Wordset: Play
    
kıyas
nota dizisi, gam; bir şeyin tamamı
yüksek mevkili kimse; büyük adam
kabul etmek gerekirse; hiç kuşkusuz
beşgen
dar ve derin vadi, dağ geçidi
atama, aday gösterme, adaylık, tayin
hoşgörü, tolerans; tahammül
görme, görüş; öngörü; hayal gücü, düş
son söz; sonuç bölümü
batı rüzgârı, esinti; ince kumaş
kadın elbisesi, rop
klor
kişniş
çekmece
kadın gömleği
derinden; içten; çok, son derece
saç kepeği
cefa; sertlik, katılık; özen
tutmak; ambar
eşantiyon, hediye; ucuz; açığa vurma
nohut
sıkıştırmak, ezmek
coğrafya
rahatlamış, ferahlamış
düş, fantezi, hayal gücü, imgelem
dövmek, kırbaçlamak; satmak
frozen flavored ice on a stick
fırın, ocak
kabin, küçük oda, hücre
sulu, cıvık, şımarık, sırnaşık, arsız
terlemek; ter; zor iş
zorlamak, güçlendirmek
tükürük, salya
takılmak, sataşmak, kızdırmak
heykel, statü, yontu
gökkuşağı
arka, arkadaki, sonraki
bocalamak, debelenmek; dilbalığı
çevirmek, döndürmek, dönüş, devir
noktalı virgül
kızgınlık, öfke
hırçın, aksi, huysuz
buhar, istim; buğu; buhar çıkarmak
yulaf lapasi
dağıtmak, yayılmak; serpilmek
masaj, masaj yapmak
solgunluk, soluk benizlilik
tempolu ve yavaş koşma
sütten kesmek; vazgeçirmek
yasaklamak
pratik, uygulamalı
model, ilk örnek.
study of the development of the human race
assign a priority to
kum saati
dipnot
sempatik, cana yakın; girgin
çözmek, açmak; gevsemek, rahatlamak
herd, pack; crowd; gather
word having the opposite meaning of another word
bahçe küreği, kürek
sanki, -mış gibi
of or pertaining to idealists, principled
one who lives according to some standard of perfection
hastalık belirtisi, sendrom
dürbün
kartal
endüstri, sanayi; çalışkanlık
rabble, lower social classes
acınacak halde, acıklı, içler acısı
ritim, ahenk, uyum, vezin, tartım
kafa; ufak bardak; içki ölçüsü
laboratuvar
kolesterol
eleştirmen
kayısı
halisünasyon görmek, sanrılamak
ansiklopedi
mücevherat, kuyumculuk, takı
ordinary, uninteresting
manage, supervise; implement; supply
konaklama; uyum, uzlaşma
sızmak; sızıntı; balçık
guarantee; authority; justification
briefly, impermanently, passingly
permit; approve; empower
diversity, multiplicity; kind
çekirge
exaggeration, embellishment
kulak çınlaması
tembel, miskin, uyuşuk; kaytrarıcı
stop, halt, cease; break
amatör; meraklı
ilahi; ilahi okumak
conversation, discussion, talk
un
montaj
yabancı, dış
yabancı, ecnebi
vigorous, full of energy
papaz
unit of area used to measure plots of ground (4047m2)
science of numbers and number patterns and forms
picture, envisage, imagine
parantez, parantez işareti
telaffuz etmek, söylemek; bildirmek
telaffuz
biftek
tema, motif, içerik, melodi, konu
aktris, kadın oyuncu
yarı, yarım, buçuk
melodik, ahenkli
koro; nakarat
koro
işaret, sinyal; işaret vermek
kına
kıta, dörtlük
yabani ot, tütün, esrar; cılız kimse
make quieter; silent
zamk, tutkal; yapıştırmak
mermi, kurşun
şımarık, nazlı; bozulmuş, berbat
istekli, eğilimli, niyetli
askıya alma, askıda, asma
