Wordset: Play
    
samimi, içten; tarafsız
kuyruğa girmek; kuyruk olmak; sıra, kuyruk
hapsetmek, tutuklamak; cezaevi
itibarsızlık; kötülemek; güvenini sarsmak
birleşmek, ittifak etmek
becerikli; kolay
hırs, şevk, hararet
hafifletmek, azaltmak, zayıflatmak
şaşırtmak; sinirlenmek; altüst etmek
gevezelik etmek, saçmalamak; boşboğazlık
bay
koy, küçük körfez
uygulamak, yerine getirmek; idam etmek
owe
borcu olmak, borçlu olmak; minnettar olmak
pis, kirli; âhlakı bozuk, iğrenç
düzenli, temizce; zekice; güzel bir şekilde
oldukça eksik, noksan, yarım yamalak
wan
solgun, soluk, benzi sararmış; bitik
tedirgin etmek; zihnini meşgul etmek
çok sevinmek, coşmak, övünmek
imha etmek; kurtulmak
şaşırtmak, sersemletmek
sade, düz, basit; açık; sıradan
abartmalı, şişirilmiş, tumturaklı
destan, menkıbe, efsane
kovmak, aforoz etmek
görünüşteki, görünen
beyan ettirmek, bildirmek; telaffuz etmek
yıldırmak, gözünü korkutmak
dolaştırmak, karıştırmak; şaşırtmak
yanlış hüküm vermek; yanlış fikir edinmek
çöp; saçma, zırva; değersiz şey
yanılmak; hata, yanlışlık; bozulmak; kay(dır)mak
beceriksiz, hünersiz, toy; uygun olmayan
önemsiz, değersiz, kıymetsiz
gerçekten, doğrulukla, samimiyetle; tamamen
inkâr etmek, reddetmek
boş lakırdı, laf, palavra
suçlu kimse; kötülük eden kimse
dayanmak, bitişik olmak
sayıklama; çılgınlık; taşkınlık
midesini bulandırmak, iğrendirmek; tiksinmek
dayanıklı, kuvvetli; cesur, gözüpek; küstah
prim, ödül, ikramiye, kâr payı
teslim olmak; silahları bırakmak
asi, kafa tutan
elebaşı, tertipçi, idareci
kötü davranmak, eziyet etmek
güçlü tepki; geri tepme
yüksel(t)mek; kızış(tır)mak
teşvik etmek, kışkırtmak
temkinli; sakin; ağırbaşlı
büyük bir dikkatle, yavaşça
düzeltmek; yeniden gözden geçirmek
ebb
bozulma(k), düşmek, zayıflamak; düşüş; çekilmek
yani, şöyle ki
sıkı, dar, zorlayıcı
ateş püskürmek
geri çekilmek; uzaklaşmak; sözünden dönmek
iddia etmek, ispat etmek
karşılıklı etkileme; karşılıklı etkilemek
küçümseme(k), hor görme(k)
kötü idare etmek; kötü yönetim; karışıklık
boş, anlamsız; budala, ahmak, aptal
büyük ölçüde, çok, son derece
ayırmak, tahsis etmek, bir yana koymak
canlandırmak, düzene girmek; iyileşmeye yüz tutmak
yürekli, yiğit, cesur
dert ortağı olmak, kederini paylaşmak
başkasını gölgede bırakmak
başlangıç; hücum, saldırı
zarif, esprili, nükteli
işaretlemek; dikkate almak; iz; marka
boş yere; aşırı derecede
çözmek; iptal etmek; geri almak; mahvetmek
hissi, duygusa
kabul etmemek, reddetmek
suç ortağı olmak
uygun
baş sağlığı dilemek
düzeltilebilir
başlangıç noktası
mob
kalabalık, izdiham, ayaktakımı
sızmak, kaçak yapmak, akmak
toplamak, yığmak
fazla resmi, çok ciddi
anlaşma
gönüllü olarak vazgeçmek
düşünceye dalmak
ölçüp vermek, taksim etmek (ceza vs.)
