Wordset: Play
   
hurt acıtmak
happen olmak, meydana gelmek
probably muhtemelen, olasılıkla, galiba
exactly tam olarak, tamamen, aynen
matter önemi olmak; madde; konu, mesele
world dünya, yeryüzü
found kurmak, temelini atmak
friend arkadaş
saw atasözü, testere
pretty güzel, hoş, sevimli; epeyce, hayli
happy mutlu
name isim, ad; adlandırmak
hope umut, ümit; ummak
son evlat, oğul
left sol; kalan, artık
money para
hello merhaba
best en iyi; yenmek, alt etmek
ask sormak, istemek
jack yükseltmek; kaldıraç
house ev
another bir başka, diğer bir, bir tane daha
whole bütün, tüm
own öz, kendi, sahip
try denemek; çalışmak, uğraşmak
enough yeterli
mind önemsemek; akıl, zihin
course yön, rota; gidişat; pist; kurs; tabak
else başka
father baba
nice hoş, güzel, sevimli, kibar
baby bebek
hear duymak
actually gerçekten
place yer, mekan; yerleştirmek
mother anne
leave müsaade, izin, ayrılmak, bırakmak
together beraber, birlikte
remember hatırlamak
bad kötü
care ilgi, itina, bakım
guess tahmin etmek, zannetmek
made yapılmış, üretilmiş
through direkt, içinden, sayesinde
wrong yanlış
kind iyi, yardımsever, nazik
big büyük
always her zaman
long uzun; çok istemek
stop durmak; durak
around etrafında
put koymak, yerleştirmek
keep tutmak; saklamak, korumak
last son; sürmek, devam etmek; dayanmak
fine güzel, hoş, ince; para cezası
feel hissetmek
other diğer, başka; öteki
believe inanmak
first ilk, birinci; önce
before önce
again tekrar
find bulmak
still hâlâ; hareketsiz, sessiz; sakinleşmek
people insanlar; halk; kişi
thought düşünce, fikir, sanı, görüş, kanı
give vermek
please lütfen
even hatta, bile; düz, düzenli; çift
life hayat
more daha fazla
sure emin; elbette, şüphesiz
never asla
need ihtiyaç duymak
little küçük, ufak, az
way yol; yön; yöntem
take almak; götürmek; tutmak
say söylemek
then sonra, o zaman
because çünkü
who kim
yes evet
tell söylemek, anlatmak
back geri, arka; sırt
will istek, arzu; vasiyetname; -ecek
when ne zaman
good iyi
come gelmek
there şurada, orada
how nasıl
go gitmek
think düşünmek, sanmak
get almak
right sağ; doğru
about hakkında, etrafında, yaklaşık
on üzerinde
just sadece, henüz, şimdi; adil
no hayır
for için
in içinde
what ne
Contact - About - Help