mücevherat, kuyumculuk, takı
sabırsız, tahammülsüz; tez canlı
practice session for a performance
cheerful, happy, joyful
joyful, cheerful; naughty
laughable, causing laughter, funny
ağırlık, yük; tartı; önem
şalgam
lale
müdür, yönetmen
abandoned, forsaken
hancı, otelci
elbise, giysi, kılık; giydirmek, donatmak
teklif, öneri, tavsiye, fikir
yeğleme, tercih
esnemek
ısrar eden; acil
tonlama, titremleme
konuksever
salatalık
bencil
tekrar, yinelenme
tiyatroya ait, dramatik, teatral
boo
yuh!, yuhalamak, ıslıklamak
baharat
sürdürmek, devam ettirmek; ücret, maaş
sarkaç
tatlı söz, sevgi belirtisi
dereotu
kimyon
çok bilgili kimse, bilge
zayıf, dayanıksız, çelimsiz; narin
duyarlı, hassas, alıngan
leylek
telaş, acele; acele etmek
sulu, şımarık, sırnaşık, arsız
tahmin, teşhis, öngörü
hazır ve nazır, her yerde olan
çıkarmak, boşaltmak; salgılamak
yaprak, sayfa, tabaka
tiz, keskin, cırtlak
takip etmek, peşinden gitmek
kırsal bölge
serbest çalışan
taklitçi; özenti
görüşürüz, hoşça kal
nane, nane şekeri
eğitici; tenis ayakkabısı
dadı
kriter, ölçüt, kıstas
geçit töreni, gösteri
veznedar, banka memuru; anlatıcı
marangozluk, doğramacılık
ufak çukur; kuvvet
makyaj; yenilemek
kat
keg
fıçı, varil
akranlık, benzerlik; sempati
emzik; arabulucu
ayrık, ayrı, farklı
sezgisel
ağır, zahmetli, külfetli
yumuşak, kibar; mülayim
oyun alanı
sonuca ulaşmak, doruğa ulaşmak
yüklem; ifade etmek; doğrulamak
uzatma, uzanım
ünlü, meşhur, şöhretli, şanlı
bol, pek çok
genç kız
doğal ortam, yetişme ortamı
nikâh, evlilik bağı
perçem, kâkül
volkanik, ateşten
cezalandırmak, dövmek
balkon
başlangıç, (sahneye) ilk çıkış
zehir; zehirlemek
kuşkulanmak; şüpheli, sanık
bahşetmek, vermek, gelir bağlamak
sakınmak, kaçınmak; sabretmek
eşsesli, sesteş sözcük
sert, şiddetli, azılı
saydam olmayan, donuk
bellek, hafıza; anı, hatıra
not, kısa not
karar vermek; çözmek, halletmek
hortum, boru; çorap
her şeye rağmen, ne olursa olsun, aldirmadan
mırıltı; homurdanmak, söylenmek
bone, başlık, kep; kaput, kapak
tren; yetiştirmek, eğitmek
konuşma, nutuk
kuzen
patlıcan
gırtlaksı, gırtlaktan çıkan
çalı, çalılık
önem, etki, itibar
kabul, rıza, onay
tembel, uyuşuk, üşengeç
yenilik getirmek, değişiklik yapmak
dikey, dikgen
azim, sebat, kararlılık
gökdelen
kafa derisi
atışma, tartışma
asılı; sallantılı süs; flama
defetmek, kovmak; sürgün
tarama aygıtı; dibini taramak
itaat eden, boyun eğen; uşak ruhlu
yağış, yağış miktarı
şişirmek, kabartmak
ion
iyon
pad
yastık, ped; doldurmak
ağız bozukluğu, sövme
yanık; haşlamak
gelmeyen kimse, devamsız
oy pusulası; oylama
övgü, ödül
hamlık, toyluk
şampiyon
havaya yükselmek, havada durmak
olumsuz yanıt veren kimse
sağlık hizmetleri, hıfzıssıhha
içmek; yudum
sivrisinek
uçucu; oynak, değişken; geçici
salça, domates salçası
mola; kırmak, kesmek, bozmak
katılım
çeşitli, muhtelif
saçak buzu, buz salkımı
mahalle papazı, piskopos vekili
bayrak
edebiyat, yazın
kapamak, kapatmak
girmek; giriş
