, zorunlu, gereken
ortak, genel, yaygın; halka açık yer
çıplak, yalın, salt
maalesef
sun
güneş
kibrit
tavuk
misafir, konuk, davetli
göndermek, nakletmek
sıkı, dar, gergin
farkında, haberdar
hat
şapka
akıl hastası, deli
ışıklar
yuvarlak, daire şeklinde
boş
hükümet, devlet, idare
sandalye
büyük, yüce, ulu, heybetli
izin vermek, bırakmak, kabul etmek
alan, saha; tarla
müvekkil, müşteri, alıcı
sıra
odaklamak, bir noktada toplamak,
devam etmek, sürmek
krem
alan
aksiyon, eylem
seviye, düzey; eşitlemek
doldurmak
kamera
duş, hafif yağmur
yatak odası
adalet, hak, yargı, dürüstlük
yasal, hukuk, kanuni
farzetmek, saymak
ders çalışmak
belirlemek
bilgisayar
kilit; kilitlemek
grup; gruplandırmak
taşımak, kaldırmak, nakletmek
çapraz, kesişen; karşıt; haç
kara, toprak, memleket
yükseltmek, yetiştirmek; zam
hemşire
güney
tat, damak zevki; tatmak
bus
otobüs
baskı, basınç; zorlamak
basınç
hile, oyun; aldatmak, kandırmak
ait, üyesi olmak
toplam, tüm
ruh hali, hava
büyümek, yetişmek
koruma
fiyat, bedel
seven, şefkatli
açık, besbelli, apaçık
acil durum
seçmek
kirli
ulaşmak,varmak
ulaşmak, erişmek
radyo
mahkeme, deneme, duruşma
ders vermek, öğretmek
ilişki kurmak, irtibat kurmak
aptal, aptalca, saçma
ilgi, faiz, çıkar
ağaç
şahit olmak, tanık olmak, şahitlik etmek
banka; göl kıyısı
hatırlatmak, andırmak
ayak
şarkı söylemek
uçuş
kilise
ani
not etmek, yazmak, işaretlemek
alt, dip; temel
mükemmel, kusursuz
maliyet; mal olmak
heyecanlı
fırsat, uygun durum, şans
korku, endişe; korkmak
balık
gülmek
karşın, ise de, rağmen
mahvetmek, bozmak
boşanmak, boşamak, ayrılmak
rahat
ılık, sıcak; ısıtmak; samimi
tutuklamak, durdurmak
tamamlamak, tam
tamamlamak, bitirmek
kanıt, delil, ispat
atlamak
duvar
tehlike
atık; israf etmek, boşa harcamak
makine, mekanizma
olanaksız, imkânsız, çekilmez
tür, cins
hafta sonu
saldırmak, hücum etmek
tea
çay
çokluk, bolluk, bereket
ilaç
kıskanç
kıskanç, güvensiz, düşkün
burun
bölüm, daire
sarhoş
enine boyuna düşünmek,dikkatle değerlendirmek,hesaba katmak
dikkate almak, hesaba katmak
silah
barış, sulh, huzur, rahat
olay yeri, sahne
ayakkabı
izlemek, takip etmek
tekmelemek; tekme
deneyim, tecrübe; yaşamak
fly
uçmak
pozisyon, konum, mevki
yavaş
işaretlemek; dikkate almak; iz; marka
ileri, öne
basmak; basın, pres
anlaşılan, görünüşe göre
sistem
genel
dedektif gibi, dedektif, polisiye
tekne, bot, sandal
oturmak; koltuk, oturak
Polis memuru
suçsuz
itmek,basmak
maaşlı, ödenmiş, ücretli
hizmet, servis; hizmet vermek
zor, güç
vitrin
key
anahtar, tuş; kilit; girmek
kayıt, rekor; kaydetmek
tehlikeli
rapor; rapor vermek, bildirmek
hızlı
acayip
esmek
uçurmak, üflemek; darbe
belki,herhalde,mümkünse
Belki
kapak, örtü, kılıf
özel, kişisel
hediye; mevcut, bu; sunmak
kesin
basit