nafaka
vakit öldürmek, oyalanmak
biçimlendirmek, şekillendirmek
başlatmak; yer göstermek
gereksiz, aşırı
denge
etraflıca anlamak
çalkantılı
sonuca ulaşmak, doruğa ulaşmak
kaldırmak, yok etmek
alışmak
şan, şöhret
tuhaflık, acayiplik; yabancılık
toplantıya davet etmek, çağrıda bulunmak
geveze
lezzetli
engel olmak
iyiliksever
via
...yolu ile, ...geçerek
kriz, önlem almayı gerektiren olay
dikkatli; açıkgöz; becerikli; sakin; tutumlu
uzlaştırmak, barıştırmak
terbiyeci, yetiştirici (hayvan vs.)
yüklem; ifade etmek; doğrulamak
ağlayıp sızlayarak şikayet etmek
oldukça, epeyce
yükselmek, doğmak, meydana çıkmak
zenginleştirmek; kuvvetlendirmek
iş, mesele, konu
büyükçe, oldukça büyük
aniden durmak; ilişiği kesmek; koparmak
bitirmek, sona erdirmek
istifa etmek; inmek
hatırlamak
belirtmek, işaret etmek, göstermek
göze çarpmak, farkedilmek
ödül kazanmak; kaçırmak; öldürmek
güvenmek
kefaletle kurtarmak; paraşütle atlamak
ilave etmek, eklemek; güçlükle geçinmek
tesadüf etmek, rastlamak; çarpışmak
uzun vadeli
başarısız olmak
uygun gelmek, uyuşmak
suçüstü
fiyat indirmek; seçmek; kayıt etmek
önermek
atlamak, ihmal etmek; yapmamak
yenilmez
heves, istek
suçluları iade et(tir)mek
sosyal haklardan yoksun
yaratıcılık, hüner
ayak basmak; ayak altında çiğnemek
dehşete düşürmek, korkutmak
önlemek, engellemek
süregelen, sürekli
iptal etmek
gevşek
tehlikeye (riske) girmek
böylece
açıkça
ısrarla
kolayca, çabucak; gönüllü olmak
daire; çevre, camia
sabit bir şekilde, sürekli
aleyhte
dakik bir şekilde
çabucak, canlı bir şekilde
ticaret
teslim etmek
göç etmek
tek tek
çalıştırmak
miktar; skor, sayı; çentik, çizik
ortadan kaldırmak
öldürücü
gümrük
boşuna
gerçekten, aslında
gelenek, görenek
gergin, endişeli; sinirli
geliştirmek
tamamen
kuruluş
masraf
cerrah
morali bozuk olmak
tam, kesin; halis; ifade etmek
-den kurtarmak, kurtulmak
gözden geçirmek
kontrol, denetleme
daha sonra
derinlemesine, derinlik
yanıp kül olmak
görüşmek
çalışkan
kesin söylemek
sipariş; düzen, nizam
rahatsız olmak
sadece
kararlı, istekli; niyet, maksat
aid
yardım etmek
hayrete düşmek
fark
uğramak, ziyaret etmek; çağırmak
mevcut durum, statüko
dayanıklı
kasten
konu
parça
alayvari bir şekilde
hırsızlık
onaylamak
davranış
memur; resmi
inkar etmek
adaylık
aday
spy
casus
lağv etmek, ortadan kaldırmak
utançtan
yükseltmek, kaldırmak
neşelenmek
artık, hiç
yarar, fayda
ihtiyaç maddeleri
ayı; dayanmak, katlanmak; taşımak
katılımcı
tartışmacı
başlayacağı kesin olmak
ayaklarının ucunda yürümek
tesis, mülk
iddia etmek
ziyadesiyle
askerlik hizmeti
kamu
(otel vs.) giriş yapmak
(hatta) kalmak, ayrılmamak
yüksek sesle çağırmak (birşey söylemek)
havalanmak
(düğme vs.) düğmeleme, bağlamak
göstermek
çözmek
-e cevap vermek; kabul etmek
-den meydana gelmek
yok etme
imha eylemi
üstesinden gelmek
ifade; tanıklık; kanıt; ispat
sarmak, etkisi altına almak
acımasız
çok yönlü, becerikli, her işe uygun
yumuşak, pürüzsüz
zengin
kandırıcı
boş, münhal (kadro vs.)
246 items.
Contact - About - Help - Switch Theme