kısalık, özlük
bildiri, duyuru, tebliğ
defne; şan, şöhret; [kral tacı]
kumar, kumar oynama
baştan çıkarma, ayartma, iğfal etmek
gelin
muamma, bilmece
manken, taklit model
yapıcı, inşaatçı, müteahhit
stok; dükkân; depo; depolamak
peruk
tar
katran
göbek; merkez
dar geçit, tıkanıklık
baca, fabrika bacası
binanin ön yüzü, bina cephesi
ihtar, uyarı, ikaz
lüks, havalı, gösterişli
toplum, topluluk, dernek
havaya yükselme
biliş, kavrama, idrak
kur yapmak, zamparalık etmek
devredilemez, satılamaz
dolanmak; dolambaçlı yol
merdiven
trabzan, korkuluk
alıkoyma, tutma, saklama, muhafaza
tanecik, zerre
bobin; halka, kangal; sarmak, dolamak
şişkin
sürü, yığın
dünya dışı varlıklar, uzaylılar
ewe
dişi koyun, marya
eşik, pervaz
beş dizelik nükteli şiir
kaygısız, neşeli, keyifli
etiket; çıkartma
kaş, alın; kenar, yamaç
Amerikalı
havale, para gönderme
sondan bir önceki
müşteri
bıyık
çırpmak, süpürmek; fırça
korkak; dehşete düşmüş
ekleme yapma; ara değerini bulma
ima etmek
ancak, güç belâ, zorlukla
raket; gürültü, patırtı
roman; yeni, alışılmamış
havlamak; ağaç kabuğu
atasözü
et suyu, çorba
mide bulantısı; iğrenme
kavalcı, gaydacı
yüce, ulu; süblimleşmek, yüceltmek
seyreden, bakan kimse
ödlek, pısırık
tiknaz, dolgun
asal sayı
ekip, tayfa
koşmak; hızlı yürüme
heybetli, görkemli, şatafatlı
iş, eylem, fiil
yenmek, alt etmek, önlemek
sadaka, zekat
üzmek, canını sıkmak
kuram; tahmin
yeniden yapmak
çirkin, igrenç, tiksinç
misk, misk kokusu
çıkarmak, dışarı atmak
telâffuz, söyleyiş, ifade
ail
hasta olmak, hastalanmak
yaldızlamak, altın kaplamak
adlandırmak, isim koymak
lekelemek, matlaştırmak; donukluk, karartı
ustalık, hüner, beceri
pirinç, pirinçten yapılmış eşya
sükûnet, dinginlik, huzur
akış şeması
askı, pantolon askısı
seyir, yolculuk, uçuş
okul kaçağı, kaytarıcı
pejmürde, kılıksız; rahatsız; tohumlu
ağustosböceği
dış kaynak kullanmak
nişanlı
peni, sent, kuruş, metelik
emlakçı
yapıt, eser
sone, on dört mısralı şiir
cesaret, yiğitlik
saray mensubu, nedim
neşe, sevinç
çeşitli, türlü türlü
nay
yok, hayır, ret
ye
sen, siz
daha önce, önceden
memnun; istekli; mecburi
tay
kurnaz, hileci, akıllıca düşünülmüş
sınır işareti
süslemek, güzelleştirmek
karalama, iftira, hakaret
gaspetmek, zorla almak, el koymak
takoz; tıkamak
sembolik, itibari, sözde
pirinçten, tunçtan; arsız, yüzsüz
kartuş, kutu; fişek
nerede, nereye
hayalet, hortlak
demir; ütü; ütülemek
kan
bel
karaciğer
akciğer, ciğer
emeklemek, sürünmek
sevimli, tatlı, cana yakın
dağıtım; özel izin; muafiyet; yazgı
narin, zarif; titiz; sevimli; leziz
asık suratlı, üzgün
zımpara kağıdı
tırtıl
vida; vidalamak; kazıklamak
tiyatro
gezinti, gezi
baharat, sos, çeşni
yetersiz, kıt, sınırlı
şiddetlendirmek, ağırlaştırmak
jay
alakarga
sukabağı, su kabı
adele; kas gücü
kumaş örneği, parça kumaş
bakkal, bakkal dükkânı
tahsis, ayırmak, bölüştürmek, tahsis etmek
şekerle kaplamak
kazma, çapa
çayır, mera
kaptan köşkü, dümen kumanda odası
iğrenç, tiksindirici