sinirli,kızgın
to show that something is true,ispat etmek,kanıtlamak
dürüst,doğru sözlü
itiraf etmek
Şaşırtan,hayrete düşüren
fakir,zavallı
çok acayip
farkına varmak,idrak etmek
tamamen
uzun süre devam eden,aralıksız,sürekli
üzgün
neredeyse,az kalsın
karşı,aykırı,aleyhte
korkmuş
doğrusunu söylemek gerekirse,gerçekten
para cezası
daha iyi
gerçekten
can
metal kutu
out
dışarı, dışarıda
arz etmek
paylaşmak
üniversite, yüksekokul, fakülte
kaydetmek, kasede almak, bantlamak
yerine
binmek; gezinti
dikkatli
gül
öğrenmek
mahkeme, oturum; avlu, iç bahçe; kur yapmak
iyilik,yardım
bilgi, enformasyon
şahsi
law
hukuk, yasa, kanun
parça, eser
daha doğrusu, oldukça
değer
-den başka, başkaca, dışında
araba kullanmak, kullanmak, sürmek
garip
seçim, seçenek, tercih
olmadıkça, olmazsa, -mazsa
sap
dolu, tam
boyunca, süresince; yanısıra
Ölüm
şahane,sıradışı
önde, ileride
Sıra, hat, satır, çizgi
Ayrıca, hem de , de, da
şanslı
uyumak
mükemmel
rağmen, yine de, gerçi
kapamak
his, duygu
çift, iki, eş
gerçek, durum olgu
kayıp, kaybolmuş, kaybedilmiş
Lanet, hay aksi
sonuç çıkarmak
şans, fırsat
iş, iş yeri
doğru, gerçek
canlı
en
Bir kere
tutmak; ambar
her ne-herhangi
hazır
-den beri; -dığı için, çünkü
Süre, zaman, -iken
zaten, şimdiden
sir
beyefendi, bayım, efendim
fikir, düşünce
hiç, her
büyük, önemli, harika
beklemek
Sadece, yalnız, bir tek
belki, olabilir
kaba, kötü; kastetmek, anlamına gelmek
vasiyet
bakmak
as
olarak, gibi, -diği için, iken
if
eğer
bilmek
bağırmak, haykırmak; çığlık
tahrip etmek, yıkmak
aniden,birdenbire
zengin
sorumlu, mesul, sorumluluk sahibi
cat
kedi
üçüncü
tartışmak, görüşmek
kapmak
deneyim
iken, esnasında, boyunca
kuvvet, güç; zorlamak, baskı yapmak
mutfak
gibi görünmek, benzemek
baskı yapmak, sıkıştırmak, sıkmak
sad
üzgün, hüzünlü
karar vermek
mektup
ziyaret; ziyaret etmek
ay
iman
tebrikler
farkına varmak, farketmek
satmak
korkunç, berbat, çok kötü
dev
gizlemek
ücret; görev; şarj; yüklemek; suçlamak
şarkı
özür dilemek, af dilemek
öğleden sonra
desteklemek
gülünç, komik, anlamsız
tehlikeye atmak, göze almak
yaz
masum, suçsuz, günahsız
patron,yönetici
genellikle
itmek, itelemek, kakmak
bir türlü, her nasılsa, her nedense
öğüt, tavsiye, danışma
hücre
ada
sıkıntı, zahmet; rahatsız etmek
ruh, can, gönül
suçlu, kabahatli, günahkâr
dönmek, geri dönmek
pencere
suç
katılmak; birleşmek; ek yeri
rekor
tehlikeli
derin, koyu, dalgın
şüphe, kuşku, tereddüd
bekar
rid
kurtarmak, temizlemek
rapor etmek, anlatmak, söylemek
güvenlik, emniyet
çabuk, hızla, hızlı, şipşak
dün
uçak
konuşma, görüşme, söyleşi
acaip, garip, yabancı
kabul etmek
hatır
üst kat
yargılamak, karara varmak
örtmek
box
kutu
masa
çalışmak
özel, has, kişisel, şahsi
sunmak, sahneye koymak
(bağlaç) olup olmadığını...
