Wordset: Play
    
kabul etmemek, çıkarmak, hariç bırakmak
çekip çıkarmak, dışarı çekmek
sağlığını bozmak
ertelemek, sonraya bırakmak
kazara ,tesadüfen, rastlantı sonucu
avukat, yandaş; savunmak
bolluk, çokluk, zenginlik
dayanmak, bitişik olmak
kaçınmak, sakınmak
yatıştırmak, hafifletmek, dindirmek
kastetmek, üstü kapalı söylemek
biriktirmek, yığmak
büyükelçi, elçi, temsilci
kasvetli, umutsuz, soğuk
değerli; aşırı, yapmacıklı
müstehzi, iğneleyici
dayanışma, birlik, beraberlik
kayda geçirmek, kaydetmek
kaygan, kaypak, güvenilmez
hastalık, bulantı
psikiyatrist; küçültmek, büzmek
deniz kazası, gemi enkazı
ayrılma, uzaklaşma, bölünme
sığ
hissi, duygusa
parça, kesim
üstünlük, büyüklük, egemenlik
seyrek olarak
gayretli, çalışkan, yorucu
müjdeci, haberci, ata
varlık, mevcudiyet
cisimleştirmek, somutlaştırmak
kıtlık, darlık, kuraklık
kuşkuyla, şüpheyle
azaltma, boşaltma, tüketme
terbiyeli bir biçimde, hoşgörüyle
yıkıntı, enkaz; döküntü
uçakla taşımak; hava köprüsü
bağımlılık, tiryakilik
toplamak, biriktirmek
40 items.
Contact - About - Help - Switch Theme