son, uç; ölümcül
liman işçisi
azimli, kararlı, yılmayan
serpiştirmek; ince yağmur
bulvar, cadde
güneş çarpması
emir, buyruk; hüküm, karar
kanıtlamak, onaylamak, doğrulamak
sıska, cılız, çelimsiz
vicdan azabı, huzursuzluk; bulantı
fener, fanus
bülbül
susturucu; boyun atkısı, kaşkol
başlangıç, önsöz, giriş
ode
vezinsiz uzun şiir; gazel; kaside
linç etmek
mızrak, kargı, zıpkın; mızraklamak
bebek arabası; gezici
çabuk; çevik; uyanık, açıkgöz
serçe
başlık, ünvan
istila, akın, üşüşme; içeriye akma
taçyaprağı, çiçek yaprağı
yan yan, yandan, yanlamasına
batırma, daldırma, dalma
yola çıkmak; başlatmak; patlatmak; göstermek
kargo, yük
hayal kırıklığına uğratmak
rutin; alışılmış, sıradan; görenek; yordam
mısır, darı
kısa, az ve öz, veciz
lonca, esnaf birliği
ekmek kızartma makinesi
maşa
kepçe; kepçe ile koymak
rende
ayrı ayrı, bağlantısız olarak
mandıra, süthane
geri sarmak
bakım, tamir, elden geçirme
gözlem evi, rasathane
samanyolu
ışık yılı
küçük gezegen
geçersiz, boş, hükümsüz
sonsuz, ebedi, ölümsüz
sonsuz, sınırsız, sayısız
zehirli, toksik
tutarlı, istikrarlı, sürekli
hediye olarak, ücretsiz; övgü dolu
salkım, tutam; kümelemek
bıyık
parçacık, tanecik, zerre
yoğunluk
sel, taşkınca akan su
çeşme suyu
fıstık
fındık
kekik
fıstık ezmesi
lahana
kabak
turp
iptal etmek, feshetmek
milli marş, şükran ilahisi
çelişki, aykırılık
sayısız, çok sayıda
çarpıcı, müthiş; sersemletici
depar, çıkış, aşmak, daha hızlı koşmak
yankı, akis, eko; yansıtmak
kaydolmak, yazılmak
koyu kırmızı, kıpkırmızı
arı kovanı
(diş) gıcırdatmak
bodrum, bodrum katı
mini, minik, ufacık
hareketli, canlı, çevik, enerjik
vejetaryen, etyemez
kibirli, mağrur
balkabağı
kara kurbağa
etkisizleştirmek; sakatlamak
cimri, pinti
halk şarkısı, türkü, şiirsel öykü
eski, geçmişe ait
yiv, oyuk; adet, gelenek; harika şey
banyo, tuvalet
çok dil bilen
eğilmiş, bükülmüş; ip haline gelmiş
kopya, suret, faks; kopyalamak
safdil, ahmak, avanak
küçük yıldız, yıldızcık
kısasa kısas, dişe diş, misilleme
telâfi etmek, geri almak
bol, iri yarı, ağır, etkili
dizi film, arkası yarın; heyecanlı yarış
kalitesiz, baştansavma; bayağı
şelale, çağlayan
birikimli, toplanmış, çoğalan
küçük, ufak, cüzi; küçük harf
ödeme, ücret, bedel
ufuk çizgisi
dava; dava etme
sağlıkla ilgili; hijenik, temiz, sıhhi
mala; malalamak
belâ, musibet, veba; rahatsız edici şey
dolandırıcı, sahtekâr
eşanlamlı sözcük, anlamdaş
gerçi, her ne kadar, ise de, -e rağmen
eğlence, alem, cümbüş
savurgan; israf etmek; bol, çok
kulube, büfe; köşk
ufak kanguru
süre, müddet; devre; kriz, nöbet
sirke
dub
dublaj yapmak; ad takmak
eşekarısı
olası, muhtemel; varsayımsal
külçe, küçük değerli şey
emanet belge
esas, temel; tesis etme; kurum, vakıf
uğur böceği, hanım böceği
yusufçuk, kızböceği
canı istemek, gibi hissetmek
kırmızı, al
düşmek, dimdik düşmek
mitolojik ejderha; kızıl akbaba
yas tutmak, matem tutmak
yama; yamamak
kısır döngü
sözcüksel
terim, tabir, ifade; anlatış tarzı