kat
hala, teyze, yenge
yakında
dövmek, yenmek, vuruş, ritim
akşam
üvey
şaşırtıcı, ilginç, hayret verici
saat (60 dakikalık süre)
kahve
hafta
koca / eş (erkek)
yıl
evli
eş (kadın)
sabah
dakika
may
mayıs
oda, yer, meydan
güç, kuvvet, mümkün olmak, belki
day
gün
ev, yuva, aile ocağı, yurt, vatan
gece
by
yanında, ile, tarafından
üzerinde
hediye, armağan, doğuştan yetenek
yakın; neredeyse
dikkat, ilgi, bakım, özen
hapishane, cezaevi, kodes
saygı göstermek, saymak
fix
tamir etmek, yerleştirmek
hiçbiri, ne de
söz etmek, bahsetmek, dile getirmek
yol
sessiz, gürültüsüz, sakin
hoşlanmak, tadını çıkarmak
ilginç
elbise, giysi; giyinmek
kanıt, delil
hak etmek, lâyık olmak
ses, seda; dillendirmek
bina, yapı; inşaat
devralmak, üstlenmek, yönetimini almak
karar, hüküm
teklif etmek, sunmak
paylaşmak, bölüşmek, katılmak
aynı fikirde olmak, kabul etmek
gururlu, kibirli; onurlu
saymak, hesaba katmak
belirtmek, ifade etmek, söylemek
affetmek
daimi, surekli, ayakta durma
erken
ray
ışın
çubuk, sopa; sokmak; saplanmak
takım, ekip
gebe, hamile; verimli; anlamlı
ağız
olmak
ilgili, meraklı
küçük
kayıp, eksik
kanıtlamak, ispat etmek
kaza
milyon
gevşemek, dinlenmek, yumuşatmak
korkunç, berbat, kötü
cadde, sokak
suçlamak, sorumlu tutmak
hayal etmek; düşünmek, sanmak
farzetmek, varsaymak, sanmak
tam, bütün
eye
göz
dürüst, namuslu
kesinlikle
kötü, fena; kötülük, şer
güçlü, sağlam, sert
cinayet, adam öldürme
kabul etmek, itiraf etmek
win
kazanmak; galibiyet
dog
köpek
düşmek; sonbahar
belki, bir ihtimal
yakalamak, tutmak; avlamak
ummak, ümit etmek
act
davranmak, hareket etmek, oynamak
çekim, çekme, çekiş
durum
özellikle
dans; dans etmek
zavallı, fakir
şaşırtmak; sürpriz
korumak, gözetmek
rüya, düş; rüya görmek; hayal kurmak
damla; düşmek; alçalmak; bırakmak
yiyecek, gıda
hızlı, çabuk; oruç
soğuk
atmak, fırlatmak
bir yerde, bir yere, herhangi bir yerde
şaşkınlık; merak; mucize
dokunmak, değmek; temas
gelecek, istikbal
saç
ilişki, ilgi, bağ
işaret, simge; işaret etmek; imzalamak
kesinlikle, elbette
açıklamak, izah etmek, anlatmak
tamamen
resim; betimlemek, hayal etmek
alınmış, tutulmuş
başkan, cumhurbaşkanı
farketmek, anlamak; gerçekleştirmek
kontrol etmek, idare etmek
bütün bütün, bütün olarak
ele almak, idare etmek, kıvırmak
yanlış, hata; yanılmak
şirket; eşlik
olası, mümkün, olanaklı
asmak, takmak, sarkıtmak
dış, dışarıda, dışında
buy
satın almak
su
hata, yanlış, kabahat
ses; sağlam; gibi görünmek
lie
yalan; yatmak, uzanmak
özel
his, duyu; hissetmek, algılamak
canlı, sağ, hayatta
tamamıyla, elbette
içmek; içecek
hot
sıcak; kızgın; acı
şekil, vücut yapısı, şahıs, figür
açık, berrak; temizlemek
güvenli
tür, çeşit, sınıf; sıralamak
kitap; rezerve etmek
üzmek, neşesini kaçırmak
kurtarmak, kayda geçirmek
eat
yemek yemek
hasta, rahatsız
numara
içeride
arkada, gerisinde
ciddi
ateş, yangın; işten atmak
kaybetmek, yitirmek
