Wordset: Play
    
sunmak, bildirmek; konaklamak
telefonu bağlamak, bağlamak
çıkarmak, soymak
açık havada, dışarıda
kaçınılmaz bir şekilde
ağır basmak, daha ağır gelmek
müthiş, olağanüstü, korkunç
felç etmek; aksatmak, durdurmak
gurur
ılkel, ilk çağa ait
ihtimal
köylü
müthiş, şaşılacak, olağanüstü
savcı; davacı
kışkırtmak, tahrik etmek, kızıştırmak
anket, soru kâğıdı, soruşturma
öz, en özlü kısım, özünün özü
yara, zarar, hasar
demlemek, doldurmak, ilham vermek
ateşli, hararetli, coşkun
uğraşmak, çabalamak, çaba harcamak
seyreltmek, sulandırmak
yerine geçmek, yerini almak
küçümsemek, hor görmek
ıssız, harap; terketmek, üzmek
bağıntı, ilişki, kolerasyon
denk gelme, tesadüf, rastlantı
kovalamak, takip etmek, peşinde olmak
sayım, nüfus sayımı
gayretle, istekle
tanışmış, tanışık
zikzak yapmak, zikzak çizmek
özlemek, hasret olmak, çok arzu etmek
obur, açgözlü, istekli
başlatmak, neden olmak
pişman, üzgün, müteessir
güvensiz, şüpheci
gaf, hata, falso
genel af, af
zulüm, zorbalık, zorba yönetim
40 items.
Contact - About - Help - Switch Theme