yapışma, birleşme, bağlılık; uyuşma
eşsesli, sesteş, eşadlı
bitirmek, tamamlamak; sarmalamak
başlamak; başlama vuruşu
nargile
sihir, büyü; sihirbazlık, büyücülük
içe dönük, içine kapanık
sivilce
seri, dizi, silsile
sew
dikiş dikmek
mow
biçmek; ot yığını
girişim, teşebbüs; inisiyatif
vicdanlı, insaflı; itinalı; dürüst
gülünç, komik, saçma
sabun; sabunlamak
makara, bobin; makaraya sarmak
karşıya geçmek
çok sulu; verimli
kısıtlamak, engellemek, önlemek
alıcı, mal gönderilen kimse
tuhaf, acayip; yabancı; uzak
kurt gibi aç; yırtıcılaşmış
kurumak, kavrulmak
az gösterme, küçültme
eşekarısı, yabanarısı
yat
örgü; kıvrım; örmek
gürültücü kalabalık; ayaktakımı
kanepe, sedir
kanepe, divan, sedir; ifade etmek
cüret etmek, cesaret etmek, kalkışmak
hırslı, açgözlü
küstahlık, saygısızlık; aşağılama
suçlamak, itham etmek
kid
çocuk; oğlak; şaka yapmak
sadece, henüz, şimdi; adil
amca, dayı, enişte
way
yol; yön; yöntem
gizli, saklı; ötedeki, sonraki
ipek
daha uzak, uzaktaki, ötedeki
yer, mekan; yerleştirmek
ahşap, tahta, odun, ağaç
yanak, avurt, yüzsüzlük
oldukça, epey, tamamen
şahin, atmaca, doğan; avlanmak
çatlak, yarık, ayrık
kıvırcık lahana, karalahana
vurgu; vurgulamak; önemli olay
karşı, aykırı, aleyhte
bekârlık; dini nedenle evlenmeme
fötr şapka
biberiye
aldatma, ihanet; imansızlık, kâfirlik
düşünmek, sanmak
günlük, gündelik; her gün
talim; bilim dalı; ceza; terbiye etmek
dolmalık biber
iki başlı kas, pazı
tabak, çanak; yemek
fesleğen, reyhan
marul
bağnazlık, yobazlık, taassup
çap
planör; kayık
dolmakalem
cirit, kargı, mızrak
saman, kamış; pipet
sandal, sandalet, çarık
geveze, lafebesi
güzel ve çekici kız; bakıcı
is lekesi; kirletmek, bulaşmak
araba tamircisi, makinist; mekanik
bulutlu, kapalı (hava)
kalbur, elek, kevgir; elemek
öfke, huy, ruh hâli
fad
geçici heves, çılgınlık, merak
ortaçağa ait, ortaçağa özgü
ayrı, parça parça; birbirinden uzak
düzeltme, iyileştirme; yasa değişikliği
seçimle ilgili
destek, dayanak; desteklemek
kayma, savrulma
tasfiye etmek, elden çıkarmak
haciz, icra; vergi koymak; zorla toplamak
klima
şömine, ocak
elektrik süpürgesi
danışman, müşavir; uzman doktor
uyuklamak; kısa uyku
heyecanlı; tedirgin; taşkın
et suyu; sos
yulaf ezmesi
erkek arı; kumandalı uçak; parazit; vızıldamak
vazgeçmek, bırakmak
cisimlenmiş, vücut bulmuş
korkusuz, gözüpek; etkilenmemiş
testere dişli, tırtıklı
koltuk
çorap; stoklamak
gitmek, ayrılmak; denize açılmak
tamamlamak; tam, eksiksiz
patlama yapan ünsüz
kazan
kepek, buğday kepeği
askeri, savaşa ait
mahmuz; mahmuzlamak; dürtü; çıkıntı
agaç kesicisi, oduncu; kaydedici
krema; vanilyalı sos
önceki, öncül; yerine zamir gelen isim
tub
küvet, tekne
mayonez
sebze; bitki; bitkisel, nebati
karnabahar
kırtasiye, mektup kâğıdı ve zarf
pansiyon, yurt, han
küstah, yüzsüz, arsız
tekel
seçkin, güzide, ünlü; sivrilmiş
kulak kabartmak, gizlice dinlemek
kötü durum, ciddi durum; söz vermek
beyin takımı, danışmanlar
tembellik, uyuşukluk, üşengeçlik