tarih; flört etmek, buluşmak
bed
yatak
bazen, arasıra
seçmek; toplamak, koparmak, yolmak
genç
an
yan, kenar, taraf
cocuk
haber
serin; soğutmak; çok iyi
cevap, yanıt, çözüm; cevap vermek
neredeyse
hit
vurmak; isabet, vuruş
kalkmak, dikilmek, ayakta durmak
die
ölmek
güçlü, yetenekli, muktedir
düğün
hastane
farklı
yürümek
far
uzak, uzakta; öte; bir hayli
doktor
el
kapı
söz vermek, vâât etmek
altında
kız evlat
kız kardeş
memnun, hoşnut
istirahat; dinlenmek; artık, kalan
önemli
korkan, korkmuş
sit
oturmak
ago
önce
oyun; oynamak
erkek kardeş
araç, vesile; para, servet, varlık
kent, şehir, ilçe, kasaba
en az derece, en az
artık, bundan sonra; daha fazla
geç, gecikmiş
end
son, uç, taraf; bitmek; sonuca ulaşmak
değiştirmek; değişiklik; bozuk para
güvenmek, inancı olmak, itimat etmek
durum, husus; dava; kılıf, kutu
getirmek
sebep; düşünmek, muhakeme etmek
birçok
her neyse; yine de; zaten
nokta; uç; ana fikir; işaret etmek
özlemek; ıskalamak; bayan
kalp, yürek; cesaret
adam, şahıs, kişi, karakter
hareket; taşınma; taşımak; kımıldamak
run
koşmak
use
kullanım; kullanmak; fayda
çok geçmeden, yakında
her, her bir, tanesi
yüz, çehre, surat; yüzleşmek
okul
gerçek, hakikat, doğruluk
saniye; ikinci
endişe, kaygı; üzülmek; merak etmek
baş
varsayılan, zannedilen, sözde
anlaşma; pazarlık; iş; llgilenmek
yet
hala, henüz, daha; hatta, yine de
-e kadar, -e dek
bugün
zor, sert, çetin
öldürmek
başlamak
affetmek; özür, mazeret
kimsesiz, yalnız
ikisi de, her ikisi de
acıtmak
olmak, meydana gelmek
muhtemelen, olasılıkla, galiba
tam olarak, tamamen, aynen
önemi olmak; madde; konu, mesele
dünya, yeryüzü
kurmak, temelini atmak
arkadaş
saw
atasözü, testere
güzel, hoş, sevimli; epeyce, hayli
mutlu
isim, ad; adlandırmak
son
evlat, oğul
sol; kalan, artık
para
merhaba
ask
sormak, istemek
ev
bir başka, diğer bir, bir tane daha
bütün, tüm
own
öz, kendi, sahip
try
denemek; çalışmak, uğraşmak
yeterli
önemsemek; akıl, zihin
başka
baba
hoş, güzel, sevimli, kibar
bebek
duymak
anne
müsaade, izin, ayrılmak, bırakmak
beraber, birlikte
hatırlamak
bad
kötü
ilgi, itina, bakım
tahmin etmek, zannetmek
yapılmış, üretilmiş
yanlış
iyi, yardımsever, nazik
big
büyük
her zaman
uzun; çok istemek
durmak; durak
etrafında, civarında
put
koymak, yerleştirmek
tutmak; saklamak, korumak
son; sürmek, devam etmek; dayanmak
hissetmek
diğer, başka; öteki
inanmak
ilk, birinci; önce
önce
tekrar
bulmak
insanlar; halk; kişi
vermek
lütfen
hatta, bile; düz, düzenli; çift
hayat
daha fazla
emin; elbette, şüphesiz
asla
ihtiyaç duymak
küçük, ufak, az
almak; götürmek; tutmak
say
söylemek
sonra, o zaman
çünkü
who
kim
yes
evet
söylemek, anlatmak
geri, arka; sırt
ne zaman
iyi
gelmek
şurada, orada
how
nasıl
go
gitmek
get
almak
sağ; doğru
hakkında, etrafında, yaklaşık
on
üzerinde
no
hayır
for
için
in
içinde
ne
776 items.
Contact - About - Help - Switch Theme