ağaç yaprakları, yeşillik
çıtırdak, gevrek, kıtır kıtır
neşeli, şen, kaygısız; gösterişli, şık
bufalo, manda
rahatça yürümek; salınarak yürüme
kadeh, kupa
büyütmek; abartmak
alabora olmak, devirmek
taşa tutmak, fırlatmak; post, pösteki
buruşturmak, kırışmak; çökmek
sapan, mancınık
değişmiş, mutasyon geçirmiş
ev, mekân, sık gidilen yer
geyik boynuzu
greyfurt
nakış işlemek, işlemelerle süslemek
tebeşir; tebeşirle yazmak
eğlenme, neşe; eğlenmek, oynamak
gizemli kimse, anlaşılmaz kimse
zatürre
nut
fındık, ceviz; vida somunu; çatlak, kaçık
tekdüze, monoton, sıkıcı
palavra, saçma, zırva; şişman salam
ana kapı, giriş kapısı
karşılıklı olarak; tersine
çırpınmak; başarısızlık, fiyasko; düşme sesi
karışım, potpuri; karışık, çeşitli
birleşmek, katmak, üye olmak; bağlı şirket
memur; subay
temsilci, mümessil
soya peyniri
ihtiyat, öngörü, sağduyu
nefret, kin, iğrenme; nefret etmek
kısmak; boğmak; vana
tadını çıkarmak
lapa gibi, yumuşak; aşırı duygusal
kaçınmak, çekinmek, korkmak
dolap, yüklük
bölünen; hisse, kâr payı
genç kız; bakire
tahta; meclis, heyet; binmek
pirinç; pilav
komite, heyet, komisyon, kurul
havaalanı, havalimanı
salon; tembelce uzanmak; kanepe, divan
elk
kanada geyiği
kıskanç, kıskanan
kurmak, inşa etmek; dikleşmek; dik
tıngırdatmak, acemice çalmak
peri, cin, hayalet
ear
kulak; kulak verme; başak
azar
memeli hayvan
giriş müziği
rütbesini indirmek, indirgemek
ölmek, can vermek, çürümek
tanım, tarif, tasvir, açıklama; çeşit
demir parmaklıklı; yasaklanmış
aydın, entelektüel, akıllı kimse
bardak; cam
başı dönen; sersem; hoppa, uçarı
izlemek, gözlemek; kol saati
telif hakkı; telif hakkı almak
dondurma
çığlık, feryat; bağırmak, çığlık atmak
küre, top; dünya
ödeme; kurtarma; geri alma
arpa
yutmak; ezberlemek; kırlangıç
manken, model
çene
boyun; yaka
incelik, zerafet, anlayış
yorgun, bitkin, bezgin; yorucu
yalnız, yapayalnız
ishal
dört sesli parça, dörtlü
cüretkâr, pervasız; cesaret, yiğitlik
sersemlik, şaşkınlık; sersemletmek; afallatmak
aldatmak, dolandırmak; dalga geçmek
sakatlama, bozma
nesil, kuşak; bel, rahim
akraba kayırma
hırslı, doyumsuz, arzulu, hevesli
çit, parmaklık; eskrim; kaçamak cevaplamak
koklamak; burun çekmek
koku; koklamak
kehanet; kâhin
hak edilen ceza
arasında
omuz; destek; omuzlamak
şekil, biçim, form
bir kere daha!, tekrar!; yeniden istemek
doldurmak; tazelemek
bakım, onarım; koruma; nafaka
dud
işe yaramaz, sahte, dandik; fiyasko
tek yönlü, tek taraflı
tekrar doldurmak, ikmal yapmak
puma
boz, gri, kırlaşmış
diyot
şikâyet, yakınma; rahatsızlık
zorba, despot, otokratik
doğramak; karışık şey; haşhaş; kıymalı yemek
miyav; miyavlamak
kafes, örgü
kısaltmak
sardalye, ateşbalığı
dilek, istek, arzu; istemek, dilemek
cadı, büyücü kadın
aşçı; pişirmek
kurabiye, çörek, bisküvi; adam
hızla döndürmek, çevirmek
aşırı sevinç, mest olma
açıklanamaz, anlaşılmaz
azalmak, küçülmek
iade etmek; para iadesi, geri ödeme
gözaltı; stajyer doktor; staj yapmak
vadesiz hesap, çek hesabı
vadeli hesap, tasarruf mevduatı
paralelkenar
muhabbetkuşu
şal, atkı, bol giysi
suaygırı
vazgeçmek, çekilmek
gerçekten yapılan, fiili, bilfiil
kuğu
cadaloz, şirret, huysuz kadın; kır faresi
ivy
sarmaşık
kısrak
beceri, ustalık; püf noktası
kanyon, vadi
dost, yakın arkadaş, kafadar
kürek; raket; yüzgeç; kürek çekmek
etkili, dokunaklı; hareketli
gece uyumama, gece nöbeti
başrahip, başkeşiş
başrahibe
utandırmak, bozmak
bora, fırtına
hakem; hakemlik yapmak
sağ salim, kazasız belâsız, masrafsız
vecize, özdeyiş, özlü söz
bekleme; konaklama
hikayeci, iyi öykü anlatan kimse
çağlayan, şelale; kademeli
avukat; savcı; istekli, talip; acenta
çocuk arabası
alçakgönüllü; uysal; ezik, silik
sulu, cıvık; özlü; çekici; ilginç
borçlu; minnettar, müteşekkir
vaftiz babası, manevi baba; mafya babası
vaftiz anası
kovmak, işten atmak, sepetlemek
jest, işaret; jest yapmak
kafası karışmış, heyecanlı, tedirgin
vaftiz etmek, isim koymak
şekerleme, bonbon
uyarmak, ihtar etmek
kendi hayat hikâyesi, özgeçmiş
biyografik film
tabutu taşıyan kimse
değiş tokuş; takas etmek, değiştirmek
tutucu, bağnaz, yobaz
erken, zamanından önce; erken doğmuş
güzel, çok iyi, harika
hatırlanmaya değer şeyler
kaymak, süzülmek; planörle uçmak
fag
sigara; angarya; yorulmak
saygısızlık; meydan okuma, karşı koyma
taç giyme töreni
itmek, sokmak, saplamak; hücum, saldırı
ayakkabı bağı; az, yetersiz; perişan
tugay, ekip, takım
muhabbet, şefkat, sevgi; meyil
siluet, gölge, karaltı
kalıntı, artık; bakiye; elden çıkarmak
huysuz, kaprisli, aksi, değişken
lavanta, eflâtun
dirsek, kol, krank; kaçık, acayip kimse
burçlar kusağı, zodyak
insancıl
boşa harcamak, israf etmek
pislik, kir
gıpta etmek, imrenmek; kıskançlık
züğürt, meteliksiz
ekoseli, kareli; ekoseli kumaş
van
kamyonet, minibüs
şaşırtmak
atlatmak, üstesinden gelmek
muhabir; yazışan
koç; özel öğretmen; otobüs
sos, tat, lezzet
aperatif, meze; başlangıç
yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
ana yemek; ana yelken
kapsamak, birleştirmek; anonim, tüzel
yerçekimi; ciddiyet, ağırlık, önem
odaksal, odak, merkez
sarmak, paketlemek, örtmek, bürümek
havlu
yerleşmiş, kurulu
yağmurlu
gözden geçirmek
ova, düz arazi
umut, ümit; ummak
hop
sekmek, zıplamak, hoplamak
uygun bulmamak, protesto etmek
yeraltı; gizli; metro
guguk; guguk kuşu
havyar, balık yumurtası
fırıncı, ekmekçi
tarıma elverişli, sürülebilir, ekilebilir
yatmak; teslim etmek; ihbar etmek
geri çevirmek, reddetmek; kovmak
ağaç kesmek; kereste; hantal
eğrilik, kavislenme
helezon; burgu; salyangoz
iz, yol, patika; izini sürmek; sürüklemek
düzenli, derli toplu
sırt çantası
çömlekçi; oyalanmak, vakit geçirmek
pürüzlü, engebeli; kaba
kireç lambası; spot ışık; ilgi odağı
canlı gibi, gerçek gibi
çok sevmek, tutkun olmak; bunamak
azimli, kararlı
istek, eğilim, yetenek; eğri, kıvrık
takvim
ima, dokundurma, kinaye
ağır ilerlemek, ağır yürümek
cümbüş yapmak
giriş, katılma; kabul; itiraf
hediye olarak. bedava, şirket hesabına
gurbet çeken, vatan hasreti çeken
cep; torba, kese; çukur; cebe koymak
ud; ud çalmak
çiçek soğanı; ampul
eşi görülmemis, emsalsiz, eşsiz
yeralmak, katılmak, rol almak
madalya
deniz feneri, fener kulesi
kavun
ısı, sıcaklık; içtenlik, samimiyet
mendil
muska, nazarlık, tılsım
günlük, ajanda; hatıra defteri
bagaj
due
tam, doğru; vadesi gelmiş; uygun, gerekli
ölçümcü, araştırmacı, bilirkişi
ağrı, azap, elem, dert; acı çekmek
şu bakımdan ki; çünkü; madem; -dığı için
kapsam; haber yayın süresi
kirli beyaz, grimsi beyaz
ömür boyu, hayat boyu
kraliyet, krala ait, krallara lâyık; şahane
suyunu almak, kurutmak, su kaybetmek
kabuk, deri, dış yüzey
duman; sigara içmek; tütmek; tütsülemek
solmak, güçten düşmek
fıkra, kısa hikâye, anekdot
panzehir, çare
ufalamak, parçalamak; harap olmak
araf, belirsizlik; zindan, çıkmaz
ayakta tedavi edilen hasta
dilek kipi
sonek; sonuna eklemek
telgraf
eğri, yamuk; çarpık
yetersiz, az, kıt, zayıf, yavan
kaçmak, hızla uzaklaşmak
söyleyebilmek, söylemeye cesaret etmek
geçinecek kadar para kazanmak
fakir, muhtaç, yoksun
kapkaççı, hırsız
çirkin, iğrenç, korkunç
renkli kalem, mum boya, pastel
belli bir gruba hitap eden; özel, gizli
ananas
alışılagelmiş, alışılmış; bağımlı
indirmek; hayal kırıklığına uğratmak
başka bir şekilde ifade etmek
karşı olmak; düşünce ayrılığı, muhalefet
tuzak kurmak; kapan; trampet kirişi
kadar, dek; kasa; toprağı sürmek
sitem; azarlamak, kınamak
söndürmek, dindirmek, bastırmak
vızıltı; vızıldamak, vınlamak
hamur işi; pasta
bildircin; ürkmek, korkmak
oymak, kabile
çelenk, halka
yeşilaycı, içki içmeyen, içki karşıtı kimse
fışkırmak; yıkamak; yüzü kızarmak
kendini beğenmiş
patlıcan
masa şeklinde, yassı, çizelge halinde
kağıt kapaklı, ciltsiz (kitap)
şaşı, şaşılık; şaşı bakmak; yan bakış
huysuz, ters, somurtkan
şekilsel, tipik, kip, model
çanta, el çantası, kese
buz pateni alanı, paten sahası
kıyamet; vahiy
loş, koyu, kasvetli; ağırbaşlı, ciddi
olay, vaka; özel durum, ayrıcalık
elbette!, kesinlikle!, şüphesiz!
adi, bayağı; hizmetçiye ait
hesap makinesi, hesap yapan kimse
vazo
top; bilye
silgi; kauçuk; lastik
cetvel; hükümdar, yönetici
iğrenç, çirkin
buzdağı
alev; parlamak
muaf; muaf tutmak
erimek, buzları çözülmek
karanlık, hüzünlü, loş
uygun, adil; fuar
beyaz karınca
indirim, ıskonto; iade
yapışmak, bağlı kalmak
sıkı önlem, baskı, kısıtlama
erkek ördek, suna
parlaklık; hararet; korlaşmak, yanmak
ağırdan alan, uyuşuk tip, mıymıntı
durmak; duruş; mola; mola yeri
ruhsat, izin; taviz; imtiyaz; kabul, teslim
zührevi, cinsel
sırıtmak; yapmacık gülümseme
içten içe kaynamak; pişirmek; galeyan
kadın kahraman
ev halkı; eve ait
seyreltmek, sulandırmak
ayrıştırmak, damıtmak, saflaştırmak
birikmiş iş, yarım kalmış işler
orada, o konuda
cenaze töreni
bıçak ağzı, kılıç
ayna; yansıtmak
uyandırmak; canlandırmak; kışkırtmak
dizi, seri, sıra, ardışıklık
1001 items.
Contact - About - Help - Switch Theme